Puan vermedi·70 syf.··
2026 29. kitabı
Zweig'in bu əsərinin içində, 3 hekayə yer alır: 1) Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor 2) Üçüncü Güvercinin Hikayesi 3) Ölümsüz Kardeşin Gözleri Mən 3-cü hekayəni, onsuzda ayrıca oxumuşdum deyə, onu təkrardan oxumadım. Hətta əvvəl ki, postlarımda o kitab haqqında ətraflı paylaşım da etmişəm. Digər iki hekayə isə daha çox Tövrat və İncildəki yer alan mətnlərə əsaslanan hekayələr idi. Kitaba adını verən hekayə, yəni “Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor”, Rahel adında bir qadının Tanrıya olan üsyanından bəhs edir. Kitab Tanrı'nın insanlara qəzəblənməsi ilə başlayır. Bu səbəbdən yer üzündə çoxlu fəlakətlər baş verir, evlər dağıllır, sular daşır və s. Məhz bu anda Rahel ortaya çıxaraq uca səslə Tanrıya yalvarmağa başlayır. O öz dualarında, Tanrıdan onun xalqını əfv etməsini istəyir. Tanrı onun dualarına cavab verməyəndə isə, bu dəfə o keçmişdə baş vermiş bir hadisəni həm bizlərə, həm də Tanrıya nəql edir. Əslində Rahelin yaşadığı şey, istənilən bir qadın üçün çox ağır bir hadisədir, məhz Rahel, belə bir anda belə qəlbindən Tanrıya olan inancını əksiltmədiyini vurğulayır və beləliklə dualarındaki arzuları çin olur. Hər iki hekayə də, “Dini Öğreti” deyə biləcəyimiz cinsdə hekayələrdən idi və Zweig onları ədəbiyyat ilə harmoniyalaşdıraraq bizlərə ötürüb.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Her haliyle kendisi kalmaya çalışan kadınlara…
9/10
·303 syf.··
2026 33. kitabı
Elif Şafak’ın Siyah Süt’ü diğer kitaplarından biraz farklı. Bir roman değil, daha çok yazarın kendi iç dünyasına açtığı bir pencere gibi. Bu yüzden okurken kurmaca karakterlerden çok gerçek duygularla karşılaşıyoruz. Kitabın merkezinde annelik var gibi görünse de ben kitabı yalnızca annelik üzerine yazılmış bir eser olarak görmedim. Bana göre asıl mesele, bir kadının hayatındaki farklı roller arasında denge kurmaya çalışması. Kadın olmak, eş olmak, anne olmak, üretmek, çalışmak, yazmak… Hepsini aynı anda taşımaya çalışırken insanın kendisine ne kadar yer kalıyor sorusu kitabın her satırında hissediliyor. Kitap boyunca Elif Şafak kendi içindeki farklı sesleri karakterleştirerek anlatıyor. Kimi zaman hırslı, kimi zaman kaygılı, kimi zaman eleştiren, kimi zaman koruyan bu sesler bana oldukça tanıdık geldi. Belki isimleri farklıdır ama sanırım çoğu kadının içinde buna benzer bir kalabalık yaşıyor. Siyah Süt’ü okurken en sevdiğim şey, yazarın kusursuz görünmeye çalışmaması oldu. Korkularını, çelişkilerini ve zorlandığı noktaları açıkça anlatıyor. Bu samimiyet kitabı daha etkileyici hâle getiriyor. Belki de bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, anneliğin ne kadar büyük bir değişim olduğu kadar, insanın o değişimin içinde kendisini kaybetmekten duyduğu korkuydu. Çünkü bazen toplum kadınlardan her şeyi eksiksiz yapmalarını bekliyor. İyi anne olacak, iyi eş olacak, başarılı olacak, güçlü olacak… Ama insan her zaman bu kadar kusursuz olmak zorunda değil. Ben kitabı okurken bazı bölümlerde Elif Şafak’ı değil, çevremdeki birçok kadını gördüm. Hatta zaman zaman kendimden de parçalar buldum. Bu yüzden Siyah Süt benim için yalnızca bir yazarın annelik deneyimini anlattığı bir kitap olmadı. Bir kadının kendi kimliğini koruma çabasının hikâyesi olarak kaldı. Kitabı
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·184 syf.··
2026 47. kitabı
Hepimiz geleceğe dönük hayallerimizi sevdiklerimizle birlikte huzurla yaşlanmak diye planlarız. Benim için de mutluluk tam olarak böyle. Sevdiklerimle yan yana, sakin ve güvenli olarak. Ama bazen hayat, en büyük korkularımızla bizi karşı karşıa bırakıyor. "Yalnızlığı Sen Seçmedin" kitabını okurken, Buket’in hikayesindeki olay bana kendi kaybetme korkumu hatırlattı. Sevdiğin adamı, kocam dediğin biricik eşini bir anda ölümle kaybetmek... Düşüncesi bile kabus Fakat kitap beni sadece bu acıyla kavurmadı, asıl vuran şey, o büyük kaybın ardından gelen, arkadaki yaşama tutunma çabasıydı. Hayatın tüm acımasızlığına rağmen yaşamaya geri dönmek offf. Bu düşünce beni çok derinden etkiledi. Ruhuma dokunan, beni hem ağlatan hem de sürekli kalp çarpıntısı yaşatan çok özel bir yolculuk oldu. “Sevmek, belki de bir gün kaybedeceğini bilsen bile o şairane yaşamın peşinden koşma cesaretidir...”
