"Bazen böyledir. Kurar, tasarlar, düşünürsünüz. Birbirinden güzel sözler, şiirler biriktirirsiniz. Hiçbiri muhatabını bulmaz. Ölümlerin hepsi erken, ayrılıkların hepsi yanlıştır."
Roman Kerem ile Deniz'in çarpışması ve ellerindeki dosyaların karışması ile başladı. Klişe bir başlangıç ile bu iki karakter ilk görüşte birbirine aşık olup hikaye bunun üzerinden devam edebilirdi ama böyle olmadı. Günler sonra Kerem ve Deniz içlerinde hissettikleri derin boşluğu doldurmak için bir sergide tekrar bir araya geldiler.
Kerem çarpışmadan sonra gördükleri ile iki yıl ara verdiği resim atölyesine geri döndü. Artık resimleri daha karanlık ve gördüğü kabuslar nedeniyle daha acı doluydu. Deniz ise kaybettiği annesinden kalan 63 parça resmin sırrını çözmek için Kerem'in resim yeteneğinden faydalanmak isteyen hayatını kaçarak ve saklanarak geçiren bir resim öğretmeniydi.
Sorulara cevap arayan sadece Deniz ve Kerem değildi. Yıllarca gerçek ailesini bulmaya çalışan ve jiletler ile arası iyi olan Özge ile Şevket'in karanlık işlerini ifşalamaya çalışan gazeteci, aynı zamanda Kerem'in en yakın dostu olan Bora da vardı.
Birinin rüyalarına cevap araması, birinin geçmiş sırları, birinin takıntısı ve maktülün saf sevgisi etrafında bir araya gelmiş dört karakter ve ortada çözülmesi gereken parçalanmış bir portre.
"Herkesin diğerini öldürmek istediği bir hikayede birbirlerini sevmeye çalıştılar."
#VolkanZamanoğlu nun kaleme aldığı #Oyuk bölüm başlarında anlatıcının olaylara dahil olması ve bölüm sonlarını kendi yorumları ile kapattığı, karakter analizleri ile içlerinde oluşan oyukların derinliğine inen bir roman. Hiç biri geçmişi ile yüzleşmeden bu oyuktan çıkamayacak...
@metinlerarasikitap
Volkan Zamanoğlu
@burcununseckileri
OyukVolkan Zamanoğlu · Metinlerarası Kitap · 202325 okunma
"Bazen böyledir. Kurar, tasarlar, düşünürsünüz. Birbirinden güzel sözler, şiirler biriktirirsiniz. Hiçbiri muhatabını bulmaz. Ölümlerin hepsi erken, ayrılıkların hepsi yanlıştır."
"Öyledir. İnsan diğerini tamamlar. Güçlü olan zayıfı, uzun olan kısayı, yarası kabuk bağlayan acısı taze olanı. Bu yüzden herkesin sahip çıktığı ya da sahip çıkıldığı bir yer vardır. Bazen göremeseniz de bu böyledir. Buraya kadar tamam. Acı olan şu ki insan, içinde debelenip durduğu bu kelimeler arasında, tamamlanmakla aşkı karıştırır."
"Kan, benim ışığım ve benim karanlığım"
Dünya edebiyatının en sarsıcı açılış dizesi ile başlayan Çukur (Jama) şiirini yazan Ivan Goran Kovačić Hırvat bir baba ve Yahudi kökenli bir annenin evladı olarak Hırvatistan'da dünyaya gelmiş şair ve yazardır.(1913-1943)
Eserlerinde toplumsal adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı güçlü bir duruş sergileyen Kovačić tüberküloz hastalığına rağmen ikinci dünya savaşında kendisi gibi şair ve siyasetçi olan ve kendisinden çok daha yaşlı olan Vladimir Nazor ile faşisizm karşıtı olan Partizan güçlerine gönüllü olarak katıldı. Böylece duruşunu eylemle birleştirmiş oldu ama maalesef Doğu Bosna'da Sırp Çetnik birlikleri tarafından katledildi.
Kovačić, Hırvat faşist ve aşırı milliyetçi bir örgüt olan Ustaše'nin yaptığı vahşeti kınamak için entelektüel ve etik bir sorumluluk bilinci ile kaleme aldığı Çukur şiirini, savaş sırasında Bosna Hersek'te yazmıştır.
On kantodan oluşan ve savaş karşıtı bir şiir olan Çukur, Jama denilen o dipsiz karstik çukurlara gözleri oyularak atılan Sırp köylülerinin son anlarını, sönmemiş kireçle yakılışlarını, karakterin o sonsuz karanlıkta ölü bedenlere tutunarak tırmanışını ve tekrar doğuşunu anlatan, toplu katliamlara ve işlenen savaş suçlarına karşı yazılmış bir şiirdir.
Çukur; acı çeken, şehit ve kurban hakkında bir metafor olarak görülse de yaşananları görmezden gelemeyen bir vicdanın çığlığıdır. Fihrist Kitap ayrıcalığı ile ilk kez Türkçe yayınlanan bu eserde şiirin orijinal halini de sayfalarda bulabilirsiniz. Aklınızda olsun...
Fihrist Kitap
@alkanomer19
Gönül Tuğba ile okuyoruz
ÇukurIvan Goran Kovačić · Fihrist Kitap · 20259 okunma