10/10
·124 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:18
3D beyimizin mizah anlayışını sevdim. Kitabın bir yerinde insanlardan kaçarken, kaçtığın yere gelen ilk insanın yine kendin olduğunu fark etmek gibi bi düşüncesi vardı. Hoş buldum. Amma velakin benim favori kısmım şu; “Demir Roger’in da aramıza katılmasıyla buradaki cümbüş tamamlanmış oldu. Evden kovulmuş. Her yere sperm fışkırtmasından sevgilisine gına gelmiş. Kitap kulübünden gelen, sevgilisinin paketini daha yeni açtığı ve okumaya can attığı kitabın üzerine fışkırtınca, kitap berbat olmuş. Bu, bardağı taşıran son fışkırtmaymış. Şimdi Düsseldorf’la ateşin başında oturmuş içiyorlar, ahbap oldular. Roger, sevgilisinin yeterince açık olmamasından şikâyetçi. Bu fışkırtma işine artık pek bayılmadığını hissetmeye başlamışmış ama bu işe bir son vermek için gereken net sinyalleri de almamışmış. Mesela, birkaç gün önce Norveç Otomobil Kurumu’ndan gelen bir faturanın üzerine sperm fışkırtmış ve ikisi de buna çok gülmüş. Peki, neden kitap kulübünden gelen bir kitabın üzerine fışkırtmasınmış? “Kızların sorunu bu işte: Nerede durduklarını kestirmek mümkün değil. Uzun süre sorun olmayan bir şey birdenbire yanlış oluyor. Hem de zırt diye” diyor Roger.”
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
Puan vermedi·309 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:36
Miras,  konusu Norveç Hvaler'deki 2 adet kulübenin anne baba hayattayken 4 kardeşe paylastirilmak istenmesi. Bergljot, tiyatro yazari, dergi editörü . Abisi Bård ile ailenin dışlanan çocukları. Astrid ve Åsa ailenin sürekli yanında olan kızları. Yazar geçmiş ve gelecek arasinda gitgeller yaşıyor. Çocukluk ve gençlik travmaları hala peşini bırakmamış. Otoriter ve korku egemenligi kuran baba ile suçlayıcı , ajitasyon odaklı anne etkileri altında büyüdükten sonra ailesi ile ilişkisini tamamen kesmiş. Ta ki anne  abasi hayattayken miras konusu gündeme gelene kadar...  Görünen miras hikayesinin altında yıllardır  ailede sır olarak saklanan taciz ve şiddet hatıraları da gün yüzüne çıkıyor. Olaylar dönüşüyor,  etkisi ağırlaşıyor. Öğrenilmiş çaresizlik kavramının altinda baskı ve taciz  gördüğü ailesi ile kurduğu ilişkilerin , affetmek veya yüzleşmek arasinda hayatına devam edebilmeye çabalayan bir kadının hikayesi. Not:  Hvaler, Norveç'in güneydoğusundaki Østfold bölgesinde yer alan, yaklaşık 830 adadan oluşan bir takımada ve belediyedir. İsveç sınırına yakın bir konumda bulunur ve muhteşem doğasıyla ünlü Ytre Hvaler Milli Parkı'na ev sahipliği yapar. Bölge, özellikle yaz aylarında tekne turları, doğa yürüyüşleri ve sahil aktiviteleri için popüler bir destinasyondur.
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
Reklam
9/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:23
Kitabın önsözünden yola çıkarak, Shakespeare’in trajedileri arasında en kısa olanı Macbeth, quarto baskısı olmayan ve ilk kez 1623 İlk Folio’da yayımlanan bir eseridir. Oyunun 1606’da Kral I. James’in huzurunda sahnelendiği düşünülüyor. Shakespeare, bu vesileyle kralın atalarına selam gönderir; dördüncü perdede İskoç krallarının resmi geçidiyle James’in soyunun sonsuza dek sürecek hükümranlığına işaret eder. Tarihsel kaynaklardaki İskoç-Danimarka savaşını da bilerek İskoç-Norveç savaşına dönüştürerek kralın hoşuna gitmeyi hedeflemiştir, yani bir nevi göze girme çabası. Oyunun temel kaynağı Holinshed’in Tarih kitabıdır. Ancak Shakespeare, dramatik amacına uygun olarak kaynak metindeki karakterleri kökten değiştirmiştir. Kaynakta güçsüz ve beceriksiz bir hükümdar olan Duncan, oyunda erdemli, adil ve Tanrı’nın lütfuna mazhar ideal krala dönüşür. Banquo, kaynakta Macbeth’in suç ortağıyken oyunda sadakat ve soyluluğun timsali hâline getirilir. Macbeth ise Duncan’ı öldürdükten sonra on yıl boyunca iyi bir kral olarak yönetmişken, Shakespeare’in kaleminde tahtı gasp ettiği ilk andan itibaren kanlı bir despota evrilir. Bu değişikliklerin tek bir amacı vardır; Macbeth’e politik hırs dışında hiçbir makul mazeret, haklı gerekçe veya insani bahane bırakmamak.Eserin merkezinde aşırı hırs ve bunun insanı adım adım insanlığından koparışı yatmaktadır. Macbeth ne doğuştan kötüdür ne de cadıların saf kurbanı. Cadılar yalnızca kehanette bulunur; asıl itici güç, kahramanın kendi içindeki tutku ve istektir. İlk cinayet işlendiğinde gerekli savunma ve geleceği güvence altına alma mantığı devreye girer. Bir kez kan döküldükten sonra durmak imkânsızlaşır artık. Shakespeare burada acımasız bir gerçeği ortaya koyar. Suç, kendi mantığını yaratır. Macbeth’in trajedisi, vicdanının hala canlı
