sosyolojiogrencisi

Canım Eden
10/10
·520 syf.··
2022 2. kitabı
Hayatım boyunca okuduğum en iyi eserler arasına girdi. Sevgili Eden'ın düşüşleri, aşkı, hayata bakışı yani en temelde varoluş mücadelesi çok kıymet verdiği bir kadın olan Ruth sayesinde gelişmiş ve kendisini bulmasını sağlamıştır. Eden'ın hayatta var olma, görünür olma mücadelesinin büyük bir kısmı sevgili Ruth'un burjuva sınıfına mensup olmasından kaynaklanmaktadır. Eden'la tanışmak hayata bakışımı yeniden şekillendirdi diyebilirim. Eden'ın mücadelesi sadece kendisine veya Ruth'a olan sevgisine karşı değildi. Eden, burjuvaya yani en temelde eşit olmayan bu dünyaya karşı duruyordu. @sosyolojiogrencisi hesabımda sosyolojik analizini yaptım, incelemek isterseniz bekliyorum. Sosyoloji ile kalın
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kadın Cinayetleri
8/10
·220 syf.··
2022 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2022 00:00
Burası neresi biliyor musunuz? Burası "ÖLÜ KADINLAR MEMLEKETİ" bir kitabın insanın canını defalarca acıttığını hissedebilir misiniz, bilmiyorum. Kadınların ve erkeklerin eşleri tarafından neden ve niçin öldürüldüğünü yazıyor. Neden sizce? Bakkala ekmek almaya gitti, evde çıktı diye öldürülen kadınlar var bu kitapta. Sofraya yoğurt koymadı diye öldürülen kadınlar var bu ülkede! Asıl sorun ne? Kadınların söz hakkı, mutluluğu, gülüşü neden hep engelleniyor bu ülkede? Bizler neden arkamıza bakarak yürümek zorundayız bu ülkede? Bu ülkede; Suna'nın, Gönül'ün, Özgecan'ın, Güleda'nın, Rabianaz'ın, Emine'nin, Şule'nin, Pınar'ın, Ceren'in, Şükran'ın, Zekiye'nin, Münevver'in, Merve'nin, Zeynep'in, Kader'in, Rukiye'nin, Özlem'in, Gülsüm'ün, Melike'nin ve daha adını sayamadığım nice kadının hayalleri ve gülüşleri söndürüldü... Biz susmayalım, kadın cinayetleri durdurulsun. Birimiz daha ölmeyelim, yaşayalım, gülümseyelim bu hayata karşı ve durduralım bu kadın cinayetlerini! #kadıncinayetlerinidurduracağız #sosyolojikbakış
Edebiyat
Ölü Kadınlar MemleketiBurçe Bahadır · Görünmez Adam Yayıncılık · 2020246 okunma
7/10
·254 syf.··
2021 5. kitabı
Korkunç Yıllar kitabı benim ödevim olduğu için okudum. Kitabı tamamen sosyolojik bir perspektifle okuduğum için ancak bu açıdan bir değerlendirme yapabilirim. Ancak sadece bir tek şey belirtmek istiyorum ki normalde tarihi savaş, acı ve keder olgularının olduğu kitaplardan pek haz etmesem de bu kitabın gidişatını beğendiğim ve Süleyman'ın beni biraz üzdüğünü söyleyebilirim. Aynı zamanda bir de kitabın savaş sürecinde sadece erkekleri temele alarak kadınlara pek değinmemesi beni rahatsız etse de yazarın ideolojik bakışından kaynaklandığını düşünüyorum. Kırım Tatarlarının yaşanmışlıklarını belirtmesi açısından gayet iyi bir roman, tarih temeliniz varsa kitap daha sürükleyici bir şekilde ilerliyor. İyi okumalar :)
Sosyoloji
Korkunç YıllarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20192,783 okunma
(Dikkat Spoiler İçerir!)
7/10
·112 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2021 18:40
Sahi Meursault niçin yargılanıyordu? Arap bir adamı öldürdüğü için mi yoksa annesinin cenazesinde ağlamadığı, arasında bir bağ olmadığı için mi? En temelden bakıldığında Meursault çoğu kişi gibi duygularıyla hareket eden biri değildi. O içine kapanık ve sessiz bir yaşamı benimsemişti. Bu yaşamında toplumun dayattığı rolleri kabul etmeyen biri olarak aslında tam olarak topluma yabancılaşmıştı. Burada asıl yargılanma sebebi birini öldürmek değildi, topluma yabancılaşması ve her şeye nesnel bir şekilde yaklaşmasıydı. Meursault'u toplum tarafından suçlu kılan toplumun dayattığı geleneksel rollerin dışında biri olmasıydı. Albert Camus
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
8/10
·83 syf.··
2020 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 01:13
·
Olay dünya çapında satranç birincisi olan Mirko ve Dr. B.'nin etrafında şekilleniyor. Ve birde olayın içinden bir anlatıcı var. Satranç, Zweig'ın intihar etmeden önce yazdığı yazılardan biriymiş. Aslında bunu öğrendiğim an kitapta odaklandığım nokta artık konunun gidişatı değildi malesef. Daha çok Zweig intihar etmeden önce neler düşündü, ne gibi cümleler yazdı. Bunun üzerine odaklanarak okudum kitabı. Ve inanılmaz bir hiçlik, boşluk ve yalnızlığa mahkum olduğunu fark ettim. Bu inanılmaz derecede içimi acıttı ve neden dedim sürekli... Etrafındaki insanlar nasıl fark etmiyor bir insanın içten içe eriyen benliğini? Belki de şuan bizim de etrafımızda ruhu yavaş yavaş eriyen birileri vardı. Düşünüyorum da insanlar gerçekten kalabalıklar içinde yalnız hatta yapayalnız olabiliyor... Ahhh Zweig ♡.. Nasıl da fark edilmeden yazmaya devam etmişsin. Beni inanılmaz derecede etkileyen bir alıntıyı da sizinle paylaşmak istiyorum: "İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayıncaya kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız." (s. 38) Stefan Zweig Satranç sosyolojiogrencisi
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma