• Nûr Bebek

    Baba Âdem’den yana ak pâk olan Nûr Bebek,
    İnsanlar kaçıyorken, melekler öbek öbek;
    Altında ve üstünde, sağında ve solunda,
    Hem her iki yanında, soluğunda, yolunda;
    Dizilmişler hepsi de sanki birer divâne,
    Sen sönmeyen bir ışık ve onlar da pervâne.
    Yetim oluşun kader, sırrından bir parçacık,
    Bilerek yüz çeviren bir delidir apaçık.
    Seni bırakıp bulan, buldu nasibi neyse,
    Sensizlik ve nasip mi?... Bulunmaz neredeyse.
    Gelenler yanlarında döndüler bebeklerle,
    Bir anne kaldı yalnız, hısım kelebeklerle.
    Belki (Sen)den habersiz yakınında bir o var,
    Kucağında bir boşluk, (Sen)le dolana kadar.
    Melek yüzlü bir kadın, adı Halime Hatun,
    Seni görmeden Sana ezelden beri meftun.
    Gözlerinden semaya fışkırana o şahit,
    Güneşi utandıran gözler, açsan ne vakit.
    Göğsün bir gül bahçesi, bir fark ile âşikar,
    Ne çalı var ne diken, tâ ki ruhuna kadar.
    Her güzelin sebebi ve her sırra bahane,
    Asıl sır (Nûr Bebek)te, çünkü diyor sütanne:
    Gariptir, sol yanımdan beslenmedi Nûr Bebek,
    Hep sağ, hep sağdan emdi, sütten kesilene dek.
    Evvelin, bebekliğin ve bambaşka âhirin,
    Bâtınında neler var, böyle ise zâhirin.

    Ankara, Nisan 2011
  • Havatır

    Yıllardan bir yıl,
    Günlerden bir gün;
    Diyor ki akıl:
    Solgun ve ölgün
    Bir yaprak gibi
    Olursun sen de.
    Zahir Gaib’i,
    Nihayetinde
    Görürsün bir an.
    Yer ile yeksan
    Olur bütün zan.
    İşte o zaman
    Düşünce perde
    Sahne görünür.
    Gökte ve yerde
    Gözünü bürür
    Olan ne varsa,
    Çıkar meydana
    Ömürlük tasa;
    Her şey bir yana
    Elbet anlarsın
    Nedir hakîkat?
    Sonra ağlarsın,
    Yanarsın fakat;
    Geçer iş işten,
    Dönmek nafile.
    Çünkü bitişten
    Evvel kafile
    Dönmüştü zaten
    Varmadan önce.
    Nasıl ki dersen;
    Gündüz ve gece
    Tanıktı mekan,
    Azıktı figan;
    Yılmadan bir an
    Önde bir çoban;
    Aklın kârını
    Teslim bildiler,
    Varın Varı’nı,
    Bildik, dediler.
    Nedir bir gözün
    Görmekten yana
    Nasibi, sözün
    İçinde mânâ;
    Söz ki, En Emin
    Olan’ın sözü.
    Her şeye yemin,
    Kaymadı gözü.
    Evet, O gördü,
    Görmesek ne gam.
    Defterin dürdü,
    Mantıkta tamtam.
    Şimdi vaktidir;
    Önde bir yavuz
    Her şeye kadir
    Şaşmaz Kılavuz.
    Şahidi Ceddi;
    Aleyhisselam,
    Selam hep selam,
    O ki el verdi,
    O olsa derdi:
    Bütün elemi,
    Kederi, (derd)i,
    Çekmek âlemi;
    Ateş bataktan,
    Onca tuzaktan,
    O çok uzaktan,
    Binbir zikzaktan
    Ve sonra sefer,
    Dosdoğru yolda.
    Her an beraber,
    Sağda ve solda.
    Ki; şaşmasın kul,
    Doğru hedefe
    Yürüsün mâkul,
    Sonsuz mesafe.
    Baş gözü kaba,
    Damakta diller;
    Sırtta bir aba,
    Yolda kandiller.
    Sefer her seher,
    Bir yok sona dek.
    Kalsak da zafer
    Orta yolda tek;
    Bizimdir bizim.
    Âleme hizmet,
    Bu yolda azim;
    Benlik hezimet.
    Ve işte maksat;
    (Ben)i bildirmek.
    Sonrası hasat,
    Evveli emek.
    Âlem sebepler
    Âlemi elhak;
    Sırrı edepler,
    Sonra muhakkak.
    Kalkar vesilen,
    Bir O kalır; Bir…
    Kendini bilen
    Rabbini bilir;
    Ölse dirilir…

    ...

