Puan vermedi·120 syf.··
2025 40. kitabı
Sevip de bir türlü kavuşamayan aşk temasının hem sinemada hem de edebiyatta çok sık işlendiği bir gerçektir. Buna rağmen, İskandinav Edebiyatı'na giriş kitabı olarak neden bu temada bir kitapla ilerledim, bilemiyorum. Yine de bazı pasajlarda, hoşuma giden parçacıklar vardı, hemen bunlardan birini notlarımdan aktarıyorum: "Artık sizi bir daha göremeyeceğim, o yüzden dizlerinize kapanıp ayakkabılarınızı, yürüdüğünüz toprağı öpmediğim, sizi dile getirilemeyecek kadar çok sevdiğimi gösteremediğim için pişmanım. Burada yatmış, hem dün hem de bugün keşke bu kadar hasta olmasaydım da, tekrar eve dönüp ormana gidebilseydim, ellerimi tuttuğunuzda oturduğumuz o yeri bulabilseydim diyordum, çünkü orada yere uzanır, sizin izinize rastlar mıyım acaba diye etrafa bakınırdım, ortalıktaki fundaların hepsini öperdim." Adeta taparcasına bir sevgi, ölüme yakın olmanın verdiği çaresizlik hissi ve geç kalınmışlık duygusunun etkili bir şekilde yansıtılması güzel olmuş. Özellikle birçok edebiyat türünde karşılaştığım, kadının erkeğe veya erkeğin kadına aşırı mesafeli olduğu nezaketli aşık tiplemelerini de çok severim. İfadelerde, aşık olunan kişiden "sen" değil "siz" diye bahsedilmesi veya Fransız Edebiyat'ında "tu" değil "vous"nun özellikle tercih edilmesi etkileyici detaylardır. Üzücüdür ki, modern Amerikan/İngiliz İngilizcesi'nde böyle nüansları vurgulayacak bir ayrım yok.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,556 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 25. kitabı
Bu inceleme ara ara alıntılar ara ara (parantez içinde bulunan) benim notlarımdan oluşan uzun bir incelemedir, iyi okumalar. “Asrın Lideri Erbakan” Kitabından notlar. “İlkokul çağında bile arkadaş grubuna öncülük etmeyi sevmektedir.” (liderlik vasfı) Kişiliğinde dikkat çeken bir özelliği de, başkalarının koyduğu kurallara göre değil kendi kurallarıyla oynaması” (çocukluğunda bile özerklik gösteriyor) (yaşı kendi dönemindekilerden küçük olmasına rağmen okul hayatı başarılı geçmiş ve okuduğu okulları genellikle birincilikle bitirmiş.) (akademik yönü kadar sosyal yönü de gelişmiş, sevilen biri.) (okul yıllığında kendisinden şöyle bahsediliyor) “Toylardandır, dindardır, çalışkandır. Hayatını yarısını namaz, yarısını da projeler işgal eder. Sınıfın yarısını kendisi yarısını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları geniş izahlıdır.” “Sınıflarda ders vermek sadece Doçent ve Profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen , asistan olduğu halde, ders anlatmasına ve hocalık yapmasına özel izin çıktı.” (Girişimci bir insan. Atattığı savaşlara rağmen ayağa kalkan ülkelere bakıp –mesela Almanya- Türkiye neden yapamasın diyor.) (İnsan canına değer verdiğini söylüyor onunla çalışan ustalardan “Coşkun Tezcan”-işçiye insani değer verilmesi- (Zihinsel faaliyetlerini pratiğe dökmek için çalışıyor.) (Bizim ithalattan ötürü zengin olan ufak kesim -her zamanki gibi- aşağı çekmeye çalışıyor, en ufak aksaklıkları halk arasında dalga konusu ediyor.) “Elbette Osmanlı gibi bir devin torununu; dedesinin misyon ve mirasını hatırlamayacak kadar kendi derdine düşürmek gerekti.” (sayfa 103) Dahası bizim milli ve manevi değerlerimize tam manasıyla hizmet edecek bir parti de yok; sadece ‘bu parti şu partiye göre daha ehvenişerdir’ zihniyeti var. (Bu zihniyet insanları isteyerek ama aynı
