Bu kitabı yorumlamadan önce neden bu kitabı okuduğumu anlatmak istiyorum. Son zamanlarda özellikle işimde çalışırken olmak üzere çok sık bir şekilde dikkat dağınıklığı yaşadığımı fark ettim. Normalde adhd gibi bir tanım da yok. Ancak son birkaç yılda telefon/ekran bağımlılığımı yenmeye çalışırken buluyordum kendimi. Sürekli diyete girip, birkaç kilo verip tekrar aynı döngüye girmek gibiydi bu. Anlatması kolay yaşaması zor. Özellikle şu anda sektörlerde işsizlik bu kadar yükselmişken, insanın sahip olduğu işe gerekli değeri verememesi çok yıpratıcı. Erteleme, ekranda oyalanma, ekranı zor görevlerden kaçış olarak görme, kafa dağıtma gibi bir sürü etkisi mevcut bu dikkat dağınıklığının. Elbette acımasız sonuçları da oluyor. Bu acımasız sonuçlara çok yaklaşmışken, artık bu yaşadığım şeyi podcast dinleyerek ya da video izleyerek değil, gerçekten okuyarak çözmeye karar verdim. Roman gibi türleri okurken hikâyeye kapılıp içine çekilebilme şansınız var ancak araştırma türü kitaplar ekstra dikkat istiyor bence. Nispeten okunması kolay da olsa dikkat dağınıklığım sebebiyle bu kitabı okurken bile zorlandığımı söyleyebilirim. Gelelim kitaba;
Kitapta dikkat dağınıklığının sebepleri, birden çok bilim insanı, araştırmacı, psikolog vs. tarafından yapılan çalışmalarla ve yazarın direkt o insanlarla iletişime geçmesi sonucu elde ettiği bilgilerle açıklanıyor. Tek bir sebep ya da tek bir kişi değil, birden çok sebep ve birden fazla ortamla alakalı olduğunu anlatıyor bize yazar. Alan adındaki vaftiz oğlunu sevebileceğini düşündüğü bir yere götürüp, çocuğun telefondan kafasını kaldırmaması sonucu bir aydınlanma yaşıyor ve bu konunun peşine düşüyor. Telefonunu bırakıp, interneti olmayan bir laptop ve telefon alıp Provincetown’da vakit geçiriyor yazarımız. Buraya ilk geldiğinde bir süre