Durdurulamayan İnsanlık 1 - Dünyanın hâkimiyeti kimin elinde?
7/10
·176 syf.·
2026 46. kitabı
"Tüm varlıklara… aramızdan ayrılanlara, yaşayanlara ve henüz dünyaya gelmemiş olanlara. Atalarımız dünyayı bugünkü haline getirdi. Gelecekte neye dönüşeceğine biz karar vereceğiz." s.8 Yuval Noah Harari'nin ilk Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitap sanki onun devamı veya daha da geliştirilmiş variantı diyebiliriz. Durdurulamayan İnsanlık, Homo Sapiens’in dünyadaki diğer tüm canlılara nasıl üstünlük sağladığını ve bu süreçte kolektif hayal gücünü; para, din vb. nasıl bir süper güç olarak kullandığını gösteren akıcı ve mizahi bir dille anlatan tarihi bilim serisidir. Evet kitap 3 seriden oluşmaktadır; Durdurulamayan İnsanlık 1 Durdurulamayan İnsanlık 2 Durdurulamayan İnsanlık 3 Harari’ye göre insanı durdurulamaz kılan şey alet kullanmak veya sadece iletişim kurmak değildir. Fikrimce, ruhlar, para ve devletler gibi soyut hikayeler uydurabilmesi ve bunlara milyonlarca insanın inanmasını sağlayarak devasa kitleler halinde işbirliği yapabilmesidir. Kitabın artısı şuydu bence; karmaşık tarihi ve bilimsel gerçekleri; ister biyoloji ve sosyoloji olsun, isterse de çocukların ve gençlerin rahatça kavrayabileceği bir anlatıma sahiptir. Çizimler ve konuşma dili, okumayı son derece keyifli hale getiriyor ki, bu en çok beğendiğim nüanslardan biri oldu. Kitap bir çok eleştirilere de açık olmuş; Mesela, Harari'nin dinleri "insanların doğayı kontrol etmek için uydurdukları hikayeler" olarak nitelendirmesi bazı okuyucular tarafından eleştirilmiştir. Böyle bir izahı olabilirdi diye düşünüyorum; Dinler yerine "Mitler" kavramı olsaydı belki daha doğru olabilirdi. Eskiden ağaçların, taşların, hatta kuşların "bülbül, kartal, vb" hayvanların veya nesnelerin mitleri mevcut idi. Bu subjekten bakarsak, durumun mahiyetini kavramamız mümkündür.
Düşünce
Durdurulamayan İnsanlık 1Yuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 20221,421 okunma
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu kitap bana bir olay anlatmaktan çok, insanın kendi içinde kurduğu düşünceyle nasıl değişebildiğini hissettirdi. Başta her şey çok mantıklı gibi geliyor ama sonra o mantığın aslında insanı nasıl yavaş yavaş sıkıştırdığını fark ediyorsun. Raskolnikov’un yaşadığı şey sadece yoksulluk değil, aynı zamanda kendi kafasında kurduğu “ben farklıyım” fikri. Bu fikir ilk başta ona güç veriyor gibi duruyor ama zamanla insanı kendinden uzaklaştırıyor. “Ezici bir yoksulluk içindeydi, ama buna bile aldırdığı yoktu.” Aslında her şey küçük bir düşünceyle başlıyor. Sonra o düşünce büyüyor, insanın içinde başka bir ses gibi yaşamaya başlıyor. “Güç gerek bana, güç! Güçsüz hiçbir şey olmaz!” Ama güç isteği arttıkça insan daha çok karışıyor. Ne doğru ne yanlış netleşiyor, her şey iç içe giriyor. Bir noktadan sonra insan kendi kendini ikna etmeye başlıyor. “Bir insanın artık gidebileceği hiçbir yerinin olmaması…” Bu his kitap boyunca sık sık geliyor. Sanki insanın seçenekleri varmış gibi ama aslında yokmuş gibi. Ve bu sıkışmışlık hali, insanı yaptığı şeylere doğru itiyor. “İnsanoğlu denen yaratığın alışamayacağı hiçbir şey yok galiba…” Bazen bir bakış, bazen bir karşılaşma bile insanın içindeki o düzeni bozabiliyor. Planlar çok sağlam gibi dursa da hayatın kendisi onları sürekli değiştiriyor. “Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanımadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz” Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey şu oldu: insan gerçekten neyi seçiyor, neye mecbur kalıyor, bunu ayırmak çok zor. Çünkü insan bazen kendini bile yanlış yönlendirebiliyor. “Kendine ait bir yalan, başkalarının gerçeklerinden daha iyi olabilir.” Sonunda geriye büyük bir
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Reklam
Fakat yine de yaşamak zorundasın!..