Asrın Lideri ErbakanMehmet Ergin · Ravza Yayınları · 201414 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hiçbir Şey Bilmeden İblis Avlayabilirsiniz
3/10
·400 syf.··
2025 59. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 23:24
Seeeelamlar! Bugünkü konuğumuz R. Gaye Önel 'den Hilekar . Hiç bekletmeden direk konusuna giriyorum. Spoiler olmayacak, genel düşüncelerim ve kitabın arkasında yazanlar dışında bir şeyden bahsedersem öncesinde işaret koyarım. Cassie, ana karakterimiz, 17 yaşında bir kız. Bir iblis avcısı, ancak avcılıkla ilgili hiçbir şey bilmiyor zira iblislerin özellikleri hakkında sürekli sorular soruyor ve "derslerde uyumamalıydım" gibisinden takılıyor. Her neyse, bu avcıların bir komutanı Cassie'ye bu kadar bilgisiz ve tecrübesiz olmasına rağmen bir ekibin liderliği görevini veriyor. Cassie ve ekibi bir uçurumun kenarında iblisleri avlamaya çalışırken ekibinden biri ona ihanet ediyor ve Cassie uçurumdan itiliyor. Öldü ölecekken, Ölüm Meleğini görmüşken Aidenhell -yani ana erkek karakterimiz- melekle anlaşma yaparak onu kurtarıyor. Böylelikle Aidenhell'den de bahsedebiliriz. Aiden, şeytanın, bildiğimiz şeytanın, küçük oğlu. Ooo melekle anlaşma yapan bir şeytan çok heyecanlı, falan düşünmeyin. Cassie'nin Aiden'a şehvetle bakması yüzünden bu anlaşma hakkında çok bir şey öğrenemiyoruz. Peki Aiden Cassie'yi neden kurtarmış? Kahin (yine hakkında HİÇBİR ŞEY bilmiyoruz) bir kehanette bulunmuş, şeytan bu kehanetten sonra kaçmış ve haber alınamamış. Kehanete göre şeytanın varisi ile bir avcı kız, diğer bütün iblis kastlarının krallarını öldürmek zorunda. Ama ortada bir savaş var. Eğer hepsi ölürse şeytanın varisi kendini kanıtlamış olacak ve kral olmaya hak kazanacak. Konusu ilgi çekici gelebilir, kitabı bu yüzden okudum. Ama sorun şu ki konu yalnızca tanıtıldığı kadar. Yukarıda anlattıklarım dışında kitapta konuya pek bir ekleme yapılmıyor. Aiden diyor ki kralları öldüreceğiz, Cassie diyor ki tamam. Kaç tane kral var, iblis kastları neler, nerede yaşıyorlar... bilmiyoruz. Cassie biliyor
HilekarR. Gaye Önel · Dokuz Yayınları · 20211,680 okunma
9/10
·200 syf.··
2025 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 21:16
2. ᴅᴏɢᴜꜱ “Sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin, gülü düşünürsen gülistan olursun, dikeni düşünürsen dikenlik olursun.” diyordu kitapta Mevlana’nın sözünü alıntılayarak. şimdi gelelim kitapta geçen önemli noktalara. Beynimizde balyoz etkisi yaratan şiddeti çok yüksek duygusal çatışmalar, rezonansa girdiği organdaki hücreleri zorlar. Ters frekansın rezonansa girdiği organ ya da dokuya göre hücre artışı ya da kaybı meydana gelir. Gülyağı, bugüne kadar bilinen en yüksek frekansa sahip kokudur. Hava ise dayanma gücümüzün en az olduğu enerji kaynağıdır. Havasız en fazla 3 dakika yaşam sürebiliriz. Doğru nefes almayı öğrenmek zorundayız. Yabancı ya da kalabalık bir ortamda bulunduğumuzda bize nazar değmesini istemiyorsak, auramızın küçülmesine izin vermemeliyiz. Bunun için en kolay yol sevgide kalmaktır. En büyük koruyucu frekans sevgi frekansıdır. Öfke,korku, pişmanlık, kıskançlık, suçluluk, utanma gibi duygular auramızı daraltır. Çocuklar neden hastalanır, otoimmün hastalıklar, frekansların etkileri, yaşamı, değişimi ve kendimizi tanımamızı sağlayan bir kitap. uykudan uyanış demek, gözlemci olan ruhumuzu tekrar fark etmek, onunla tekrar bağlanmak demektir; işte o zaman uyanış gerçekleşir. Korku böbrekleri, utanç ise mesaneyi etkiler. Kalbimizle yaşamayı öğrendiğimiz takdirde, inanın bağırsaklarımız da sağlıklı çalışır. Beynimiz hangi düşüncelerle uykuya dalarsa tüm gece boyunca o konuları işler. Her şeyin enerji ve titreşim olduğunu unutmamalıyız diyordu kitapta. Okurken bir yandan da notlar aldığım uzman kaleminden çıkmış güzel bir kitaptı. Sizlere de bu notlarımdan derleme oluştudum fikir sahibi olabilmeniz açısından. Bu tarz okurken geliştiren kitapları seviyorsanız bu kitabı da seveceğinize eminim. İlk incelemeymiş :))
