Başarı bir kişilik özelliği değildir, gerekli çabayı ortaya koyduğunda ortaya çıkan bir sonuçtur. Başarısızlığını kişiliğine bağladığında ve hayatta var olmanın tek anahtarının başarılı olmak olduğuna inandığın zaman, hayatın doğal akışı içinde karşılaştığın hayatl kırıklıkları senin için deprem etkisi yaratacak demektir. Evet başarılı olmak önemli bir şey ancak hayatın nihai amacı olmamalı kesinlikle. Hayatta başarı haricinde, birçok alan var; yakın ilişkiler, topluma faydalı olmak, güzel ilişkiler kurmak, iyi insanlar yetiştirmek gibi. Başarı odaklı olmak, bunları geri bırakabiliyor bazen.
Peki bu kadar çok düşündüğüm ve istediğim bir konuda neden harekete geçemedim? Uzun süre kendi kendime henüz zamanı gelmedi deidm. Ama zamanının gelmediğini anlamak için en azından bir şekilde başlamış olmam gerekirdi. Başlamak noktasına hep uzak hissettim ve bunu işin gerçeği olarak yorumladım. Diğer insanlar ne der? Çoğu zaman bunu düşünmekten dolayı yaptığımız işten keyif alamıyor ve ileriye gidemiyoruz. Halbuki her ne yapıyorsan kendin için yaptığını düşündüğün zaman işler bambaşka bir hal alıyor. Böylece uğraştığın şey senin için keyifli bir hal alıyor.
Kabullenmek demek çoğu insan için yenilgiyi Kabul etmek anlamına geliyor. Eğer geçmişinde uğradığı haksızlıkları Kabul ederse, sanki kendisine haksızlık yapan o insanları onaylayacakmış ya da onlara iyilik yapacakmış gibi düşünür. Ama işin aslı bu yanlış düşüncedir. Geçmişinde olan bir şeyi değiştiremezsin, keşke böyle bir imkanımız olsaydı. Eğer böyle bir gücüm olsa o kadar çok insanın geçmişine dokunmak isterdim ki. Ama geçmişte olan şeylerin bizi bugün bu kadar yoğunlukta etkilemesini engelleyebiliriz. Fark etmen gereken şeylerden birisi şu: Artık geçmişteki olayların ıyuncusu değil, izleyicisisin. Kabullenmelisin, geçmişte böyle şeyler oldu, keşke olmasaydı ama oldu. Kabullenmen ve onu içeri alman, ona elveda demek için ilk adım. Kabullenmediğin bir şey kapıda bekleyecek, sen devamlı onunla zihinsel savaşa devam edeceksin. Biliyorum kiilk bakışta zor geliyor bunu kabullenme, ‘’Okadar savaş boşa mıydı?’’ diye düşüneceksin. Ama şunu sormalısın kendine, bugüne kadar içsel anlamda verdiğin savaşın senin için bir kazanımı oldu mu? Daha iyi hiseettin mi? Y ada geçmişinde ruhunu yaralayan insanlar senin içsel savaşın sonucunda pişman mı oldular? Sanırım bu sorulara cevabın hayır. İçsel savaşın tek kaybedeni sen oluyorsun. Bu savaştan sana kalan, içsel huzursuzluk, içinde biriken öfke ve belki bazen kendinden bile nefret etmen oldu.. Ama yeterince savaştın, artık geçmişinde böyle bir şeyler olduğunu Kabul edip neden diye sormamalısın. Neden soruu, böyle durumlarsa çok zarar verici olabilir. Bir sürü neden sorusu. Bu sorulara cevp bulamadıkça, yükü kendi omzuna alırsın ve kendini suçlayabilirsin. Bazen sadece olur ve bunun bir nedeni yoktur. Senin böyle şeyler yaşamış olman senin suçun değildi, dediğim gibi böyle olması gerekiyordu ve oldu. Keşkeler kaplar bazen ruhunu,
Sınır koymayan insanlarda dikkat ettiğin bir özellik var, birçok insana kendisi için özel olan şeyleri anlatabiliyorlar. Aile hayatı, kararları, düşünceleri, planları ve hayalleri konusunda herkese her şeyi anlattığın zaman, anlattığın insabların bir kısmı senin bunları anlatiyir olmanı, hayatın konusunda yorum yapmak ve kararlar vermek için izin vermişsin gini yorumluyorlar. Ve bir süre bir bakmışsın ki, bir sürü insan senin hayatın ve kararların hakkinda yprum yapıyor, seni eleştiriyorlar. Bu nedenle kime, neyi ne kadar anlattığına dikkat etmelisin.
Kimse sen buna izin vermediğin müddetçe seni üzemez ve öfkelendiremez. Eleştirilere yüklediğin anlamlar ve seni eleştiren insanlara karşı gösterdiğin tepkileri değiştirerek, hissettiğin olumsuz duygulardan kurtulmak mümkün. Vir şekilde eleştirilerle baş etmeyi öğrenmek zorundasın çünkü her zaman karşına çıkacak bu durum.
Ilk olarak dikkat etmen gereken şey seni eleştirinin kim olduğu. Çoğu zaman eleştiri hassasiyeti olan insanlar, sadece duyduklarına odaklanirlar, kimin söylediğine değil. Aslında çoğu zaman söyleyenin kim olduğu eleştirinin içeriğinden daha önemlidir. Diyelim ki seninle beraber bir gezintiye çıktık ve seni hiç tanımayan insanların olduğu yerlere gittik Burada seni tanımayan insanlardan birisinin sana aptal dediğini varsayalım. Belki böyle bir hakarete maruz kaldığın için sinirlenirsin. Çünkü sana bir saygısızlık yapılmıştır ama oturup uzun uzun düşünmezsin acaba aptal mıyım diye. Çünkü içinde bir yerlerde sana aptal diyen insanın senin aptal olup olmadığını bilecek kadar tanımadığını bilirsin. Böyle bir örnekte her şey açık olduğu için taşlar çok daha kolay oturuyor yerine. Ancak günlük hayatta da işler daha karmaşık görünmesi de temelde aynı mantık düzeninde işler.
Sana eleştirilerle gelen birisini söylediklerini zihnini almadan önce söyleyenin kim olduğuna bakmanı öneririm. Çünkü kendi içinde huzursuzluk yaşayan pek çok insan, daha önceki bölümlerde de anlattığım gibi, kendi huzursuzluklarını diğer insanlara yansıtır.
Amacı olumlu anlamda değişim olan hiçbir insan söylemlerinin içerisinde karşı tarafı aşağılayıcı hor görücü hakaret ederek konuşmaz. Karşısındaki insan sana karşı bu şekilde bir konuşma içerisinde ise, eleştirilerin içeriğine bakmanı öneririm. Aşağılama var mı küçümseniyor musun ya da kişilik haklarına saygısızca hakaret mi ediliyor? Bu