Puan vermedi·210 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:06
Yaşamak nedir? Her yaşayan da yaşadım der mi son vakit? İnsan mı yaşamayı öğrenir, yaşamak mı insanı eğitir? Fugui'ye genellikle okuma sonuna kadar da bir ısınamadım. Çünkü onun bile bile yaptığı hatalar tüm hayatını hatta hem kendi hayatını hem de ailesinin hayatını çok farklı yönlere çevirdi tabi ki. İnsanın hayatı biraz da tercihlerinden yön alıyor öyle değil mi?.. Sonraa 'ne ekersen onu biçersin'. Sahi Fugui ne ekti ki ne biçecekti? Bunların yanında Jiazhen'in hâlâ ona sadık bir eş olması ve ömrünü ona adaması biraz yazık dedirtti bana doğrusu, evet. Elbette burada şartlar, dönemler, yaşanmışlıklar, öğrenilmişlikler ve belki daha neler etkilidir tabi; fakat yine de fazlasıyla fedakar bir roldeydi bu hikâyede ve tabii ki Fugui onu hak eden bir aday değildi, olamadı ki kendisi de biliyordu. Zaten son pişmanlık neye yarardı ki?.. Fugui'nin Jiazhen'e sevgi beslemesi, değer vermesi, saygı duyması, dahası bir eş olarak onu saymak için Jiazhen'in per perişan olması, rezil rüsva da olsa her şeyi kabullenmesi, her halükarda haksız ve bir dolu fedakarlık sonunda yataklara düşmesi mi gerekirdi?.. Tabii işin doğrusu gerçek sevgi olsa hani ortada bunların hangisi olurdu ki?.. Böyle bir hikaye bile çıkmazdı zaten ortaya, ilham da olmuş değil mi bir yandan, üzücü ama evet durum da bu yazık ki?.. Her hikâye bir yerden başlardı nihayetinde. Bu hikâye biraz da Fugui Bey'in tercihlerinden doğuyor. Hatta belki biraz daha derine inmek gerekir. Peki Fugui'yi yetiştirenler?.. Fugui imtihanını 'yaşarken yaşamak zorunda olarak' çekti bir yönden. İnsan sonunda ölmek istermiş de sonunda yaşadıkça teselliler bulmaya başlarmış, mesela yaşlı bir yoldaş olarak diye alınan öküz gibi, adına Fugui koysun ki kendisine benzettiği bu hayvanın hikayesinde bir nebze de aslında yanında kendisinin hayvan
Duygu ve Düşünce
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4. kitabı
Modern yüzyılda izlediğimiz Dark gibi dizilerde görünen akıl şaşırtmacalarının,tahmin edilemezliklerin,neye inanacağını bilmeme durumunun gayet tabii erken bir dönemde görülebilmesi mümkün olan eser. Okurken kime inanacağımı bilemediğim ve 10 sayfa sonrasını tahmin edemediğim üstelik elimden de bırakamadığım kitaptır. Yazarın betimlemelerinin kuvvetini de bilhassa vurgulamak isterim,adeta Lübnan'ı Beyrut'u Ştorayı okurun gözlerinin önüne seriyor. Sonu da asla beklemediğim şekilde bitti,duvara bomboş baktıran türden bir eser,Kont Nebil ve Radia'yı özleyeceğim.
