Nazmî'nin aşk hakkındaki fikirlerine gelince, bu kendi zamanının bütün telâkkilerine uygundur. "gö(ng)ül geçmez güzeller sevgüsünden olunca tâ belürsüz adı sanı" diye Nazmî hakikaten ihtiyarladığı halde bile sevmekten vazgeçememiştir.
Sayfa 182·Kitabı okudu
16. Yüzyılda Edirneli Nazmi'nin arı Türkçe ile yazdığı eser:
Dîvân-ı Türkî-i Basîtin Tarih ve Medeniyet Bakımından Ehemmiyeti Şair Nazmî üçüncü derecede bir şair olduğu için şiir bakımından büyük ehemmiyeti yoktur. Buna mukabil kültür tarihimiz için çok mühimdir. Divân-ı Türkî-i Basît'in 13. sayfasındaki 29 numaralı ga-zel şudur: geldiğince qutluluğla her uruc her müselman şen olub dutar uruc olki gerçekden müselman olmaya te(ng)ri saqlasun o her gün yer uruc datlu yemek yemek olur iş haman özge bayramdur bu qardaşlar uruc urulur zencîre albızlar qamu qutluluğla her qaçan erer uruc Nazmî her gerçek müselman olanı(ng) gecesin şenlikler qadr eyler uruc. Bu gazelin yedinci satırındaki albız kelimesi bilhassa mühimdir. Bu kelime bugün Türkiye Türklerince kulla-nılmıyor. Bütün Türkler arasında da yalnız Altay Türkle-rinde almış şeklinde kullanılan bu kelime Verbetskiy lügatinde (s. 18) fena ruhlardan biri olarak gösteriliyor. Anadolu halk itikatlarındaki albastı ve alkarısı ile herhalde bir asıldan olan ve hiyle mânâsına gelen al kökünden gelen albız'ın 16. asırda Anadolu'da bulunması Türklerin kültür birliğini ne dereceye kadar sakladıklarını gösterdi-ği için mühimdir. Aldamak, aldatmak, aldanmak mastarları da herhalde aynı asıldan olacaktır. Altayın şamanî Türklerinde almış şeklinde ve bir kötü ruh mânâsında kulanılan albız müslüman Türkiye Türk-lerinde doğrudan doğruya şeytan yerinde kullanılmıştır. Hiç bir Türkçe lügatte buna tesadüf etmedimse de al-bız'ın şeytan mânâsında kulanıldığı şu suretle ispat olu-nabilir: Meşhur hadis âlimi Buhârî'nin eserinde şöyle bir ha-dîs vardır: "Ramazan girince göğün kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur demektir." Nazmî'nin gazelindeki: urulur zencîre albızlar qamu
Sayfa 180 - 181·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birkaç gün önce, yüzlerce kilometre ötede, bir çift daha evlenmişti. Beyaz bir erkek, siyah bir kadın. Paylaştıktan soyadı da bundan daha yerinde olamazdı: Loving. Dört ay sonra da Virginia’da tutuklanacaklardı. Kanun beyaz, siyah, sarı ve kızılın karışmasına Yüce Tann’nın asla izin vermeyeceğini, melez vatandaş diye bir şey olamayacağını, ırk haysiyetine leke sürülemeyeceğini onlara hatırlatacaktı. Bu karara itiraz etmeleri dört yıl sürecek, mahkeme taleplerine razı gelene kadar aradan bir dört yıl daha geçecekti. Ama etraflarındaki çoğu insanın buna razı gelmesi çok daha uzun sürecek, hatta tıpkı Marilyn’in annesi gibi bazılan da bu fikri asla kabul etmeyecekti.
Bir keresinde kadının teki ikisini marketin ortasında çevirip, “Çinli misiniz?”diye sormuştu. Onlar da yarı öyle yarı böyle muhabbetine girmek istemediklerinden, “Evet,” deyince, kadın bilmiş bir edayla başını sallayıp, “Tahmin etmiştim,” demişti. “Gözlerinizden anladım.” Sonra da iki parmağının ucuyla gözlerinin kenarından tutup çekmişti.
Tekrar önemle altını çizmek istiyorum, D vitamini çok önemli bir antioksidandır ve bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Sık sık hastalananların ve kanser hastalarının (her türlüsü) kanda D vitamin değerinin, 70 ng/ml ve üstünde olması önerilmektedir
Sağlık
“Umarım sen de bir gün gidersin. Bir gencin dünya görüşünü seyahat kadar değiştiren bir şey olmadığına inanıyorum.”
Sayfa 144