Çoğumuz bazen farkında olmadan sorumluluklar ve zorunluluklar kısırdöngüsünde takılı kalmış yaşıyoruz. Her şeyi bize öğretilmiş en doğru şekliyle yapmak için çaalıyoruz. Çünkü kafamızda bazı kalıplar var. Ailemiz, okul çevremiz, komşularımız, toplum ve media tarafından öğretilmiş bir takım kalıplara sahibiz. Kalıplara uyduğumuzda her şeyin bir doğrusunu yaptığımızı düşünüyoruz ki bunlar aslında birer bilgisayar praogramı gibi. Kalıpların uygun olup olmadığı sorgulanmadan, bize ne yapmamız gerektiği aşılanır. Kısacası kalıplar bizi yönetir.
EVLİLİKLE İLGİLİ GENEL KALIPLAR:
‘’Evlenirsem güvendeyim’’
‘’Evlenirsem mutluyum’’
‘’İyi bir evlilik yaparsam saygı görürüm’’
‘’Evde kaldım! Evlenip çocuk yapmam gerek!’’
‘’ Okul bitti, işe girdim. Şimdi evlenme zamanı’’
( Özellikle bu son iki kalıp, aceleyle alınan yanlış kararlara neden olup, mutsuz evliliklere yol açar)
BAŞARI VE İŞLE İLGİLİ GENEL KALIPLAR:
‘’Başarılı olunca mutlu olacağım’’
‘’Başarılı olursam güçlüyüm!’’
‘’Başarılı olursam sevilirim!’’
‘’Kadına para ya kocadan ta da babadan gelir’’
‘’Kadın kısmı çalışmaz, kız kısmı okumaz..!!
‘’Namusla zengin olunmaz..’’
‘’ Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz’’
AİLEYLE İLGİLİ GENEL KALIPLAR:
‘’Erkek evin direğidir’’
‘’Yuvayı dişi kuş yapar’’
‘’Bir evlat ailesine bakmakla yükümlüdür’’
GENEL BAZI KALIPLAR:
‘’Çok gülen kadın o…pudur!’’
‘’Hanım kızlar sakız çğnemez’’
‘’Erkek adam ağlamaz’’
‘’Evleneilecek kız var, eğlenilecek kız var..’’
‘’Allah çirkin şansı versin’’
Ne yaparsan yap, kendinle beraber başkalarına da faydan olsun. Kendini düşün ama diğerlerini de düşün. Ve sen bu dünyadan gittikten sonra bile, bu dünyada söylediklerinin hoş bir yankısı kalsın. Bir hayat yolcusu olarak, bu yolda diğer insanara iyilik yapabilmek için önce kendin iyi olmalısın. Diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmek ruhsal iyiliğin için çok önemli ama ilişkilerini her zaman bir denge sınırları içinde sınırlarını koruyarak devam ettirmelisin. Sana uzun süredir zarar veren insanları, sana zarar veremeyecekleri mesafelere kadar kendinden uzaklaştırmalı,çevrende mümkün olduğunca iyi hissettiren insanlar biriktirmelisin. Diğer insanların sana yaklaşımının en temelinde belirleyici olan şeyin, senin kendinle ilişkin olduğunu aklından çıkarmamalısın. Sen kendine değer vermedkten sonra, herkes seni sevse bile içindeki boşluk tam anlamıyla dolmayacaktır. Kendine şevkatle ve anlayışla yaklaşmak en önemli kurallardan biri. Kendini tanımlarken, içsesinle konuşurken, küçümseyici ve yetersiz gören ifadeler kullanırsan, kendine acımasız davranırsan, bir süre sonra kendini tanımladığın insana dönüşmeye başlarsın: Aşağıladığın, yetersiz gördüğün o insane. Bu nedenle, kendini tanımladığın sözcüklere dikkat etmelisin.
Sen insansın; hem aciz hem güçlüsün. Nerede güçlü olabileceğini, nerede gücünün yetmeyeceğini bilmek en büyük erdemlerden birisi. Hayallerine aşık o lama karşılık bulamayacağını anladığın zaman vazgeçmeyi de bil. Ruhunun içinde kendini bellieden her duyguyu kabulllen, hiçbirini bastırma ve duygularının sana anlatmak istediklerine kualk ver. Her birinin bir anlamı var. Bastırmaya çalıştığın duygular seni rahatsız edecek ve dengeni bozacaktır. Kendini diğerleriyle değil, kendinin önceki haliyle kıyaslarsan doğru bir sonuca ulaşabilirsin. Neydi o güzel
Kendi dışında olup bitenler knusunda keskin bir gözlemci olan insan, kendi içdünyası söz konusu olduğunda bir körleşme yaşayabiliyor. Çoğu zaman içinde ne olup bittiğini, yaptığı davranışları neden yaptığını, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeyebiliyor yada bildiğini zannediyor. Kendi içsel dünyasına ve davranışlarına bakabilse kendisine dair birçok şeyi fark edeilecekken, sadece anlık olarak kendini değerlendiriyor. Halbuki insanlar, genelde, benzer davranışalr ve düşünceler gösterme eğilimindedirler. Hayatın normalden daha iyi ve kötü olatları derinlemesine analiz edersen, bu olayların birçok noktası olduğunu fark edebilirsin. Kendi kendimizi analiz edemememiizn en büyük nedenlerinden birisi içimizdeki duyguların ve düşüncelerin rüzgarında kaybolmamızdır. Hatırlıyorsan, daha önce kötü hissettiğimiz zamanlarda içinde bulunduğumuz koşulları olduğundan kötü, iyi hissetttiğimizde ise olduğundan iyi algılayabileceğimizden bahsetmiştim. Duyguların bizi önlendiriyor olması değişim konusunda yaşadığımız büyük engellerden birisi oluyor her zaman. Bugüne kadar ortaya koyduğn davranışlar, uzun süredir yaptığın için bir alışkanlık haline gelmiş ve sana konforlu bir alan sağlamıştır. Bir madde bağımlısı düşünebilirsin. Madde kullanımı ona çok zarar verse de madde kullandığı zaman kısa süreli bir rahatlama yaşar kullanan kişi. Kendinde değiştirmek istediğin bütün her şey, senin içinde uzun zamandır olduğu için, onları değiştirmeye çalıştığında duygular konusunda problem yaşarsın. Değişim ancak bu karşı koyan hislere rağmen ısrarcı olduğunda elde ediliyor.