Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kendini değerlendirmenin sevinci, bayım, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz. Nice suçlar işlenmiştir, yalnızca bunları işleyenler kusurlu olmaya dayanamadıkları için!
Dinle beni sevdigim, beni iyi dinle: Ben bugün hiç bilmediğim yeni bir hayatın eşiğindeyim. Düşmemek için el yordamıyla yürüyen bir körüm. Baba servetinin pazara sürduğu bir köleyim, bir adam satın aldı beni. Tanımadığım bu adamı sevmiyorum. Sevgi ve tanımazlık hiç bir araya gelmez, sen bunu biliyorsun, ama ben onu sevmeyi ögreneceğim. Ona itaat ve hizmet edecek, onu mutlu edeceğim! Zayıf bir kadının güçlü bir erkeğe verebileceği herşeyi ona vereceğim. Sen, evet sen daha hayatının başındasın, canının istedigi gibi çiçekli ve kokulu yollarda yürüyebilirsin! Kalbini yolunu aydınlatacak parlak bir meşale gibi taşıyarak dünyayı dolaşabilirsin. Özgürce düşünüp konuşabilir ve hareket edebilirsin. Hayatın karşısına adını yazabilirsin, çünkü sen erkeksin. Efendi olarak yaşayabilirsin, çünkü babanın serveti seni hiç tutsak etmedi, sarılmak ya da satın alınmak için köle pazarına sürmedi. Hoşuna gidecek genç kızlar arasından birini hemen seçebilecek, onu evinde konuk etmeden önce, günlerini gecelerini onunla paylaşmadan önce, onu kalbinde ağırlayabileceksin."
Sayfa 37 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsanlar doğaları gereği öfkeli değiller ama sürekli bir şeylere muhtaç olduklarından dolayı kin duymaktalar. İnsanlar doğuştan kötü, alçak ve kusurlu değildir, onlar sindirilmiştir. Yoksunluklardan, ağır çalışma şartlarından, genel bir aşağılanmadan ve hor görülmeden "m-u-z-d-a-t-i-p-t-i-r-l-e-r." Ruhları kin ve öfkeyle dolmakta ve bu kin ve öfkeyi kendilerinden daha zayıf olanlara yöneltmeye hazırdırlar.
Hayattaki ağır 'kargaşanın' başlıca nedenlerinden biri herkesin hayatta iyi bir düzen kurmak istemesi ama kimsenin hayatı bir düzene sokmayı istememesidir.