Fatih, Venedik'le savaşa başlayınca(1463) İstanbul'u güvence altına almak için Ege'den gelecek donanmalara karşı Çanakkale Boğazı'nda karşılıklı iki kale yaptırdı: Birisi bugün Çanakkale dediğimiz kale, o zaman Fatih'in verdiği ad Kale-i Sultaniye(kale çanağa benzediği için); karşı tarafta Kilúdü'l-Bahr adıyla bir başka kale Fatih'in verdiği bu isim Deniz Kilidi, bugün Eceabad dediğimiz yerde.
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Sen bir hayvansın. Sen bir bedensin. Şimdi ne olursan ol bir "hayvan" değilsin, bir "beden" değilsin, çünkü bunlar sözel etiketler. Kimliğin OLUŞU her daim sürekli koşul ödevi taşır. O şekilde kalmak. Bütün isim verme olayı kimliğin OLUŞUdur.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Mümkün ve Onun incelenmesi Hakkında
Mümkün konusunda bir karışıklık vardır. Onu ele alıp, anlaşılır bir şekilde çözümlediğimizde, insanların, kipler ve onların birbirlerini gerektirmeleri hususunda düştükleri çelişkide bulunan birçok şüphe ve karışıklık ortadan kalkar. Deriz ki: Avam, "mümkün"den havassın üzerinde uzlaştıkları anlamdan farklı birşey anlar. Avam "mümkün" sözü ile onun zorunlu ya da zorunlu olmayışını şart koşmaksızın "imkansız olmayanı" kasteder. Onların "mümkün değil" sözü, "imkansız olmayan değil" anlamındadır. Onun anlamı da imkansız olur. O halde genel olan mümkün, imkansız olmayandır. Mümkün olmayan imkansız olandır ve onlara göre herşey ya mümkün ya imkansızdır, üçüncü bir kısım yoktur. Mümkün, bu kullanışa göre zorunluya onun cinsiymiş gibi söylenen bir söz olup onunla eşanlamlı bir isim olmaz, aksine bu zorunlunun anlamının imkansız olmayan oluşundandır. Havassa gelince, onlar "ne zorunlu ne de imkansız olmayan" anlamını bilirler. Avama göre o bu anlam için isim değildir. Onlara göre mümkün ismi başka bir anlam içindir. Ancak onun, avaının kullanışına göre, bu şeye, olması ve olmaması mümkün olana söylenınesi doğru olur. Yani bu, olmasının ve olmamasının imkansız olmaması anlamıdır. Dolayısıyla mümkün ismini aktarıp, onu buna delalet eden kıldılar ve mümkün ismini imkansız olmayana ve bununla birlikte zorunlu da olmayana delalet eden olarak vazettiler. Dolayısıyla o, iki halde de zaruri olmayandır. Bu anlam avaının bunun için kullandığı anlamdan daha özeldir. Böylece zorunlu, bu mümkünün dışında olur. "Mümkün değildir." sözümüz, "imkansız" anlamında değildir. Aksine "Zaruri olmayan değildir." anlamındadır. Hatta zorunlu veya imkansız, her ikisi de bu mümkünle değildir. Ancak zayıf görüş sahipleri bunun dışındadır. "Mümkün değildir." dediklerinde onlar, özel olan mümkünü
Alıntı
İnsanların onlara verilen isimlere uyum sağlaması ne komik. Sanki belli bir sıraya göre dizilmiş birkaç harf bir kişinin gelecek­teki mutluluğunu ya da mutsuzluğunu tahmin edebilirmiş gibi. Bir insanın ismini bilmekle o kişiyi tanımak aynı şey değil elbette ama isimler hepimizin yargıladığı ve yargılandığı ilk izlenim­lerdir.
Hayata Dair
Anlamı ​“Din’in Kahramanı Baba’nın İstirahat Yeri” olan bir isim vermişler o türbeye. Bu, o türbede yatan kişiye Ömer bin Hattab’ı öldürdüğü için taktıkları bir lakaptır. O yerin duvarlarına Farsça şöyle yazılmış: “Merk ber Ebu Bekir, Merk ber Ömer, Merk ber Osman.” Manası: “Ebu Bekir’e ölüm! Ömer’e ölüm! Osman’a ölüm!” demektir.
Artık o halkının gönlünde isim yapacak bir kahramandi.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Filistin
Reklam
Reklam