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202615 okunma
Bu kitabı okumak için mideniz sağlam olmalı
Puan vermedi·336 syf.··
2026 10. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Merhablar, Körlük kitabında ışıklı bir görme bozukluğunun salgın şeklinde tüm dünyaya yayılması sonrası yaşananları okuyoruz. 1-2 kişi hasta olursa gerisi onlara bakabilir bu kolay iş, ama günümüzde hiçbirimiz gerçekten üretmezken, birilerinin yiyecekleri marketlere üretip taşıyıp getirmesiyle beslenirken eğer herkes görmez olursa ne olurdu? Marketlere yiyecek taşıyan o ağ çöktüğü anda. İnsanlar bir anda kör olma korkusuyla araç bile kullanamaz olduğunda. Hangi dünyada olursak olalım bu kadarını ben de hayal edemezdim. Ne okudum ben ya dedirtiyor insana. Yazarın ilk Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabını okuyup çok sevmiştim. O yüzden ilk fırsatta herkesin okuduğum körlük ve görmek kitaplarını aldım. Ama bundan sonra diğerlerini okuyabilir miyim emin değilim. Herkesin deli gibi okuduğu kitap bu muymuş, insanlar bunu nasıl okuyor dedirtti. Yanlış anlaşılmasın eleştirdiğim asla edebi yön, yazarın kalemi falan değil. José Saramago 'nun kendine has bir tarzı var. Paragrafsız yazar derler ona ve bu yüzden seviyorum ancak. Bu kitabı hiçbir kadın yazamazdı, yazmazdı. Benim eleştirdiğim çirkin erkek beyni. Erkekler kötülük düşününce illa akıllarına karşı cinse yapılan cinsel suçlar geliyor. Müslüman kadın beynim o ortalarda okuduğum şeyleri asla kabul edemedi. Hatta başlarda okuduklarımı da edemedi. Biz düşeni kaldırmak, eksiği tamamlamak yardım etmek üzere kodlanmışız. Askerlerin körlere böcek, zombi gibi davranmasını da asla anlayamadım. Öldürüp kurtulma isteklerini de, ilaç isteyenlere yardım etmemelerini de. Yazar aslında kitapta iyi ve kötü insanları çok net anlatmış. Askerlerin arasında da yardım etmek isteyenler vardı, en azından öldürmeye karşı olanlar. E karantina sürecinde dışardan yemekleri de yardımseverler yapıyordu. Pandemiyi aklı başında yaşayanlar bilir ki çinde ilk virüs çıktığında da
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:27
Merhabalarrr, umarım herkes iyidir! Bugün yakın zamanda bitirdiğim Gölge ve Kemik incelemesini yapacağım. Biraz geç kaldım inceleme yazmak için ama geç olsun güç olmasın 𑣲⋆ (Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsiniz) Öncelikle ben bu kitaptan hiç spoiler yememek için çok uzun bir süre dayandım. Hedefim Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık okumaktı, ama ben bir seriyi yarım yamalak okumayı sevmem, o evrenle ilgili her şeyi bilmek tüm karakterleri tanımak isterim. Uzun soluklu seriler çok hoşuma gider. Bu yüzden tüm seriyi almıştım. Çoğu kişi de Gölge ve Kemik üçlemesini beğenmiyor anladığım kadarıyla çünkü gördüğüm incelemeler ve aldığım yorumlar baya sabır duasıydı hep bana. Herkes bunun kitapla ilgili olmadığını, sadece kargalar meclisi kadar iyi olmadığını ve ana karakterin biraz salak olduğunu söyledi. Ben yine de şans vermek