Çok sevdim.
9/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
Bazı romanların bazı karakterleri unutulmaz ya bu romanda hiç bir karakteri unutabileceğimi sanmıyorum. Birbirleri ile bu kadar uğraşıp ama bu kadar seven, aile olmayı başarmış insanlar, komiklikleri, aşırılıkları... Tek bir sayfasından bile sıkılmadım. Mutlaka okuyun.
Ben Ninem, İliko ve İlarionNodar Dumbadze · Dedalus Yayınları · 2019217 okunma
Puan vermedi
Bu öyküleri okuduktan sonra artık ne bir romanın ne de bir başka öykü kitabının erkek çocuklarının bazen aydınlık bazen kasvetli dünyalarını hiçbir yazarın onun kadar iyi anlatabileceğini düşünmüyorum. Uzun zamandır bu kadar güzel ve sürükleyici öyküler okumamıştım. Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes , erkek çocuklarını ve ergenleri anlattığı öykü kitabında onun çocukluğa ne derece hakim olduğunu ve neler hissettiğini , hissettiklerini o kadar net hatırladığını ve bildiğini görüyorum. Bu kitapta herkes çocukluğuna ait bir şey bulabilir ve bu buldukları şeyler öyle bildiğimiz parkalara giderdik , top oynardık , ninem börek yapardı ve benzeri yüzeysel parçalar değil ve Emrah Serbes bunu bildiği için bize herkesin içinde hissettiği ama anlatmadığı tuhaf bir ayrıntı olarak hatırladığı ve hiç bir zaman hissetmediği şeyleri ona tekrar hissettiriyor. Bahsettiğim bu parçalar ve kitabı besleyen çocukluk şeylerinin bir kısmını hatırladığım kadarıyla şöyle verebilirim ; salam ekmek , büyük bir ağabey veya abla ile arkadaş olmak , öğretmenin verdiği kitap okuma ödevinde okuduğumuz kitabın ismini hatırlayamamak , yazın dükkanda çalışmak , sadece yazın tatil veya başka bir şey için gittiğimiz yerde arkadaş olup sonra hatırlamadığımız dostlar , siyasetten hiç anlamamak. Emrah Serbesin bu öyküleri yazmak için sanki çocukken ''ulan ileride yazarım bunları'' deyip o çocuk akılıyla bir yere not ettiğini düşünebilir veya çok iyi oldukları için sanki çocukken yazdığını düşündürecek derecede iyi öyküler bunlar ama bu teoriler büyük ihtimal yanlış çünkü bu kadar güzel cümleleri bir çocuk yazsa büyük ihtimal Nobel Edebiyat Ödülü alır. Benim en beğendiğim öykü Üst Kattaki Terörist adlı öykü oldu çünkü bu öykü bize çocukluğun bilgisizliğin verdiği güçle üst katta oturan bir
Edebiyat
Erken KaybedenlerEmrah Serbes · İletişim Yayıncılık · 202111,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 06:28
Selam kitap dostlarımm bugün çok güzel ve gerçek bir hikâye ile geldim. OTUZ SAKLI KADIN -SERHAT SUNGUR ​ Bazı Çığlıklar Toprağın Altında Bile Susmaz... ​Marmaris’in maviliğinden çıkıp Urfa’nın kavurucu sarısına, bilmediği bir coğrafyanın kalbine düşen genç bir öğretmen: Defne. İstanbul’dan Antep’e, oradan Halfeti’nin gizemli köyüne uzanan bir yolculuk bu. Ama Defne’nin gittiği yer sadece bir köy değil; her taşına bir sırrın, her kerpicine bir hıçkırığın sindiği kadim bir hafıza odası. ​ "Ninem der ki; bu taşı bilen bilir, bilmeyen bilmemesi gerekeni bilmez..." ​Defne, bu yeni dünyada sadece öğretmenlik yapmıyor; aynı zamanda toprağın dilini, suskunluğun anlamını öğreniyor. ​Fakirliğin diz boyu olduğu sınıflar... ​Kan davasının gölgesinde yitip giden gencecik hayatlar... ​Aynı barakada geçmişin gölgesini ve bir adamın kaderini paylaşan, "hiçleşmiş" kadınlar... ​ Otuz Saklı Kadın’ın Sırrı Nedir? ​Kürt köyleri arasında kalan bu Türkmen köyünde, Türkçe ve Kürtçe dışında yankılanan o yabancı dilin sahibi kim? Karşı tepeye bakıp ağızlarını başörtüleriyle kapatan, hiç neşelenmeyen o kadınların yasını tuttuğu şey ne? ​Defne ve arkadaşı Fikri, Muhtar’ın anlattığı hazin öykünün peşine düştükçe, resmi tarihin unuttuğu, tozlu rafların arasına gizlenmiş bir gerçekle yüzleşiyorlar. Otuz kız çocuğu, otuz sır ve yıllardır bastırılmış bir halkın sessiz çığlığı... ​ Neden Okumalısınız? ​Serhat Sungur, bağırmadan hesaplaşan, lirik ama bir o kadar sert bir dille bizi kendi içimizdeki boşluklarla yüzleştiriyor. ​"Bazı gerçekler anlatılmaz; gözyaşının diliyle yaşanır." ​Eğer siz de;
Otuz Saklı KadınSerhat Sungur · Klaros Yayınları · 20262 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:00
