Öyle bir dost edinmeli ki, senin dostluğa olan ihtiyacını boşluk kalmayacak derecede, tamamen giderebilsin. Öyle bir dost edinmeli ki, dünyada, kabirde, sıratta, mizanda, hesap vaktinde senin yanında olsun ve oralarda sözü geçsin; kalp, ruh, nefs ve latifelerindeki ihtiyaçları bilsin, o ihtiyaçları gidermeye gücü yetsin ve o ihtiyaçları gidermeyi sevsin; bundan yüksünmesin.
Hakiki dost Cenab-ı Hakk'tır. O'nunla dostluk kurabilirsen, kâinattaki her şeyin dostluğunu kazanmış olursun. Gökyüzü ve yeryüzü, melekler ve ruhlar sana dost olur. Zaman ve mekân, eşya ve hadiseler sana dost olur. Nebiler, veliler, şehit-ler ve salihler sana yaran olur. O'na dost isen, her şey senin lehindedir. Aleyhinde görünenler dahi, doğrudan olmasa da, dolaylı olarak, bazen de neticeleri itibariyle senin lehindedir.
O'nun dostluğunu kazanmışsan, kâinattaki her şey seninle alâkadardır. Bütün kâinat senden razı ve memnundur. Her varlık senin destekçindir. O'na dostluk payesine ermişsen, âlemdeki her şey seni sever, her varlık senin üzüldüklerine üzülür, sevindiklerine sevinir. Kâinatın her parçası senin kendisine uğramandan, onunla iş görmenden mutluluk duyar. Yardımına koşmak için sabırsızlanır her bir şey.
**Sevdiklerinden ayrı düşmüşsen, yalnızlığına çare arıyorsan,gurbetteysen, garipsen, halinden anlayanın kalmamışsa, dışlanmışsan ve kimsenin umurunda değilsen, sana Kur'ân yeter. Dilersen o sana arkadaş olur. Yalnızlığını sıradan insanlarla bile değil, Allah'a yakınlıkla, peygamberlerle, meleklerle ve velilerle dindirir. Seni hayalen onların huzuruna götürür. Onları senin yalnızlığına misafir eder. Onların başından geçenleri sana seyrettirir. Senin başından geçenleri onlara hissettirir. Kur'ân'a dost olursan, Kur'ân'ın dostları da sana dost olur. Acını dindirmek, içindeki