    Ve sonra zaman,
    Görürsün bir an,
    Rahman’a kurban,
    Tekrar en baştan,
    En Baş’a devran.
    Yani hep O’ndan,
    Baştan ve sondan…

    Ankara, Nisan 2011
  • Kitap - Webnovel:

    1) Necip Fazıl Kısakürek - İbrahim Ethem
    2) Yusuf Karaçay - Bir Psikiyatristle Sohbetler
    3) Dr. Malik Babikir Badri - Müslüman Psikologların İkilemi
    5) Hatice Kübra Tongar - Fıtrat Pedagojisi 2
    4) Helen Stratton Would - Ayı Kim Çaldı
    5) Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Yitik Benler
    6) Jack London - Martin Eden
    7) Erich Kästner - Don Kişot
    8) İbn Kesir Tefsiri - Cilt 1 - Fatiha, Bakara, Al-i İmran Suresi
    9) Maudsley - Psikiyatride Reçeteleme Rehberi (1/2)
    10) Forty Millenniums of Cultivation, 1-405 (1400 sayfa)
    11) Virtual World: Close Combat Mage, 27-91
    12) Mmorpg: Martial Gamer (Güncel)
    13) Night Ranger (Güncel)
    14) Reincarnation Of The Strongest Sword God (Güncel)
    15) The King's Avatar (Güncel)

    Dizi - Film:

    1) La Casa de Papel - Sezon 2
    2) Kyaputen Tsubasa (2018) - Sezon 1, Bölüm 1-3
    3) Coco (2017)
  • Nûr Bebek

    Baba Âdem’den yana ak pâk olan Nûr Bebek,
    İnsanlar kaçıyorken, melekler öbek öbek;
    Altında ve üstünde, sağında ve solunda,
    Hem her iki yanında, soluğunda, yolunda;
    Dizilmişler hepsi de sanki birer divâne,
    Sen sönmeyen bir ışık ve onlar da pervâne.
    Yetim oluşun kader, sırrından bir parçacık,
    Bilerek yüz çeviren bir delidir apaçık.
    Seni bırakıp bulan, buldu nasibi neyse,
    Sensizlik ve nasip mi?... Bulunmaz neredeyse.
    Gelenler yanlarında döndüler bebeklerle,
    Bir anne kaldı yalnız, hısım kelebeklerle.
    Belki (Sen)den habersiz yakınında bir o var,
    Kucağında bir boşluk, (Sen)le dolana kadar.
    Melek yüzlü bir kadın, adı Halime Hatun,
    Seni görmeden Sana ezelden beri meftun.
    Gözlerinden semaya fışkırana o şahit,
    Güneşi utandıran gözler, açsan ne vakit.
    Göğsün bir gül bahçesi, bir fark ile âşikar,
    Ne çalı var ne diken, tâ ki ruhuna kadar.
    Her güzelin sebebi ve her sırra bahane,
    Asıl sır (Nûr Bebek)te, çünkü diyor sütanne:
    Gariptir, sol yanımdan beslenmedi Nûr Bebek,
    Hep sağ, hep sağdan emdi, sütten kesilene dek.
    Evvelin, bebekliğin ve bambaşka âhirin,
    Bâtınında neler var, böyle ise zâhirin.

    Ankara, Nisan 2011
  • Havatır

    Yıllardan bir yıl,
    Günlerden bir gün;
    Diyor ki akıl:
    Solgun ve ölgün
    Bir yaprak gibi
    Olursun sende.
    Zahir Gaib’i,
    Nihayetinde
    Görürsün bir an.
    Yer ile yeksan
    Olur bütün zan.
    İşte o zaman
    Düşünce perde
    Sahne görünür.
    Gökte ve yerde
    Gözünü bürür
    Olan ne varsa,
    Çıkar meydana
    Ömürlük tasa;
    Her şey bir yana
    Elbet anlarsın
    Nedir hakîkat?
    Sonra ağlarsın,
    Yanarsın fakat;
    Geçer iş işten.
    Dönmek nafile
    Çünkü bitişten
    Evvel kafile
    Dönmüştü zaten
    Varmadan önce.
    Nasıl ki dersen;
    Gündüz ve gece
    Tanıktı mekan,
    Azıktı figan;
    Yılmadan bir an
    Önde bir çoban;
    Aklın kârını
    Teslim bildiler,
    Varın Varı’nı,
    Bildim, dediler.
    Nedir bir gözün
    Görmekten yana
    Nasibi, sözün
    İçinde mânâ;
    Söz ki, En Emin
    Olan’ın sözü.
    Her şeye yemin,
    Kaymadı gözü.
    Evet, O gördü,
    Görmesek ne gam.
    Defterin dürdü,
    Mantıkta tamtam.
    Şimdi vaktidir;
    Önde bir yavuz
    Her şeye kadir
    Şaşmaz Kılavuz.
    Şahidi Ceddi;
    Aleyhisselam,
    Selam hep selam,
    O ki el verdi,
    O olsa derdi:
    Bütün elemi,
    Kederi, (derd)i,
    Çekmek âlemi;
    Ateş bataktan,
    Onca tuzaktan,
    O çok uzaktan,
    Binbir zikzaktan
    Ve sonra sefer,
    Dosdoğru yolda.
    Her an beraber,
    Sağda ve solda.
    Ki; şaşmasın kul,
    Doğru hedefe
    Yürüsün mâkul,
    Sonsuz mesafe.
    Baş gözü kaba,
    Damakta diller;
    Sırtta bir aba,
    Yolda kandiller.
    Sefer her seher,
    Bir yok sona dek.
    Kalsak da zafer
    Orta yolda tek;
    Bizimdir bizim.
    Âleme hizmet,
    Bu yolda azim;
    Benlik hezimet.
    Ve işte maksat;
    (Ben)i bildirmek.
    Sonrası hasat,
    Evveli emek.
    Âlem sebepler
    Âlemi elhak;
    Sırrı edepler,
    Sonra muhakkak.
    Kalkar vesilen,
    Bir O kalır; Bir…
    Kendini bilen
    Rabbini bilir;
    Ölse dirilir…

    ...

    Ve sonra zaman,
    Görürsün bir an,
    Rahman’a kurban,
    Tekrar en baştan,
    En Baş’a devran.
    Yani hep O’ndan,
    Baştan ve sondan…

    Ankara, Nisan 2011
  • Havatır

    Yıllardan bir yıl,
    Günlerden bir gün;
    Diyor ki akıl:
    Solgun ve ölgün
    Bir yaprak gibi
    Olursun sen de.
    Zahir Gaib’i,
    Nihayetinde
    Görürsün bir an.
    Yer ile yeksan
    Olur bütün zan.
    İşte o zaman
    Düşünce perde
    Sahne görünür.
    Gökte ve yerde
    Gözünü bürür
    Olan ne varsa,
    Çıkar meydana
    Ömürlük tasa;
    Her şey bir yana
    Elbet anlarsın
    Nedir hakîkat?
    Sonra ağlarsın,
    Yanarsın fakat;
    Geçer iş işten,
    Dönmek nafile.
    Çünkü bitişten
    Evvel kafile
    Dönmüştü zaten
    Varmadan önce.
    Nasıl ki dersen;
    Gündüz ve gece
    Tanıktı mekan,
    Azıktı figan;
    Yılmadan bir an
    Önde bir çoban;
    Aklın kârını
    Teslim bildiler,
    Varın Varı’nı,
    Bildik, dediler.
    Nedir bir gözün
    Görmekten yana
    Nasibi, sözün
    İçinde mânâ;
    Söz ki, En Emin
    Olan’ın sözü.
    Her şeye yemin,
    Kaymadı gözü.
    Evet, O gördü,
    Görmesek ne gam.
    Defterin dürdü,
    Mantıkta tamtam.
    Şimdi vaktidir;
    Önde bir yavuz
    Her şeye kadir
    Şaşmaz Kılavuz.
    Şahidi Ceddi;
    Aleyhisselam,
    Selam hep selam,
    O ki el verdi,
    O olsa derdi:
    Bütün elemi,
    Kederi, (derd)i,
    Çekmek âlemi;
    Ateş bataktan,
    Onca tuzaktan,
    O çok uzaktan,
    Binbir zikzaktan
    Ve sonra sefer,
    Dosdoğru yolda.
    Her an beraber,
    Sağda ve solda.
    Ki; şaşmasın kul,
    Doğru hedefe
    Yürüsün mâkul,
    Sonsuz mesafe.
    Baş gözü kaba,
    Damakta diller;
    Sırtta bir aba,
    Yolda kandiller.
    Sefer her seher,
    Bir yok sona dek.
    Kalsak da zafer
    Orta yolda tek;
    Bizimdir bizim.
    Âleme hizmet,
    Bu yolda azim;
    Benlik hezimet.
    Ve işte maksat;
    (Ben)i bildirmek.
    Sonrası hasat,
    Evveli emek.
    Âlem sebepler
    Âlemi elhak;
    Sırrı edepler,
    Sonra muhakkak.
    Kalkar vesilen,
    Bir O kalır; Bir…
    Kendini bilen
    Rabbini bilir;
    Ölse dirilir…

    ...

    Ve sonra zaman,
    Görürsün bir an,
    Rahman’a kurban,
    Tekrar en baştan,
    En Baş’a devran.
    Yani hep O’ndan,
    Baştan ve sondan…

    Ankara, Nisan 2011
  • PEYGAMBER EFENDİMİZ ( SAV ) İN HZ ALİ (RA ) HAZRETLERİNE NASİHATLERİ

    Hz Ali diyor ki, bir gün Resulullah (sav) beni huzuruna çağırarak şöyle buyurdular:
    peygamber efendimiz (sav)‘in Hz. Ali'ye nasihatleri
    - Ya Ali senin bana yakınlığın Harun peygamberin Musa (as)´a olan
    yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir. Sana vasiyetler edeceğim.

    Dinlersen şükür edenlerden olur ve şehit olursun. Allahü Teala seni kıyamet günü alim ve fakih olarak diriltir, dedi ve şöyle devam etti:

    YA ALİ MÜMİNİN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Namaz kılmak
    - Oruç tutmak
    - Zekat ve sadaka vermek


    MÜNAFIKTA ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Namazı yalnız kılarken yanlış ve noksan kılar. Toplum yanında kılarken tam ve düzgün kılar.
    — Kendisini övenlerin yanında işlerini düzgün yapar
    - Cenabı Hakkı toplum yanında zikreder yalnız kalınca unutur.


    MÜNAFIKTA ÜÇ ALAMET DAHA VARDIR
    - Konuştuğu söz yalandır
    - Verdiği sözde durmaz
    - Emanete hıyanetlik eder


    ZALİMDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Kendisinden zayıf olanları ezer
    - Gücü yettiği kadar başkalarının malını zorla alır
    - Nereden yiyip içtiğini, giyip kuşandığını incelemez. Haram helal
    demez ne bulursa alır.


    KISKANÇLARDA ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Toplumda bir kimseye yaltaklanır
    - Herkesin arkasından gıybet eder çekiştirir
    - Başına bela gelenlere sevinir


    TEMBELLERDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Allah´a ibadet ederken tembellik eder, hiç neşe duyamaz
    - Yaptığı ameli kusurludur ve boşa gider
    - Namazı vaktinde kılmaz geçirir


    TEVBE EDEN KİMSENIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Haramlardan sakınıp uzaklaşır
    - İlim öğrenmeye hırslı ve azimli olur
    - Göğüsten çıkan süt tekrar gerisin geriye girmediği gibi o da tevbe
    ettiği günaha bir daha dönmez.


