Bir Okur

Yılanı Öldürseler
Puan vermedi·102 syf.··
2025 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 13:25
Yaşar Kemal’in Yılanı Öldürseler kitabını okurken insan sadece bir hikâyenin değil bir kaderin içine düşüyor. Kitap, adeta insanın yüreğine dokunan cümlelerle örülmüş. Sayfaları çevirirken bazen gözlerimin altını çizdiğim satırlarda uzun uzun takıldığımı fark ettim. En çok da şu cümle kaldı içimde: “Bu dünyada halim yaman.” Kısacık ama ağır bir söz. Bir insanın çaresizliğini, yükünü, dünyaya tutunamayışını böyle yalın ama tok bir dille ifade etmek çok sarsıcı. Okurken köyün dar sokaklarında, törelerin gölgesinde sıkışıp kalmış insanların nefesini hissettim. Yaşar Kemal, bu romanda sadece bir çocuğun, bir annenin, bir köyün hikâyesini anlatmıyor. Bir toplumun vicdanına, töreyle insan arasındaki kanlı çatışmaya ayna tutuyor. Benim için Yılanı Öldürseler kolay okunan bir kitap değildi çünkü okudukça ruhunuza bir şey dokunuyor. Hâlâ içimde dönüp dolaşan o cümleyle kalıyorum: “Bu dünyada halim yaman.”
Yılanı Öldürseler
Yılanı Öldürseler
Yaşar Kemal
Yaşar Kemal
1000Kitap
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma
Görünmez Adam
Puan vermedi·216 syf.··
2025 9. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 00:20
( Spoiler içerir üzgünüm )
Görünmez Adam
Görünmez Adam
kitabını okurken kendimi sürekli Griffin’in yerine koydum. Başta bilim uğruna her şeyi feda edebilen hırslı bir bilim insanı gibi görünüyordu. Onun görünmez olma serüveni bana ilk anda heyecan verici geldi ama ilerledikçe bunun aslında özgürlük yerine büyük bir yalnızlık getirdiğini gördüm. Griffin’in gözümde en dikkat çeken yanı, zekâsıyla birlikte acımasızlığının da büyümesiydi. İnsanlara hükmetme isteği, görünmez olmanın verdiği güçle birleştiğinde onu hem toplumdan hem de insanlığından kopardı. Kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan, içindeki boşluğu iyilikle doldurmazsa, eline geçen her güç onu daha da tüketiyor.
H. G. Wells
H. G. Wells
anlatımı çok akıcıydı, sanki o kasabada ben de Griffin’i görmeye çalışıyor gibiydim. Gerilimli anlarda sayfaları hızla çevirirken bir yandan da Griffin’in giderek yalnızlaşmasına üzülüyordum. Çünkü aslında en başta aradığı şey belki de görünmez olmak değil, kabul görmekti. Farklı olmak görünmez olmak gibi hissettiriyordu. Yani “görünmezliğin” sadece fiziksel olmadığını düşündürdü. Bazen biz de kalabalıkların içinde görünmez hissediyoruz. İnsanlardan uzaklaştıkça, anlaşılmadıkça, kendi içimizde kaybolabiliyoruz. Ama aslında özgürlüğün yolu yalnız kalmak değil de insanlarla bağ kurabilmekten geçiyor. Kitaplarla kalın :)
1000Kitap
Görünmez AdamH. G. Wells · İndigo Yayınları · 202010,5bin okunma
Bilinçaltı
Puan vermedi·184 syf.··
2025 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 17:17
Kitapta en çok dikkatimi çeken noktalardan biri, Freud’un dürtüleri açıklarken yaptığı ayrımdı. Dış dünyadan gelen bir uyarandan kaçış mümkünken içimizden gelen dürtülerden kaçış yoktur. Çünkü bu dürtüler “ihtiyaç” şeklinde ortaya çıkar ve ancak “doyum” ile ortadan kaldırılabilir. Bu, bana insanın kendi içinden kaçamayacağını hatırlattı. Freud’un sevgi ve nefret üzerine söyledikleri de oldukça çarpıcıydı. Bir kişiye duyulan sevgi bittiğinde çoğu zaman onun yerini nefretin aldığını anlatıyor. Bu bana, duygularımızın aslında birbirinden bağımsız değil, birbirine dönüşebilen akışkan şeyler olduğunu gösterdi. Aynı zamanda sevginin bittiğinde geride hâlâ bir bağ kaldığını bunun da bazen nefret olarak yaşandığını düşündürdü. Sonuç olarak Freud’un Bilinçaltı kitabı bana, insan zihninin sadece görünen yüzünden ibaret olmadığını öğretti. Bastırılmış duygular, dürtüler ve arzular her an bilinçli hayatımıza yön verebiliyor. Okudukça kendimi ve insan ilişkilerini daha derin bir şekilde sorguladım. Belki de en önemlisi, bu kitap bana “kendimizi anlamak” için önce iç dünyamızdaki görünmeyen katmanlarla yüzleşmemiz gerektiğini hatırlattı. Kendimizi anlamadan da bir başkasını anlamak mümkün mü?
Bilinçaltı
Bilinçaltı
Sigmund Freud
Sigmund Freud
Psikoloji
BilinçaltıSigmund Freud · Say Yayınları · 20252,707 okunma
Suzan Defter
Puan vermedi·128 syf.··
2025 7. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 16:10
Suzan Defter, alışılmış roman yapısından çok farklı bir kurguyla ilerliyor. Sağ sayfalarda kadının günlüğü, sol sayfalarda erkek karakterin iç sesi yer alıyor. Okurken de örneğin bir gün üç sayfa olsun. Üç sayfa sol sayfaları oku ilerle ve geri dön üç sayfa sağ sayfaları oku ilerle biraz alışmam zor oldu bu duruma. İki anlatıcı, görünürde birbirinden habersiz gibi olsa da aslında paralel yalnızlıklarıyla birbirlerine çok yakınlar. Zamansal bir bütünlükten çok duygusal bir bağ kurma hali var. “İnsan aynı yalnızlığı bir başkasıyla hiç buluşmadan da paylaşabilir mi?” Kitabı okurken bu soruyu sürekli sordum. “Belki de bir türlü yaşamadığımız için bu kadar büyüdü aşk…” Bu cümle, kitabın tüm duygusal omurgasını özetliyor aslında. Aşk bazen bir eylem değil, bir eksikliktir. Ayfer Tunç’un dili sade olmasına rağmen çok derin. Her cümle, altı çizilecek kadar güçlü. Bazen bir sayfa boyunca tek bir duygu çevresinde dönse de boğmadan içine çekiyor. Suzan Defter’i bitirdim evet ama bitirdim diyemem sadece kapağını kapattım. Çünkü kitabın verdiği his hâlâ içimde açık duruyor. Kitaplarla kalın :)
1000Kitap
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma
Kırmızı Saçlı Kadın
Puan vermedi·211 syf.··
2025 6. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 00:21
DİKKAT!! Spoiler içeriyor :( Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın romanı ile ilgili içimde birikenleri, hissettiklerimi yazmasam olmazdı. Çünkü bu kitap, yalnızca bir roman değil; bir yüzleşme, bir
1000Kitap
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma