Altı yaşındayken bir gün, balta girmemiş ormanlar üstüne yazılmış "Yaşanmış Öyküler" adlı bir kitapta müthiş bir resim görmüştüm. Bir hayvanı yutmakta olan bir boa yılanını gösteriyordu. Resmin kopyası işte yukarıda.
Kitapta şöyle deniyordu:"Boa yılanları avlarını çiğnemeden yutuverirler. Sonra da yerlerinden kımıldayamaz, sindirmeleri için gerekli altı ayı uyumakla geçirirler."
Orman serüvenleri üstüne derin derin düşünmeye başladım. Biraz uğraştıktan sonra ben de renkli bir kalemle ilk resmimi yapmayı başardım. Resim No. - 1.
Aşağıdaki gibiydi:
Yapıtımı büyüklere göstererek resimden korktular mı diye sordum...
1. İki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. Dört ayak üstüne yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.
3.Hiçbir hayvan giysi gitmeyecek.
4.Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5. Hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. Hiçbir hayvan başka bir hayvan öldürmeyecek.
7.Bütün hayvanlar eşittir.
Korkumuzla, ruhumuzla ilgilenmeyen Başkaları için bizi sevemezdim. Çünkü insan, ruhuyla insandır her şeyden çok. Sarı Çiçek'in de dediği gibi, Başkaları'nın bize karşı duydukları his, olsa olsa `beğeni' olabilirdi.
İşte bunun için mi bu kadar beğenilmek istiyorduk? Sevilmek için yaratıldığımız, Başkaları'yla dolu bir dünyada sevgiyi bulamadığımız ve onların tek sunabildikleri şeyle, ' beğeni' yle yetinmek zorunda kaldığımız için mi?