Sokrates, İsa ve Buda bize yaşamayı öğretirler. (...) Onların mesajı bireyin gelişimine odaklanır. Başkasına saygı duyma, kendini tanıma, aşk ve özgürlük sunar. Dini bir temele dayandırılsa da, asla dogmatik değildir. Her zaman anlamlandırır ve sebebi ortaya koyar,
ayrıca kalpten gelir. Frederic Lenoir
Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söyler.
Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışarak ego yanılsamalarının üstesinden gelebileceğini anlatır. Varoluş mantığı, sahip olma eyleminden daha önemlidir.
Tek bir sözle kalbe dokunmak kadar büyük bir mucize
olabilir mi? S:99
Bana göre bir edebi eser değildi, hikaye de ilgi çekici değildi. Ağaçlar isimli eseri de bana aynı "boş muhabbet" hissini yaşatmıştı. Ancak cümleler, metaforlar ve vecize tadında pasajlara
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var.
I. BÖLÜM
1) Aynalı Baba
İmam Gazali bu kitabında insanları dört kısma ayırmıştır. Bunlar: Kelâmcılar, felsefeciler, batınîler ve tasavvufçulardır. İmam Gazali Selçuklu Devleti’nde hakim olan Sünni ekole tasavvuf görüşünü
Dünya ile inancı arasında sıkışmış; arayış içindeki bir adamın, hayalin derinliklerinde alt metni dolu mitolojik hikayelerin bir karakteri olarak hikayeden hikayeye, hakikatten hakikate geçişlerini
Aşkım Kapışmak instegramdan gülerek takip ettiğim bazen abartmada Nirvana'yı zorlasa da, insan ilişkileri, kadın-erkek dinamikleri, beden dili ve kişisel gelişimi, mizahla harmanlayan bir tarzı var. Bilimsel psikoloji ve davranış bilimleri teorilerini ağır bir dille anlatmak yerine, gündelik hayattan örnekler ve eğlenceli tespitlerle takipçilerine aktarır, ilk defa kitabını okudum Elma Dersem Çık dili son derece yalın, samimi ve bir çırpıda okunabilir. Ağır felsefi terimler yerine günlük hayattan örnekler vermesi kitabın okunabilirliğini artırmaktadır.
Elma Dersem Çık , çocukken oynadığımız saklambaç oyunundaki "Elma dersem çık!" tekerlemesinden ilham almış. Aşkım Kapışmak , modern toplumun bize dayattığı "Her zaman güçlü olmalısın" maskesinin bizi mutsuzlaştırdığını savunur. Çözümün daha güçlü olmakta değil, sakinlikte ve içimizdeki o kırılmış, saklanmış çocukla barışmakta olduğunu anlatıyor. Kitabın sonunda okurların kendilerini analiz edebilecekleri kişilik testleri yer almakta. Bu testler kitabı daha interaktif ve pratik hale getiriyor okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum...