Okuyanın öğrenenin, gözyaşı mürekkebi ile yüreğine yazdığı, günümüzden yaklaşık 1200 yıl önce yaşamış bir âlimin hayat hikayesi bu; arayış, teslimiyet, iman ve adanmışlık... Bir Hallac- Mansur romanına hoşgeldiniz.
Yüreği ile dili arasına perde koymayan bir adam o... Tarihin tozlu sayfaları arasında, üzerine atılan tüm taşlara rağmen tertemiz kalmış bir isim. Elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir roman : "Aşk Kapını Ben Geldim"
Takvimler 881 gösterirken Bağdat'ta tuzlu arazilerin ıslahı için çalıştırılan köleler büyük bir ayaklanma başlatır, bu ayaklanma birçok kanlı olayla bastırılır. Ayaklanmadan sağ olarak kurtulan bir köle ile tanışırız : Zekeriya ve onun yarısını tedavi edip bakımını yapan Hüseyin b. Mansur.
Yüreği ile dili arasına perde koymayan bu isimin dualarini dostluklarını okuruz. Basra'dan Bağdat'a , Nihavend ' e, Merv'e Semerkant'a, Balasagun'a , Mekke'ye, Küfe'ye Hindistan'a uzanan seyahatinde, Türkistan'daki sohbetlerine , gözlemlerine , Hindistan'daki Upanişad'lara, Brahma'ya, Rama'ya, bakış açısına, gezdiği bu topraklarda hoşgörüsüne, insan sevgisine ve durmadan usanmadan anlattığı Allah aşkına hayran kaldım.
"İslam'ın gönül coğrafyasını genişletiyordu Hallaç."
Bütün bu yolculuklarında içindeki güzelliği dışarıdaki her şeyle temasa eyliyor ve ilahi bir seyir halinde bulunuyordu.b
" Allah güzeldir ve güzelliği sever."
9. yüzyılda Abbasiler'e karşı başlayan isyanlar ve Karmatilerle mücadelelerin de anlatıldığı kitapta Hallac -ı Mansur dualarıyla sohbetleriyle dikkat çeker. Seveni de çoktur, sevmeyeni de... Bir Karmati dâisi olmakla suçlarlar onu ve yıllarca zindana atarlar.
Sonrasi mi? Sonrası kalplerde derin bir hızı. Lütfen okuyun bu yaşanmış ama unutulmayacak hazin hikayeyi... Sonra anın, anlatın yüzyıllar öncesinde Hakk'ı aramak ve