- Başka neler yapıyorsun?
- Bir şey yapmıyorum. (...) Birşeyler yapmak istiyorum, ama... İsteyip istemediğimi de tam bilmiyorum. Öylece günler geçiyor işte...
- Bir şey yapmak zorunda değilsin ki... Eğer yaşayabiliyorsan, yani gerçekten yaşayabiliyorsan yapılacak en iyi şeyi yapıyorsun demektir.
(...)
- Ama yaşayamıyorum da... diyor
(...)
- Yaşamak çok zor gerçekten, haklısın, ama sen bunu söylemek için çok gençsin. Daha yaşayacaksın, neler neler göreceksin... Bir gün, ama çok ilerlerde bir gün gene yaşamadığını, yaşayamadığını söyleyeceksin... ama bunları birşeyleri yaşadıktan sonra söyleyeceksin. Yaşayamıyorum, bütün ömrüm boş geçti derken geçmişteki bir iki güzel anı gelecek aklına. Üzüntüne biraz sevinç pırıltısı da katılacak. İşte o geçmişten kalan sevinç pırıltıları yaşamaktan duyduğun acıyı gerçek bir acı haline getirecek. İçinde sevinç pırıltıları taşımayan hiçbir acı gerçek acı değildir. Bugün çıkardığın bu acılı ses de gerçek değil. Bu yaşta insan acıyı daha hak etmez zaten. Benim yaşımdakiler içindir o. Sen daha hak ettiğin ne güzellikler yaşayacaksın...
Ama Mehmet, anlıyor. Her şeyi anlar Mehmet. Her şeyi anlamanın hiçbir işe yaramadığını kanıtlamak için yaratılmıştır o. (...)
- Belki de bu romanın en manyak tipi sensindir Mehmet, kimbilir...
Gözleri doluyor Mehmet'in, bir şey söylemeden çıkıp gidiyor. Yolda, benim bir manyak olduğumu düşünüyor.
- Sevmek çok güzel bir şeydir. Ben sevilmemeye aldırmam, ama sevmezsem ölürüm, dayanamam sevmemeye. Sevmek, sevdiğim insandan bile daha önemlidir benim için. Eğer sevmiyorsan, yaşamdan ne zevk alıyorsun, niye yaşıyorsun? Sevememek, bu insanın başına gelebile cek en büyük felâket. Zavallı sevgilim benim, ben seni çok ama çok seviyorum, sen beni sevmesen bile umurumda değil, ben seni seveyim yeter.
Sevemeyenler dünyanın lanetlileridir, bunu biliyorum... Şarkılar hep sevilmeyenlerin dertlerini anlatır, sevemeyenlerin derdini anlatan şarkılar yok. Sevemeyenler, hiçbir zaman doymayan açlar gibi hep sevgiyi ararlar. Hep güneşe dönen günebakanlar gibi hep sevgiye dönen ve ona hiç ulaşamayan zavallı sapsız çiçeklerdir onlar.