Yürümeye devam ediyorum. Gene koşturuyor bu insanlar. Hiç bitmiyor işleri. Nereye koşturuyor bu insanlar? Hıyarcılar niye hıyar satıyor, niye çiçekçiler çiçekçi, niye arabaların kornaları var, niye o yaşlı teyze hiç solmayan plastik güllere meraklı, niye bu güneş böyle güzel ısıtıyor, ben niye tek başıma yürüyorum?
Benim beklediğim bu değildi. Başka bir şey olacak sanmıştım. Yıllarca arkadaşlarımla konuştuğum, düşünü kurduğum, kitaplarda okuduğum, yapmak için sabırsızlandığım şey bu değildi... Bir şey eksik...
Müthiş bir düş kırıklığına uğruyorum. Ve yaşamım boyunca da hep...
-...aynı düş kırıklığını yaşadım. Ne yaparsam yapayım bir şey eksik gibi geldi. Hep başka birşeyler olacak diye bekledim, hiç beklediklerim olmadı... Hep bir şey eksikti. Niye hep, bir şey eksik gibi geliyor babacığım. Ben mi yaşamayı beceremiyorum?
Artık kimseyi dinlemiyor zaten, kendi laflarından başkasına aldırmıyor. Kendisinden başka herkesin aptal olduğuna inanıyor. Böylece, içinden taşan, nedenini bir türlü bulamadığı öfkesine de bir mazeret uydurmuş oluyor.