Yeraltında Dünya VarRefik Halid Karay · Çağlayan Yayınevi · 195458 okunma
10/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
2. şans temasından hiç hoşlanmam normalde ama bu kitap muhteşemdi. serideki favorim de bu oldu. bayıldım, bayıldım, bayıldım... cam, tam da düğün günü damat tarafından terk edilir ve soluğu üstündeki gelinlikle luke'un barında alır. barın tuvaletinde çaresizce ağlarken onu oradan çıkartan tek kişi ise ilk ve tek aşkı dusty olur. dusty, dünyada belki de cam'in neye ihtiyacı olduğunu bilen tek kişidir ve cam'e o gün neye ihtiyacı varsa onu verir. hukuk yeterlilik sınavını geçemeyen, nişanlısı tarafından başka bir kadına aşık olduğu için terk edilen ve minik kızıyla onca insana rağmen yapayalnız kalan cam, çocukluğundan beri hayalini kurduğu evin kiralık olduğunu öğrenir öğrenmez hemen taşınmak ister fakat komşusunun dusty olduğu ortaya çıkar. ikili bazen mecburi bazen doğal olarak gerçekleşen bu yakınlaşmaların sonucunda geçmişte verdikleri kararların sonuçlarını da yeniden gözden geçirirler ve yeniden aşka kucak açarlar. dusty, mükemmel erkeğin sözlükteki karşılığıydı. kitap geçmiş günümüz şeklinde ilerledikçe ona olan saygım git gide arttı. muhteşem yazılmış bir karakterdi gerçekten de. cam ise her şeye rağmen kendi ayakları üstünde durmaya çalışan çok güçlü bir kadındı, ona hayran olmamak çok zordu gerçekten. seride en sevdiğim kitap kesinlikle bu oldu. keyifli okumalar
Wild and WrangledLyla Sage · Dial Press Trade Paperback · 20256 okunma
Herkes sadıktır ama kime? Ve herkes ihanet eder ama kime?
9/10
·528 syf.··
2026 20. kitabı
Abum Rabum, ilk bakışta tarihî bir roman gibi görünse de benim için daha çok insanın vicdanıyla yaptığı pazarlığın hikâyesiydi. İskender Pala bu kitapta yalnızca bir dönemi anlatmıyor; inanç, sadakat, güç ve ihanet gibi kavramların insan hayatında nasıl iç içe geçtiğini de gösteriyor. Tarihin büyük olaylarının arkasında yine insanın zaafları, korkuları ve tercihleri olduğunu hatırlatıyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken şey, karakterlerin siyah ve beyaz kadar net çizgilerle ayrılmaması oldu. İnsan bazen doğru olduğunu düşündüğü şey için yanlış yapabiliyor, bazen de yanlış görünen bir tercihin arkasında anlaşılabilir sebepler bulunabiliyor. Bu da hikâyeyi benim için daha gerçek kıldı. İskender Pala’nın tarihî ayrıntıları romana yedirme biçimini bu kitapta da sevdim. Bilgi vermeye çalışırken hikâyeyi boğmuyor. Olayların arasında ilerlerken dönemin atmosferi kendiliğinden hissediliyor. Abum Rabum’u okurken en çok düşündüğüm şey ise insanların neye sadık kaldığıydı. İnançlarına mı, sevdiklerine mi, çıkarlarına mı, yoksa vicdanlarına mı? Bazı insanlar hayatlarını doğru bildikleri şey uğruna değiştirir. Bazıları ise doğru bildikleri şeyi hayatlarına göre değiştirir. Bu kitap bana biraz da bunu düşündürdü.
Abum Rabumİskender Pala · Kapı Yayınları · 201812,3bin okunma
Reklam
Reklam