Ne olursa olsun, değişim çabana devam etmelisin. Değişimin anahtarı küçük adımlarla yola çıkmaktır. Büyük hedeflere ancak küçük afımlatla ulaşabilirsin. Bir hedefe ulaşma yolunda, gaza gelmek en büyük düşmanındır.
Neyi konuşuyorsan, farkında olmadan durmadan kendine onu telkin ediyor olursun. Telkin çok sıklıkla yapıldığı zaman insanları önemli derecede etkiler. Eğer ki devamlı olarak hep olumsuz şeylerden bahsediyorsan, ruhunun her boşluğunu olumsuz şeyler doldurmaya başlar. Ağzından çıkanlar olumsuz olunca, kulağının duyduğu da olumsuz olur. Böyle olunca algıda seçicilik yaparak, hayattaki ve insanlardaki olumsuzlukları fark edersin hep.
Dünyanın iyi ya da kötü olması, bazen iyi ya da kötü hissetmek senin elinde olmayabilir ancak ne konuştuğunu seçmek senin elindedir. Eğer ki, hep olumsuzlukları ifade ediyorsan, her şey öyleymiş gibi görünmeye başlar. Yani kullandığın kelimeler bir süre sonra dünyanı şekillendirmeye başlar.
Öğrenilmiş iyimserlik zorlu yaşam olayları ile nasıl baş ettiğimiz ve bunun sonucunda nasıl bir sonuç çıkardığımızla ilgili çok değerli şeyler söylüyor. Seligman’ a göre, herkes az çok benzer hayatları yaşıyor ancak ondan çıkarıdğımız yorum, hayattan aldığımız lezzeti belirliyor. Öğrenilmiş iyimserliği hayatımıza 3 alanda uygulayabiliriz. İyimser insanlar, hayatlarının belli bir döneminde yaşadıkları olayların etkilerinin kalıcı olmayacağının farkına varabiliyorlar. Yani hayatının bir döneminde, bir ayrılık acısı, maddi zorluk yaşarken bunun hayat boyu sürmeyeceğini düşünebiliyorlar ve kendilerini buna göre telkin ediyorlar. Ama eğer insan kendisini değersiz görüyorsa, genelde başına gelen olumsuz olaylar karşısında , sanki her zaman bu olayın yarattığı sıkıntıyı yaşayacakmış gibi düşünüp, gerçekten böyle hissediyor.
Halbuki hayatın birçok aşamasında karşımıza çıkan sorunlar belirli bir zaman diliminde gündemimizde olurlar ve sonrasında da gitgide önemsizleşirler.
İyimser insanlar, yaşadıkları olumsuz olayı sadece yaşadıkları alanda değerlendirirler. Yani bir sınavdan kötü not aldığı zaman tamamen başarısız olduğunu, ilişkisinde zor zamanlar yaşadığı zaman hiç sevilmediğini düşünmezler. Hayatın bir alanında ortaya çıkan olumsuzluk, diğerlerininde öyle olduğu anlamına gelmeyeceğini düşünebilmek anahtar kavramdır.
Son olarak, iyimser insanlar yaşadıkları olumsuz olayların oluş sebebini değerlendirirkendış faktörleri merkeze alma, olumlu şeyler olduğu zaman da bunun kaynağını kendisine baglama eğiliminde olur öğrenilmiş iyimserliğe göre. Bu son madde ilk bakışta, biraz sorumluluğu kendi üzeridnen atmak gibi görünse de aslında birçok insanın hayattaki olumsuzlukları dengelemesi konusunda çok işlevsel bir Teknik olacaktır.
Hayat yolunda kötü şeyler yaşarken bu durumların
Yetersiz sevgi alan, evde değer görmeyen bir çocuk, anne babasının sevgi kapasitesinin olmadığını fark etmez, kendisinin sevilmeye layık olmadığını düşünür. Anne babasının mükemmelliyetçi yaklaşımından dolayı belki sevilmesi için her zaman mükemmel olması gerektiğini düşünür, bunun için hiç hata yapmaması gerektiğine şartlanır. Duygularla düşüncülerin karışabilecepşni, hissettiğin şeyleri gerçek sanabilir bir insan.
Bir kiraz ağacını elma vermiyor diye suçlarsan, o ağacın kendi mahsulün olan kirazı vermesine bile engel olmuş olabilirsin. Dışarıdan bakınca bir ağacın doğasından başka bir şey beklemek ok saçma görünüyor farkındayım. Ancak birçok insanın kendisine ve çevresine de davranış şekli buna benziyor. Aslında hiç yapmayacağı şeyleri yapamadığı için kendisini suçluyor ve bunun sonucunda ortaya çıkan o olumsuz ruh hali ve kendine inançsızlık sebebiyle gerçekten yapabileceği şeyleri de yapacak cesareti kendinde bulamıyor. İlk başta her şeyi başaramayabileceğini kabullenmelisin.
Özellikle çok kötü hissettiğin zamanlarda, bir çözümü varmış da bunu bulamıyormuşsun gibi düşünmeni önermem. Birçok insan yaşadığı olumsuzlukların ilk zamanlarında dayanamayacakmış gibi hiseediyor, buna çok kez şahit oldum. Ancak sabır deyip zamana bıraktığın zaman, her geçen günle birlikte canın daha az acıyor. Daha önce de dedi, iyi ya da kötü her şeye alışıyoruz. Yani kendiniboşuna yıpratma, bazen sadece sabredersin, elinden gelen budur. Bu beceri de hiç azımsanacak bir beceri değildir.