En yakınımızdakiyle bile aramızda öylesine uzun bir mesafe vardır ki, tahayyül etmekte güçlük çekeriz. Netice itibariyle, kendi derinliklerimizden habersiz yaşayan insanlarız biz.
Sayfa 35
Kötülüklere düşkün olanlar için dünya hayatında uzun süre kalmak günahları artırmaktan başka bir netice vermez.
Reklam
DANTE'NİN CEHENNEMÎ SEFAHATİ...
(...) Gençliğinde sürekli kitab okuduğu söylenir Dante’nin. Nerdeyse kör olacak kadar… Zamanının ilim ve sanat adamlarıyla kurduğu dostluklar yoluyla çok şey öğrenmiştir. Bir soyluya yaraşır şekilde, cemiyet arasında hızla yükselmektedir. Genç yaşta Floransa’nın tanınmış isimlerinden biri olur çıkar. Oysa bu hızlı yükselişin, ruhundan hangi faziletleri söküp aldığının şimdilik habersizidir. İlk darbe, Beatrice bir başkasıyla evlendiğinde gelir gibi olursa da, hızlı yükselişin sarhoşluğu içinde beklenen etkiyi yapmaz. Ama bundan iki yıl sonra, daha 24 yaşında, Beatrice beklenmedik şekilde ölüverince, Dante kendinden kaçacak yer bulamaz. “Beatrice’nin ölmesi, Dante için büyük bir darbe oldu. Bugün düşünüyoruz da, kaderin böyle tecellî etmiş olması, netice bakımından dünya edebiyatı için hayırlı olmuştur diyoruz. Çünkü Beatrice, Dante’nin kalbinde ve hayâlinde silinmez bir iz bırakarak, 24 yaşının taraveti içinde ölmekle, yılların yıpratıcı, bozucu, çirkinleştirici tesirlerinden kurtulmuştur.” Böyle diyor bir edebiyatçımız… “Beatrice, Dante’nin hayalinde, 24 ayar altun gibi saf bir hâlde kalmıştır ve İlâhî Komedya bu hayâlden doğmuştur” diyor; kendisi gibi düşünen Batılı edebiyat tarihçilerini takib ederek… __Dante, aşkı bu ölümle tanımış olmalı. Bundan önce aşkı “tatlı bir hayâl” sanan, onun İlâhî yüzünü görmeyen, görse de anlamayan kahramanımız, onun birdenbire ne kadar acımasız, ne kadar cehennem olabileceğini hissetmiş ve “cinnete benzer bir sefahat” içine sürüklenmiştir. Beyzadeliğin kibrini unutup, her türlü rezaletin bataklığına gömülmüştür. Defalarca uçurumun kenarına gelip gelip dönmüş, dönüp dönüp yeniden gelmiştir. Bu sırada yanında, bir süre sonra sürgüne göndereceği yegâne dostu Guido Cavalcanti bulunuyordu; ve o uçurumun kenarına her geldiğinde,
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 8, Ekim 1997) DANTE'NİN YOLCULUĞU -I-, (31 Ekim 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.)
Akademya Yazıları
Uhuvvet Risalesi
Hem en cüz'î işlerde de herkes hırsın sû'-i tesirini hissedebilir. Meselâ: İki dilenci bir şey istedikleri vakit, hırs ile ilhah eden dilenciden istiskal edip vermemek; diğer sâkin dilenciye merhamet edip vermek, herkes kalbinde hisseder. Hem meselâ: Gecede uykun kaçmış, sen yatmak istesen, lâkayd kalsan uykun gelebilir. Eğer hırs ile uyku istesen: "Aman yatayım, aman yatayım" dersen, bütün bütün uykunu kaçırırsın. Hem meselâ: Mühim bir netice için birisini hırs ile beklersin; "Aman gelmedi, aman gelmedi" deyip en nihayet hırs senin sabrını tüketip kalkar gidersin; bir dakika sonra o adam gelir; fakat beklediğin o mühim netice bozulur.
NECİP FAZIL'IN BİR SÖZÜ
Ben ne C.H.P. 'liden, ne Komünistten, ne Masondan, ne Yahudiden, ne Dönmeden, ne de herhangi bir Allahsızdan korkarım!.. Bunlar ne yaparlarsa yapsınlar; dâvayı merkezinden ve ruhundan vuramazlar! Ne yapsalar, ancak dâvayı merkezinden ve ruhundan büsbütün alevlemiş olurlar! Ben yalnız gönüldaşlarımızın idraksizliğinden ve dâvaya liyakatsizliğin-den korkarım! İşte -Allah vermesin- ancak böyle bir netice tahakkuk ettiği zamandır ki, bana, her şeyi tasfiye etmek ve evime çekilip yalnız ibadetle meşgul olmak ve bu topraklar üzerinde bu dâvanın zaferinden ümidi kesmekten başka bir şey düşmez!..
Netice olarak, günahkârla bir derdimiz yoktur. Ona dua eder, hidayet diler, yardım eder, iyiliğini isteriz. Onu hoş göremeyiz; çünkü günah olan bir ameli hoş görmek, itikadî açıdan çelişkidir. Ancak hoş görmesek de onun varlığını kabul eder, insan olarak haklarını teslim ederiz. Asıl derdimiz ise günahın kendisiyledir. Günahın yayılmasına, meşrulaşmasına razı olmayız. Günaha zemin hazırlanmasına, genç insanların teşvik edilmesine razı olamayız. Tüm peygamberlerin toplumlarıyla mücadeleleri bu minval üzere olmuştur. Bu yüzden, yanlışı hatırlatmak, hataya işaret etmek ve sessiz kalmamak bir peygamber mesleğidir.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Reklam
Reklam