Sûr'a üflenmeden önce Yüce Allah (C.C.) kıyametin kopmasını murad edince dağlar uçuşacak ve bulutlar gibi yürüyecektir.
Denizler birbirine karışacak,
Güneş dürülüp ışığı söndürülecek, yıldızlar kararıp düşecek,
Gökyüzü gülyağı kokusu hâline gelecek ve rüzgârın hareketi gibi deveran edip dolaşacak. Yeryüzü şiddetli depremlere sahne olacak, bazen dürülüp toplanacak, sıkılacak ve bazen de gevşeyecektir.
Nihayet Allah (C.C.) bütün kâinatın soyutlanmasını emredecek,
Yedi kat yerde,
Yedi kat gökte,
Ve Kürsî'de hiçbir canlı varlık kalmayacaktır.
Sonra Yüce Allah (C.C.) makamda tecelli edecek,
Yedi kat gökleri sağından,
Yedi kat yerleri de solundan yakalayacak ve şöyle hitap edecektir:
"Sen ey dünya! Ey dünyacık! Nerede senin erbabın? Nerede ashabın?
Muhabbetinle onları fitneye düşürdün. Onları ahiretlerine hazırlanmaktan meşgul ettin." Sonra dilediği gibi kendi nefsini över.
Sürekli bâkî kalmakla, Devamlı izzet sahibi olmakla, Ezici bir kudrete mâlik olmakla iftihar eder. Daha sonra şöyle seslenir:
لمَنِ الْمُلْكَ اليوم
Çirkin bir şeyi yaymak, fasığı açıklamak, şeriatta haram ve münker olunca, sırf karışıklık sebebiyle bir müslümanı ifşa etmek, nasıl münasip olacak! Bir beldeden diğer beldeye nida etmekte hangi dindarlık var!
İslamiyyetin ve şefkatin yolu, şudur ki, bir şahıstan zahiri şeriat ilimle rine muhalif bir kelime sadır olsa, bunu söyleyene bakmalıdır. Bu kimdir? Eğer sapık ve zındık ise, onu red etmek gerekir. Onu ıslah ile meşgul olmamalıdır. Eğer Müslüman lardan ise, onun Allah'a ve Resulüne imanı varsa, sözünü ıslah için gayret etmek gerekir. Sahih bir manaya onu yormak gerekir. Söyleyenden bunun hallini taleb etmelidir. Hallinden aciz kalırsa, ona nasihat etmeli. Zira emri bi-l ma'ruf ve nehyi ani-l münker yumuşak lıktır. Zira bu, icabete yakındır. İcabeti maksud değilse, bilakis onu yaymak ve rezil etmek ise, bu başka bir iştir. Allahu teâlâ muvaffa-kıyyetle rızıklandırsın.