İmtiyazlar hazineye başlı başına yük olmuyordu. Mısır'daki imtiyaz sahiplerinin tüm girişimleri başarıyla sonuçlansaydı hem yatırımcılar hem de hükümetler kar ederdi. Fakat bu girişimlerin birçoğu çok riskliydi ve başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum, Avrupa teknolojilerine yatırım yaparak ekonomisini güçlendirmeyi umut eden ev sahibi hükümet için zaten yeterince kötü bir şeydi. Hükümet, kendi uğradığı zararlara ek olarak bir de yatırımları başarısız olan Avrupalıların zararlarını karşılamak isteyen konsolosların tazminat talepleriyle karşı karşıya kalıyordu.
Bir milli gurur meselesi olarak her konsolos diğer devletlerin konsolosları tarafından alınan tazminat miktarlarını kaydeder ve o devletlerden daha fazla tazminat almaya çalışırdı. Bu nedenle, Nil Seyrüsefer Şirketi iflas ettiğinde Mısır, Avrupalı hissedarlara üç yüz kırk bin sterlin tazminat ödemek zorunda kaldı. Süveyş-Kahire treninin geç kalkması nedeniyle yirmi sekiz ipek kozası kasasının kullanılmaz hale geldiği gibi düzmece bir iddiayla Mısır hükümetinden yedi yüz bin frank alan Avusturya büyükelçisi böylece bireysel iddialar bakımından bir rekora imza attı. Söylendiğine göre Sait Paşa bir keresinde Avrupalı bir iş adamıyla görüşmesini bölerek bir hizmetkardan pencereyi kapamasını istemişti. "Bu beyefendinin nezle olması bana on bin sterline mal olur," diye de şaka yapmıştı.
Venedik, at sırtında gidilecek kara ve gemilerle aşılacak deniz ticaret rotalarının hepsini kendinde toplamıştır. Doğu Akdeniz'den ve onun ötesindeki sıcak memleketlerden ipek, baharat, kafur, fildişi, inciler, baharatlar ve kilimler... Bunları taşıyan tacirlerin hepsi Venedik'teki limana gelirdi. İster deve üzerinde İskenderiye'den ve Nil'in aşağı kıyılarından yelken açarak, ister İran'ın zengin ve güzel topraklarından ve Suriye çölünden Antakya ve Sur'a, ister yavaşça Orta Asya'nın yaylalarından döküntü kervanlarla Güney Hazar Denizi'ne ve Trabzon'a, oradan Karadeniz ve Çanakkale'ye... Bütün bu yollar Venedik'e çıkardı. Sadece İstanbul onunla aşık atabilirdi ve Venedik, İstanbul'u da geçmişti. Doğu'nun ganimetieri bir mıknatısın cazibesine kapılmışçasına Venedik'e akardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kızarmış tavuk ve pilav yemek sana zevk vermiyor mu? Bu yumuşak, İpek giysileri giymek sana zevk vermiyor mu? Yan Nil'e bakan bu sıcak, temiz evde yaşamak? Her sabah pencereyi açıp Nil'e, gökyüzüne ve ağaçlara bakmaktan zevk almıyor musun? Bunlar sana yetmiyor mu? Neden daha fazlasını istiyorsun?
Teni uzak iklimlerin geceleri kadar tatlı ve esmer, rüzgarsız günlerde Nil'in ipek sathı kadar parlak ve pürüzsüz olan Yûsuf'a İpek bir gömlek giydirilsin, inci beyazı olsun Yûsuf'un gömleği, bir şehzadenin gecesi...