Kitabı baştan sona bir tanışıklık duygusu ile okudum. Neredeyse bütün hikayeleri. Çocukluğumun hatıraları, Yaylacık köyü dedem ve ninem onların anlattığı hikayeler, Edremit, ilk gençlik okul yıllarım ve kasaba ufku ile İstanbul'un semtlerine onyedi yaşında atılmış ilk adımlarım.... Fatih, Balat, Bayrampaşa, Çarşı... Korkular, savaş, vazgeçiş, aşk, evlilik ve çocuklar. Gülhan Tuba Çelik sanki bu hikayeleri yaşadığım ya da şâhit olduğum olaylardan esinlenerek yazmış gibi o kadar tanıdık Tabii bunda yörüklükten gelme ortak kökler hayata bakıştaki iç cızlaması ve yazarın her türden insanı gözlemleyebilen yeteneği ve empati gücü etkili. Yazar gündelik hayatın içinden bir çok insanın hikayesini yine gündelik hareketleri ile ama insanın iç dünyasının derinlerine inerek sade akıcı bir tonda yazmış. Bazen hayal bazen gerçek bazen şiir birbirine karışmış sanki. Sait Faik'in İstanbul'unu çok seven bana yine çok hoş geldi tüm bunlar. Arada bir kullandığı yöresel kelimelerse hikayelere renk katmış. Kaçırmayın okuyun derim bu hikayeleri Evsizler Şarkı Söyler Gülhan Tuba Çelik
1000Kitap
Evsizler Şarkı SöylerGülhan Tuba Çelik · İz Yayıncılık · 2018133 okunma
ÖMÜRLÜK DOSTLUK;
10/10
·348 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 09:04
Merhaba, Söğüt ben. Annem ben doğduktan sonra ölmüş. Ninem ve babamla geçirdiğim hayatımın baş kahramanı kardeş gibi sevdiğim Canım Pearl idi. Bir ömür nasıl yaşanır. 90 yıla neler sığar yada sığdırmaya çalışılır sorusuna cevap satırlarda gizli. Sırf bu soruya cevap bulmak için bile okumanızı öneririm. Herkesin hayatı kendisine özeldir fakat bizim hayatımızı okurken, dostluğu, mahremiyeti, sadakati, bağlılığı okuyacağınızı söyleyebilirim. Hayat bize oyunlar oynadı, kilometrelerce uzaklara savrulduk, birbirimizden haber alamadık Pearl ile fakat ruhlarımız birdi ve kalplerimiz birbirimiz için hep attı. Birlikte savaşlara da şahit olduk, devrilen ve yeniden oluşan hükümetleri de gördük birbirimizi unutmaktan ve düşünmekten vazgeçmedik. İkimizinde kendine göre hayat mücadelesi vardı. Onun engelli bir kızı ve bencil bir kocası, benim mutsuz bir evliliğim ve ayrılmamın ardından kendi ayaklarım üzerinde durma çabalarım, evlenmem ve kızım kızılı dünyaya getirmem ile ilerleyen bir ömür... İkimiz de dibi de gördük, bulutları da. Hayat yolculuğunda frene de basmak zorunda kaldık gaza da... Başımıza ne gelmiş olursa olsun sana olan özlemim hiç bitmedi Pearl... Ve ben sana yazdığım mektupta diyorum ki: "Rüzgar titrek yaprakların arasında bizim eski sohbetlerimizi fısıldıyor." Kalın sağlıcakla.
1000Kitap
Çin'in İncisiAnchee Min · Pegasus Yayıncılık · 201454 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 167. kitabı
Alice Feeney' nin merakla başladığım bu kitabı, klasik bir gerilim sunmasa da hafif bir merakla kendisini okuttu. "Hepimizin sırları var" cümlesiyle örülü bir hikayede, karakterlerden çok daha büyük sırlar bekledim. Kitapta sıkça izlenen video kasetlerinden de daha vurucu sahneler bekliyordum. Görüntüler, hikâyede derin etkiler yaratmak yerine yüzeyde kaldı ve güçlü bir açılım getirmedi. Bu da merakla beklediğim her yeni kasette biraz daha hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Fikir güzel, kurgu ilginç ama son kısımlar karakter gerçekliği açısından tatmin etmedi. Gerilim türü olarak değil de hafif gizemli bir aile dramı gibi hissettirdi. SPOILER Torununun ölümünü daha önceden öğrenen yaşlı ninenin, oğlunu, gelinini, diğer torunlarını ve komşunun oğlunu öldürmesi bana oldukça zorlama geldi. Üstelik bunu yaparken 15 yaşındaki bir çocuktan yardım alması da mantık sınırlarını zorladı. Başta sevgi dolu bir büyükanne olarak tanıtılan bir karakterin, ailesini acımasızca katletmesi, derin bir psikolojik altyapıyla desteklenmediği için inandırıcılıktan uzaktı. Böyle bir karakter dönüşümünün altı daha dolu olmalıydı. Kitapta böyle bir derinlik verilmediği için finali hem mantıksız hem de duygusal olarak zayıf kıldı. Bir de Daisy’nin aslında bir hayalet olduğunu çok erken fark ettim. Diyalog eksikliği, “söyledim ama duymadılar” gibi cümleler bu durumu ele veriyordu. Bu yüzden kitabın sonunda Daisy’nin ölü olduğu gerçeği beklenen etkiyi yaratmadı, şaşırtmadı, hatta çoktan sindirilmiş bir bilgi gibiydi benim için. Ayrıca kitabın sonunda, ninenin torununu cinayetlere ikna ettiği bölümler bana oldukça zorlama geldi. Annesini, babasını ve tüm ailesini öldürmeye karar verme süreci neredeyse hiç işlenmemişti. Sadece “Ninem yardım istedi, ben de ettim” gibi yüzeysel bir açıklamayla
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,415 okunma