istedim çünkü ben de çok zeki falan değilim ahqsoxhwlfjf. Sonuç : Kitabı 0 spoiler ile okudum, hiçbir şeyi bilmiyordum ve dannn diye daldım kitaba. Kitabı okurken oldukça eğlendim, saray entrikaları olsun, yazım dilinin basitliği olsun beni sevindirdi. Daha ağır bir şey beklemiştim çünkü bu kitap yüzünden reading slump'a giren çok kişi gördüm, bu yüzden çok korkmuştum. İhtiyacım olan son şey bir reading slump şu anda. Ama kitap baya aktı, gitti. Su gibi akıp gitti, bir günde bitirdim diyemem, bir sürü işimin arasında okudum kitabı ve yavaş yavaş sindire sindire okumayı tercih ettim bu yüzden uzun sürdü, yani AŞIRI AKICIII!! diyemem ama akıcıydı yine de. Sadece olaydan çok Alina'nın iç monologları olduğu için okurken "tamam sus artık" dediğim yerler çok oldu. Neyse ki iç monolog okumayı seviyorum, özellikle Alina gibi saf salak karakterlerin, çünkü kendi dertlerimi bir süreliğine unutabiliyorum... Gelelim şimdi biraz daha detaya. Karakterlerden bahsedeyim. Bu
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20207,5bin okunma
8/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:42
#KitapYorum #KuzgunYemini #KamuranElagöz #EdebiyatistYayınları #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Edebiyatist Yayınları'ndan çıkan, Kamuran Elagöz'e ait, "KUZGUN YEMİNİ" isimli polisiye romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar bitmez. İsteseniz de hayatın devamı gibi o arka planda kendi kendini yazmaya devam eder. Çünkü gerçek duygular, doğrular, vicdan, adalet, hırs, kötülük, gizem, aşk, dostluk, ölüm, doğum ve daha nice olgular sönümlenmeden bir yerlerde, rutin yaşanır. Bilinir ki; "Vicdan adaletin kalbidir. İyiliğin çoğalması için bazen kötülüğe izin verirsin." Tabi hakkaniyet adına. Bu cümle aklımın süzgecinde kumla altının ayrışması gibi kaldı. Bir altın avcısının avuçlarındaki serinliği, çizikleri, sevinci, acıyı, cesareti, sabrı, beklemenin kudsiyetini, heyecanı, bulmayı hisseder gibi." KUZGUN YEMİNİ " düşündüren, düşündürürken kendinizle, yüzleştiren, kimliğinize, benliğinize bir soğuk su vurumu misali şoka sokan bir yolculuk daveti. Bildiğimiz ancak itiraf iplerini sıkı tuttuğunuz tüm sırların çözümü, o anda kayboluşun soğukluğuna sıcak bir darbe sanki. Şimdi konu penceresinden şehrin ıslak sokaklarında izler bizi nereye götürüyor hep birlikte bakalım. "KUZGUN YEMİNİ" Polisiye, gizem ve tarihi gerilim unsurları taşıyan bir kurgu eser. İstanbul'un dar sokaklarında geçen, Da Vinci gibi gizemli bir figürün etrafında şekillenen bir intikam ve ihanet hikâyesi. Karanlık sokaklarda işlenen cinayetlerin ardında yatan sembolik ve titizlikle işlenmiş izleri takip eden bir anlatı. Eski Başkomiser Cenk’in yıllar sonra danışman olarak çağrıldığı bu karmaşık dosya, yalnızca bir katilin değil, parçalanmış bir ruhun haritasını da açığa çıkarır. Yirmi yıl önce ekilen kötülük tohumları, bugün kanla sulanarak filizlenir. Hemen aklıma genelde bu tip
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202620 okunma