    AKILLI KİMSEDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Dünyaya değer vermez
    - Sıkıntı eza cefa çeker de şikayet etmez
    - Sıkıntı ve musibetli anlarda sabır ve tahammül gösterir


    SABIRLI KİMSEDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Kendisini arayıp ziyaret etmeyenlere gidip ziyaret eder
    - Kendisine zulmedeni bağışlar
    - Kendisini mahrum edenlere bağışta bulunur


    AHMAK KIMSENIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Farzlarda tembellik eder
    - Faydasız boş şeyleri çok konuşur
    - Merhametsizdir. Mahlukata çok eziyet eder


    İYİ KİMSELERİN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Yediği helaldir
    - Kendi şehrinde ilim meclislerinde bulunur
    - Beş vakit namazı cemaatle kılar


    BEDBAHT KİMSENIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Yediği haramdır
    - İlimden nasibi yoktur
    - Namazı özürsüz yalnız başına kılar


    İYİ İNSANLARIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - İbadetlerini zamanında yerli yerinde yapar
    - Haram olan şeylerden uzak durur
    - Kendisine kötülük yapan kimseye iyilik eder


    KÖTÜ OLAN KİMSENİN DE ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Allah´ın emirlerine karşı tembellik eder.
    - Herkese zararı dokunur
    - Kendisine iyilik edene kötülük eder


    SALİH KİMSEDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Bilgisiyle amel edip dinini kuvvetlendirir
    - Kendisi için beğendiğini başkaları için de beğenir
    - Cenabı Hakka karşı güzel amelde bulunur, O´nu hoşnut eder


    MÜTTEKİ KİMSEDE ÜÇ ALAMET VARDIR
    - Kötü insanlardan uzaklaşır
    - Yalan söylemekten sakınır
    - Harama düşerim korkusuyla helalden bile sakınır


    GÜNAHKAR KİMSENİN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Bütün işlerinde yanılgı içindedir
    - Oyun ve çalgı ile uğraşır
    - Unutkan olur


    KALBİ KARARMIŞ OLANIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Zayıflara acımaz, düşkünleri esirgemez
    - Aza kanaat etmez, hiç doymaz olur
    - Kendisine öğüt ve nasihat tesir etmez


    DOĞRUNUN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - İbadetleri gizli yapar, gösterişten sakınır
    - Musibetleri gizler, Sıkıntısına sabreder
    - Dili zikirle meşgul olur


    FASIK ADAMIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Fitne ve fesadı sever
    - Halkın hastalık ve musibete uğramasını sever
    - İyi işlerden uzak durur


    SÜFLI-AŞAĞI KİMSELERİN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Akrabasını azarlar, onlarla çekişir durur
    - Komşularına eziyet verir
    - Günah işlemeyi sever


    ALLAH´IN SEVMEDİĞİ KİMSE DE ÜÇ İNSAN VARDIR
    - Çok yalan söyler, yalan yemin eder
    - Halka sıkıntı verir
    - Başkasının sırtından geçinmek ister


    ABİD OLANIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Allah´ın büyük, kendinin pek küçük olduğunu düşünür
    - Nefsinin isteklerine son verir
    - Allah rızasını kazanmayı gaye edinir


    İHLAS SAHİBİNİN ÜÇ İNSANI VARDIR
    - Gücü yeterse affeder
    - Malının zekatını verir
    - Sadaka vermeyi sever


    CİMRİ DE ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Aç kalmaktan korkar
    - Dilenciden korkar, bir şey verince fakir olacağım der.
    - Kendisine iyilik edene içinden kin besler


    SABIRLI İNSANDA ÜÇ ALAMET VARDIR
    - İbadetlerde sabırlı olur
    - Günahları bırakmakta sabırlı olur
    - Allah´tan gelen musibetlere sabırlı olur


    FACİR ADAMIN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Çok yemin etmekle öğünür
    - Kadınları aldatır
    - Herkese çok iftira eder


    YA ALİ SENİ SEVENDE ÜÇ NİSAN VARDIR
    - Malını senin yoluna sarf eder
    - Canını senin yoluna feda eder
    - Senin sırrını gizler, kimseye açmaz


    KAFİRİN ÜÇ ALAMETİ VARDIR
    - Allah´ın dininden şüphe eder
    - Allah´ın sevdiklerine düşmanlık eder
    - İbadetlerden gafil olur, ibadet bilmez


    AFFEDİLENİN ÜÇ İNSANI VARDIR
    - Allah´ın azabından korkar
    - Allah´ın kahrından korkar
    - Sırf Allah için edilen nasihatlerden titrer

