Selam kitap dostlarımm bugün çok güzel ve gerçek bir hikâye ile geldim.
OTUZ SAKLI KADIN -SERHAT SUNGUR
Bazı Çığlıklar Toprağın Altında Bile Susmaz...
Marmaris’in maviliğinden çıkıp Urfa’nın kavurucu sarısına, bilmediği bir coğrafyanın kalbine düşen genç bir öğretmen: Defne. İstanbul’dan Antep’e, oradan Halfeti’nin gizemli köyüne uzanan bir yolculuk bu.
Ama Defne’nin gittiği yer sadece bir köy değil; her taşına bir sırrın, her kerpicine bir hıçkırığın sindiği kadim bir hafıza odası.
"Ninem der ki; bu taşı bilen bilir, bilmeyen bilmemesi gerekeni bilmez..."
Defne, bu yeni dünyada sadece öğretmenlik yapmıyor; aynı zamanda toprağın dilini, suskunluğun anlamını öğreniyor.
Fakirliğin diz boyu olduğu sınıflar...
Kan davasının gölgesinde yitip giden gencecik hayatlar...
Aynı barakada geçmişin gölgesini ve bir adamın kaderini paylaşan, "hiçleşmiş" kadınlar...
Otuz Saklı Kadın’ın Sırrı Nedir?
Kürt köyleri arasında kalan bu Türkmen köyünde, Türkçe ve Kürtçe dışında yankılanan o yabancı dilin sahibi kim? Karşı tepeye bakıp ağızlarını başörtüleriyle kapatan, hiç neşelenmeyen o kadınların
yasını tuttuğu şey ne?
Defne ve arkadaşı Fikri, Muhtar’ın anlattığı hazin öykünün peşine düştükçe, resmi tarihin unuttuğu, tozlu rafların arasına gizlenmiş bir gerçekle yüzleşiyorlar. Otuz kız çocuğu, otuz sır ve yıllardır bastırılmış bir halkın sessiz çığlığı...
Neden Okumalısınız?
Serhat Sungur, bağırmadan hesaplaşan, lirik ama bir o kadar sert bir dille bizi kendi içimizdeki boşluklarla yüzleştiriyor.
"Bazı gerçekler anlatılmaz; gözyaşının diliyle yaşanır."
Eğer siz de;