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Puan vermedi·123 syf.··
2026 9. kitabı
John Steinbeck’in II. Dünya Savaşı’nın en karanlık döneminde (1942) kaleme aldığı Ay Batarken (The Moon Is Down), işgal altındaki bir kasabanın onurlu direnişini ve özgürlük iradesini anlatan sarsıcı bir psikolojik ve siyasi romandır. Adı açıkça verilmeyen ancak Norveç ve Nazi Almanyası'nı temsil ettiği anlaşılan kurguda, maden kasabasının Belediye Başkanı Orden önderliğinde işgalcilere karşı başlattığı örgütlü ve sivil direniş konu alınır. Eserin en güçlü ve özgün yanı, işgalci askerleri tek boyutlu canavarlar olarak değil; nefret edilmekten yorulan, yalnızlaşan ve sürekli ölüm korkusuyla deliren trajik figürler olarak da ele almasıdır. Shakespeare’in Macbeth oyununa gönderme yapan ismiyle kasabanın üzerine çöken karanlığı (işgali) simgeleyen roman, kaba kuvvetin özgür bir halkın iradesini asla kalıcı olarak ezemeyeceğini savunur. Kitabın felsefi temelini, diktatörlüklerde lider öldüğünde sistemin çökeceği, demokrasilerde ise halkın içinden yeni liderlerin doğacağı inancı oluşturur. Tiyatro varyantı diyalog ağırlıklı yapısıyla karakter analizlerini zirveye çıkaran Ay Batarken, sadece bir roman değil, II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'daki yeraltı direniş örgütleri tarafından gizlice çoğaltılıp dağıtılacak kadar güçlü bir moral kaynağı ve zamansız bir başkaldırı başyapıtıdır.
Ay BatarkenJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 20252,344 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 02:00
Sonsuza Dek Emily ~ Maria Navarro Skaranger Norveç edebiyatının bol ödüllü yazarı Maria Navarro Skaranger’den minimalist ve sarsıcı bir roman. Kitap, Emily’nin iç dünyasının derinliklerini anlatıyor. Hikayede gündelik bir hayat ve travmaların oluşturduğu yoğun bir atmosfer var. Yazar, Emily’nin iç sesini öyle yoğun aktarmış ki kendinizi onun zihninin içinde buluyorsunuz. Kitap boyunca Emily’nin iki temel ilişkisi etrafında dönüyoruz. Biri onu karnındaki bebeğiyle bırakıp giden sevgilisi, diğeri ise hayatındaki derin boşluğun asıl kaynağı olan babasıyla kurduğu kopuk ve yaralı bağ. Özellikle anneliğe adım atarken yalnızlık ve terk edilmişlik duygusu tüm sayfalara işlenmiş. Bu bana Annie Ernaux’nun acıyı ve travmayı romantize etmeden, mesafeli ve çıplak bir dille anlatan tarzını hatırlattı. Romanın en sarsıcı iki katmanı, çiğ bir annelik ve göçmenlik. Yazar, yorgun ve tekdüze annelik tecrübesini tüm çıplaklığıyla sergilerken çocuğunun babası Pablo ve yaşadıkları çeper mahalle üzerinden göçmenlik teması da hikâyeye ustaca sızıyor. Göçmenlik yer değiştirme olarak değil, İskandinav refah toplumunun kıyısında kalmak, köksüzlük ve sınıfsal görünmezlik hissi olarak ele alınıp, Emily’nin kişisel yalnızlığıyla bütünleştirilmiş. Kitabın anlatım dili oldukça farklı. Edebiyatta çoğu zaman okuru iten o riskli ‘ben’ dili, romanda metnin en büyük gücüne dönüşmüş. Birinci tekil şahsın bu kadar kusursuz kullanımı, James Salter’dan öğrendiğim o ‘anlatıcının konumu’ meselesine çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca mekanın da karakterin ruh hali üzerinde doğrudan belirleyici rolü var. Ben böyle mekan-karakter ilişkisi romanlarına bayılıyorum. Hayatın kıyısında kalmış bir kadının, dünyayı ve anneliği kendi kırık penceresinden anlamlandırma çabasına tanık olmak
Sonsuza Dek EmilyMaria Navarro Skaranger · Tetes Yayınları · 202619 okunma
Björn Hansen
Puan vermedi·128 syf.··
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 09:12
Üçlemenin ilk kitabı. Genel olarak kitabı anlatmak istersem eğer huzurlu dingin yavaş ilerliyor ancak sizi olayın içerisinde her zaman tutabiliyor. Kahramanımız Bjorn Hansen. Eşinden ayrılıp Norveç'te başka bir şehire yerleşiyor burada bir kadınla yaşantısına devam ediyor ancak bir takım problemlerle karşılaşıyor. Hayatın kötü sürprizlerini gösterebilecek bir kitap. Dediğim gibi çok fazla fırtına yok Ancak ben kurgu ve hikayeyi genel olarak beğendim. Yazarla Tanışma Kitabı olarak en doğrusu olabilir.
On Birinci Roman, On Sekizinci KitapDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2022753 okunma
Reklam
Reklam