Kitabın internette araştırmasını yaparken yazarının şu sözüyle karşılaştım;
"Zor kitapları okumalıymış insan meğer. Kitap insanı allak bullak etmeliymiş; insanda bir şeyleri değiştirmeliymiş."
Ne kadar harika bir söz söylemiş yazar değil mi?
Kitabı okumak zor, pek akıcı değil. Buna rağmen kitabı okuyup bitirdiğinizde hatta okuduğunuz anda hissediyorsunuz etkisi altına girdiğiniz değişimi. Düşünmekten yoruluyorsunuz baştan belirteyim. Yolculuk, motor harika diye de okumaya başlamayın kitabı.
Felsefeye karşı ilginiz yoksa, çok fazla sıkılırsınız. Otobiyografik ve felsefi bir deneme kitabı. Kimilerine göreyse roman, ki bence değil! Ders kitabı okuyormuş gibi okudum. Herakleitos, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristo, Kant gibi birçok filozofun düşüncelerini harmanlamış, kendi fikirlerini de katıp size seçenekler sunmuş. İyi nedir? Nitelik nedir? Kime göre iyi? Kime göre nitelikli?
Kesinlikle bir alt yapı gerektiriyor kitap, okumadan önce filozoflar ile ilgili biraz araştırma yapmak onların felsefesini bir nebze anlayabilmek gerekli.
Yazıldığı zaman 121 yayıncı tarafından geri çevrilmiş, en sonunda tek bir yayıncı, "Kitap beni neden yayıncılık yaptığımı düşünmeye zorladı." diyerek basmış kitabı. Yayınladığı gibi de çok-satar ve kült olmuş kitap.
Görünürde bir motor yolculuğu sanılabilir, ama aslında içsel bir yolculuk söz konusu. On yedi gün süren serüveninde değerlerin anlamını ve kalitesini aklın sınırlarını zorlayarak sorgulatmış.
Kitapta, teknolojinin getirdikleri-götürdükleri, teknolojiyi kabul edememe, klasik yaklaşım, romantik yaklaşım, bilimsel yaklaşım, kitle hipnozu, SİSTEM (en çok beğendiğim bölümü), ilerleme, hakikat, sanat, olgular, güven, iyi nedir ve en çokta nitelik gibi değerler sorgulanıyor.
Sayfa 92'de geçen:
"Sistematik bir hükümet