2. DoğuşErhan Özer · Doğan Novus Yayınları · 20258 okunma
8/10
Gogol için ortaya bir eser çıkarmak kolaydı, içinde o güç vardı ama eleştiriyi göğüsleyecek enerjisi yoktu. Takma isimle yazdığı eserlerini ya yakıyor ya da kitapçılardan topluyordu. Bu nedenle bizim elimizdeki ilk eseri aslında ilk değildir. Dikanda eserinde benim için ilk göze çarpan şey Gogol'ün kaynak olarak Slav paganizmini kullanması. Halk arasında anlatılan hikayeler genç Gogol'ün mizahı ile tatlı bir eser halini alıyor. Satır aralarında yetkin Gogol'ün eleştiri ayak izlerini de görmek mümkün ama bu daha çok Ukraynalı bir adamın Ukrayna - Rus kıyası olarak kalıyor. Kitap Gogol'ün kendine has tarzıyla; okuruyla konuşan yarı Gogol karakteri ile başlar ve Gogol bu tarzı son eserine kadar korur. Bu konuşma halini o kadar çok seviyorum ki onunla konuştuğumu hissetmek bile onu okumak için başlı başına bir sebep benim için. Gogol, hakkında yazmak istediğim sayfalarca şey var. Ona dair çeviri notlarımdan, ruhundan, realizm öncülüğünden bahsetmek istiyorum ama kitap önerisi için bu satırları okuyan dostları sıkmamak adına kendimi zapt ederek toparlıyorum) Güzel ve eğlenceli bir eser, Gogol'ün gelişimini görmek, kafa dağtmak isteyenlere ve Slav paganizmini sevenlere mutlaka tavsiye ederim. Ayrıca burada bahsedilen konuyu Gogol film üçlemesinde de izleyebilirsiniz. Harika filmlerdir.
Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam ToplantılarıNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018892 okunma
9/10
·530 syf.··
2025 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 21:06
Aziz NESİN, ideolojik nedenlerle, tıpkı Nazım HİKMET gibi iktidarların hoşlanmadığı, görmezden geldiği, ancak verdiği eserlerle sadece Türk edebiyatının değil dünya edebiyatın da en büyük yazarlarından biridir. Kendi deyimiyle, “… okuduğum kitaplardan hoşuma giden sözler, ama en çok kendimle hesaplaşmalarım, çekişmelerim, kendi kendimle konuşmalarım, didişmelerim ve kavgalarım var bu Mum Hala derlemedinde. 1990 yılına, yani 70 yaşıma dek bu notlardan yararlanıp değişik türlerde yazılar yazabileceğimi sanıyordum. Ama şimdi? Hayır.. kaç yüzyıl daha yaşamalıyım ki ben bu savruk notlarımdan yararlanarak yazılar yazabileyim… Eserinin tamamında almış olduğun notları roman, öykü, şiir, oyun olarak yazmaya zamanının yetmeyeceği gerçeği karşısında derin üzüntüsünü gösteriyor. Ve topluma hep borçlu olduğu ve bu borcunu ödeyemeyeceği düşüncesiyle davet edildiği bütün etkinliklere katılma zorunluluğu hissediyor. En çok da bu nedenle diğer eserlerini yazmaya vakti kalmadığını belirtiyor. Kitaba yazdığın son not ise adeta şu anda yaşadıklarımızın bir özeti gibi: “Devlet gücüne, para gücüne, makam ve mevki gücüne dayanarak sizi korkutmak, yıldırmak isteyenleri siz doğrulukla, akılcılıkla, sağduyuyla, mantıkla gerçekten korkutacaksınız. Bu alçaklar korkudan tirtir titreyecekler”…
Mum Hala 2Aziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201046 okunma