    Ya Ali, Allah indinde insanların hayırlısı, en iyisi herkese faydası
    dokunandır. En kötüsü de, kin tutan, intikamcı ve daima dargın duran kimsedir.
    Allah´ın buğzettiği en kötü kimse de, ömrü uzun olup, ameli çirkin olandır.
    Bu kimselerin dışı günah süsü ile güzel, içi günah pisliğiyle doludur.
    Ya Ali bundan daha kötüsü şerrinden kurtulmak için kendisine ikram olunan kimsedir. Bundan daha kötüsü zenginlere ikram edip fakirleri hiçe sayan kimsedir. Zenginlere çeşitli, renkli sofralar hazırlayıp yedirirler. Fakirlere karşı hiç cömertlik etmeyen, bir parça ekmek bile vermeyen kimsedir.
    Bundan daha kötüsü yalnız başına yiyip kimseye bir şey vermeyen kimsedir.
    Ya Ali fazilet günahları terk etmektir. Cenabı Haktan korkmanın alameti haramlardan sakınmak ve uzak durmaktır.

    Doğru söyleyen kimsenin alameti, bir kimse ona doğru söyledin diye kızsa darılsa veya onu sevse, ona muhtaç olsa bile yine de doğru söylemesidir.


    YA ALİ BEŞ ŞEY VAR Kİ GÖNLÜ ÖLDÜRÜR
    - Çok yemek
    - Çok uyumak
    - Çok konuşmak
    - Çok gülmek
    - Rızık için korkmak


    BEŞ ŞEY KALBİ KARARTIR
    - Günah üstüne günah işlemek
    - Tok olduğu halde yine yemek
    - Zulümle mal yığmak
    - Namazları vaktinde kılmamak
    - Sol eliyle yemek-içmek


    BEŞ ŞEY UNUTKANLIK GETİRİR
    - Fare artığını yemek
    - Kıbleye karşı ufak su dökmek
    - Duran suya ufak su dökmek
    - Kül üzerine ufak su dökmek
    - Haram ile geçinmek


    BEŞ ŞEY KALBİ NURLANDIRIR PARLATIR
    - İhlas suresini cok okumak
    - Az yemek
    - İlim meclisinde bulunmak
    - Az pişmiş ekmek yemek
    - Gece namazı kılmak


    BEŞ ŞEY DAHA KALBİ NURLANDIRIR
    - İlim meclisinde bulunmak
    - Elini yetim başına sürmek
    - Gece seherde çok istiğfar etmek
    - Az yemek-içmek
    - Çok oruç tutmak


    BEŞ ŞEY GÖZÜN NURUNU ARTTIRIR
    - Kabeye çok bakmak
    - Kur´an-ı Kerim´e bakmak
    - Anne-babanın yüzüne bakmak
    - Alimin yüzüne bakmak
    - Akar suya bakmak


    BEŞ ŞEY İNSANI İHTİYARLATIR
    - Çok borçlu olmak
    - Gamı kederi çok olmak
    - Çok güzel koku sürünmek
    - İbadet üzüntüsü bol olmak
    - Çok balgam gelmek

    Ya Ali cennet kapısında gördüm ki, ´´ kim nefsinin arzu ve isteklerini
    ret ederse, onun makamı yeri cennettir ´´ yazılıydı.

    Cehennem de: Ya Rabbi, beni niçin yarattın? diye sorar. Cenabı Hak: Cimri ve kibirli olan kimseler için seni yarattım, buyuruyor.

    Ya Ali, Allah´ın rızası, ana - babanın rızasında, gazabı da anne- babanın gazabında gizlidir.

    Ya Ali, komşuna kâfir olsa bile yardım et.

    Ey cennet yolcusu kardeş; Acaba sen hangi sınıftansın. Kendini hangi beşin, hangi üçün içinde buluyorsun. Eğer okuduklarını unuttun ise yeniden bir kere daha oku ve yerini tespih et.

    Kara kalpli, siyah yüzlü müsün? Yoksa kalbi parlak, yüzü nurlulardan mısın?
    Kendini öğren hangi zümre ve sınıftansın?

    CENABI ALLAH BİZLEİ RAZI OLDUĞU KULLARIN ZUMRESİNE İLHAK EYLESİN