"İște, zamanı olaylar oluşturuyor. Mevsimler. Törenler. Cenazeler. Henüz hiçbir şey olmadığı için gelecek de yok ve olaylar gerçekleştiği zaman ‘sasa’ oluyor; Swahili dilinde 'şimdi' demek. Sonra da ‘zamani’, yani geçmiş oluyor. Bizi bekleyen şey de bu. Çünkü bir gün geçmiş olacağız ama geleceğimiz yok. Gelecek diye bir şey yok. Zaman geriye doğru gidiyor. Katlana katlana. Fiziğe dair bildiklerimizin çoğu bununla uyumlu. Her neyse, yani önümüzde olan gelecek değil, geçmiş." "Yani her şey iç içe. Annenle babanın burada tanışması gelecekteki her şeyden daha gerçek çünkü olmuş bir olay. Biz geleceği düşündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein'ın dediği gibi, ‘zaman’ içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düşünme biçimimiz. Benim anladığım şey, gerçek olana odaklanmamız gerektigi çünkü zamanı bu şekilde yaratıyoruz. Durmadan gelecek denen o soyut hiçliği düşünerek değil."
Sayfa 220 - Domingo Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
"İyi olmaya çalışmaktaki tek sebebinin Tanrının onayını ve ödülünü almak ya da kınaması ve cezalandırmasından sakınmak olduğunu mu kastediyorsun gerçekten? Bu ahlaklılık değildir, yalnızca yağcılık yapmaktır, dalkavukluktur..." Einstein'ın dediği gibi, "Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ve ödüllendirileceklerini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz." "Tanrıya inancımız aniden kayıplara karıştığında, hepimizin duygusuz ve bencil bir zevk düşkünü gibi hareket edeceğimizi ve şefkatten uzak, merhametsiz, cimri, iyilik sıfatını hak edecek hiçbir vasıf taşımayan kişilere dönüşeceğimizi düşünmenin oldukça düşük bir özsaygı gerektirdiğini düşünüyorum."
Sayfa 222·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zaman geçmez, yıkılmaz, o soyuttur, subjektiftir, sonsuz durumdadır. Başı sonu tarif edilemez. Sadece: "Şimdiyi şimdi geçiyor" denilebilir.
Alıntı
ZÜKEMİYAT-KUANTUM NAZARİYESİ ve DETERMİNİZM...
(...) Şimdi, dilimize “zükemiyat nazariyesi” olarak geçen kuantum teorisinin ilim sahasında yol açtığı ihtilâlin hikâyesini, bir ünlü ilim filozofundan, Bertrand Russell’dan dinleyelim: “Tarihte ilk defa muayyeniyetçiliğe-determinizme, şimdi bilim adamlarınca, ilmî esaslara dayanılarak karşı çıkılmaktadır. Karşı çıkış, zükemiyat-kuantum mekaniğinin yeni usûlleriyle atomun incelenmeye başlamasının ardından ortaya çıkmıştır. İsyanın önderi, Sir Arthur Eddington’dur; gerçi en iyi fizikçilerden bazıları (meselâ Einstein) bu hususta onunla hemfikir değildir ama, Sir Arthur Eddington’un öne sürdüğü deliller oldukça kuvvetlidir. Şimdi teknik teferruata boğmadan, bu bilim adamının görüşlerini inceleyelim: **Zükemiyat-kuantum mekaniğine göre, muayyen (belirli) şartlar altında bir atomun ne yapacağı bilinemez; atomun önünde kesin bir dizi alternatif vardır; atom bazen alternatiflerden birini, bazen diğerini tercih eder. Bu alternatiflerden birini hangi ölçüde, ikincisini hangi ölçüde, üçüncüsünü hangi ölçüde vesaire tercih ettiğini biliriz. Ama bir tek durumdaki bir tercihi belirleyen bir kanun bilemeyiz. Biz bu esnada tıpkı Haydar Paşa tren istasyonu gişesindeki memur gibiyizdir; memur, dilerse yolcuların yüzde kaçının bu istasyondan Eskişehir’e, yüzde kaçının Konya’ya vesaire gittiğini tahmin edebilir; ama yolcuların bir şehirden başka bir şehre gidişlerindeki tercihi belirleyen şahsî âmilleri bilemez. Doğrusu bu iki durum tamamen birbirlerine benzer de değildir: İstasyondaki gişe memurunun kendine ayrılmış zamanı vardır ve bu zaman içinde, insanlar hakkında, onların gişeden bilet alırken bahsetmedikleri bazı şeyleri farkedebilir. Bir fizikçinin böyle bir avantajı da yoktur; çünkü çalışmadığı zamanlarda, onun atomları müşahede imkânı bulunmamaktadır. Laboratuvarında
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi. MUAYYENİYETÇİLİĞİN SONU...
Akademya Yazıları
"Yani her șey iç içe. Annenle babanın burada tanışması gelecekteki her şeyden daha gerçek çünkü olmuş bir olay. Biz gelecegi düșündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein'n dediği gibi, zaman içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düșünme biçimimiz. Benim bu kitaptan anladığım șey, gerçek olana odaklanmamız gerektiği çünkü zamanı bu șekilde yaratıyoruz. Durmadan gelecek denen o soyut hiçliği düşünerek değil."
Sayfa 220·Kitabı okudu
Zaman
“Elinizi kızgın bir sobaya soktuğunuzda bir dakika bir saat gibi gelir. Güzel bir kızla geçirdiğiniz bir saatse bir dakika gibidir.” Peki ya güzel kıza bakarken elinizi kızgın sobaya sokmuş gibi hissediyorsanız? O neydi peki? Kuantum mekaniği mi?
Sayfa 204·Kitabı okudu
Alıntı