"Bir hocam bana : zekânı mirasyedi gibi harcıyorsun demişti, doğru... Zekâmı har vurup harman savurdum ve nihayet iflas ettim... Hiçbir şeyim kalmadı... Ben zekâyı bitip tükenmez bir cevher sanıyordum... Onun insan eliyle yetişip gelişen bir şey olduğunu düşünüyordum... Adam olmak değil, enteresan olmak ; bir şey yapmak değil, bir şey yapanlara küçümseyerek bakacak bir yere çıkmak istiyordum... Halbuki bugün sonsuz zaman ve mesafenin içinde ben neyim? Bir solucan dan, bir ayrık kökünden daha önemsiz , daha değersiz, daha lüzümsuz bir mahkukum..."