osman koçer

10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:06
Bu kitapla ilgili söylenecek pek bı şey yok,eğer mümkünse bu adama,Adam Favere,İngilizcesi iyi olan biri tekrar kitap yazmaması için bi mail atsın,gözlerimiz bozulacak sonunda yazdığı romanları bir kerede,bir oturuşta okumak zorunda olduğumuzu hissettirdiği için,ya nası bi zekasın sen kral,
MobiusAdam Fawer · April Yayıncılık · 20241,704 okunma
Reklam
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:36
Uzun zamandır ,altını çizme gereği hissetmeden ,akıp ,sürükleyip giden,sessiz sedasız sizi içine çeken,argo kelimelerin bile göze batmadan sayfalara yedirildigi muhteşem bi kitap okumadığımı,son sayfayı çevirince çok daha iyi farkettim.Booker seçkileri hep sasirtsada,asla okuduktan sonra zaman kaybı olmadığını bildiğim kitaplar olduğu için,elime alır almaz muhtemel bı kalitenin oldugunu,kendi türevi arasındaki kitaplardan çokça yukarda durduğunu bilerek tercih ettiğimi düşündüğüm bu seçkiler,hiç yanıltmamaya devam ediyor. En güzel tarafida ,bir cümleye takılıp ,saatlerce başka bi dünyanın içinde kaybolup gitmiyorsunuz,sadece kitabın içindeki dünyada kalarak,kendi gercekliginizden sıyrılıp,okuma eyleminde bulunduğunuz sayfaların içindeki dünyayla muhatab oluyorsunuz,meğer ne çok özlemisim sıyrılabilmeyi,fakat acının çekiciliğini de bi kenara itecek değilim elbet,bu tarz kitaplar dinlendiriyor eyvallah,ama o kadar,bu tip kitaplarin en iyilerini okumamiza rehberlik eden booker seckilerine teşekkürü kendi adıma bir borç bilirim,iyi vakit geçirttikleri için ,iyi ki varlar,sende iyi ki varsın
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026268 okunma
ÇATLAK
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 01:33
Tıknefes sandala koştu.Ucu bucağından uzun yolculuguna daha sakin,daha kendinden emin,daha beklenilir bi halde çıkmayı tercih ederdi.bilinmez.ictigi bütün sigaralar top mermisine dönüşmüş ciğerinde patlamıştı ,hepsi,hemde ard arda.Tek anlayamadigi arkasindan kovalayan olmadığı halde neden bu hayatta hep koşmuş olduğuydu.Kendine şaşırdı,ne işe yarayacaksa ,şaşakaldı.sandala düşer adım girer girmez ,yeniden nefes almayı denedi,aldı da. Hayatı boyunca elinde o kadar çok sey tutmuş,o ellerle o kadar çok yük çekmiş(en büyüğü mü neydi,siz hiç ateş gibi dudakları yanardagin içinde söndürmeye calistiniz mi,bilmezsiniz yani ağırlığını o dudaklardaki ateşin ) bu adamın ,en sonunda ellerinde iki kürekle yıpranmış bi sandalı açık denize doğru kazıyarak sürükler halde itişi bi andan sonra denizin sakinliginide üstüne alıp yavaşlamasına neden oldu. Bi yerdeydi,bi yerden gidiyordu, gidemeyeceğini bildiği bi yere doğru sandalın içinde durar adım sallanıyordu.zihnindeki karmaşa midesindeki karmaşayı çoktan aşmış ,denizin tuttugunun bile farkına varamaz olmuştu.Beynindeki tutulma,denizin tutmasının yanında okyanustaki bi damla kadardı.Ya da tam tersi. Yırtık,çatlak hayatının her yerinde baş göstermeye basladigindan beri,anlamını bilmediği bir sürü anlamsız eylemin içinde olmuş,aklıyla ve kalbiyle arasında oluşan en büyük yarığı hiç bı şekilde kapatamamanın verdiği ızdırap onu en sonunda bu açık denizin ortasında bi sandalın içine düşürmüştü . Eski,rengi maviden beyaza dönene kadar aradaki flu reklerin hepsini kaybetmiş bi boya artigiyla tahtaları çevrilmiş de olsa,halihazırda kendini diğer kendine doğru götüren yegane aygıt olduğu için eğilip ,tuz ve tuz ve tuz kokan sandalı öptü,onu son kez öptüğünde dudagindan aldığı tatlı tuzu animsayarak. Yırtıldı. Çatlak , büyüdü.Dermanı
ÇatlakJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 2024146 okunma
İnceleme 1
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 20:57
Neyi bilmediğimizi biliriz aslında ,bilmediğimizi hissetsek ve anlasak bile,bilmezligimizi sezi ,sezgi,öngörü şeklinde adlandiririz.Beklemek, koca koca hayatların ,pejmürde bi yaşlılığın elinde çay gibi yavaş yavaş yudumlanarak eksilip hiç var olmamış gibi en sonunda elinizde boş bi bardağın yok oluşuna benzer,beklemek.Bilmedigimizi beklemekle,bildiğimizi beklemek arasında herhangi bi fark yok gibi düşünülse de(tabi düşünen varsa,kime neyse)nerdeyse olmakla olmamak arasindaki fark kadar bi fark vardır.Bilen,beklediğini bildiğine kavuşma umuduyla,bilmeyen ne beklediğini öğrenebilme umuduyla sürdüregider çaresiz ömrünü.Çaresizdir çünkü,beklemekle ilgili hayatı boyunca hicbi kaygıya düşmemiş insanın rahatlığı gelip çatmaz bekleyenin çehresine.Hep bi karanlık bakar bekleyen,hep bi arar bakar,hep bi seyreder olur âlemi,ne bulacağını da bilmeden.De ki , buldu,en büyük sıkıntı işte tam burdadır,bulduğu aradığı mıdır,aradığı bulduğuna değer midir,bulduğunu bildiği aslında beklediği midirle uzar gider soruları,.beklemenin erittigi hayatı ,yepyeni bi handikapın içinde döner Allah döner,o saatten sonra dünya mı döner ,kendi mi bilmez olur.Ruhu olur bi Leyla,olur bi mecnun,bedeni yerinde çakılıp kalsada ,ruhu çoktan çöle düsüp dönenmektedir avare. Bilmek,bulmak,beklemek etrafında bi hayata dönerse hayatınız,yaşamaya değer gördüğünüz bir çok maddeyi,manayı,olayı,zamanı,kişiyi farkında olmadan değersizlestirmis olur,bu süreçteki içsel ve tensel çatışma öyle bi noktaya ulaşır ki,bedeniniz ve ruhunuzun dilemması kendini dağlara ,ovalara ,denizlere de vursa hep bi urgan derdiyle yaşar hale gelir. Boşuna ,artık geçmiş olsun bulanlara,ne güzeldir oysa aramak,keske bulanların derdiyle dertlenmek yerine,arayanların derdiyle dertlenenlerden olarak kalsaydık,ne büyük bi zulüm
KenardaAyhan Geçgin · Metis Yayınları · 202078 okunma
Aşk
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 00:19
İnsanın var olduğu, yaratıldığı, ya da evrildiği ilk andan itibaren başına bela olan, çözemediği için yeni belaları üst üste ekleyerek tecrübeyle edindiği, dünyada yaşamış tek tek her insan için en azından bir defa karşılaştığı bir yokluk aşk. Yazarın en bilinen kitabı Tatar çölü nde olduğu gibi, bu kitabında da,duyguların anlatımı ile ilgili kaleminden düşen hiçbir harfi esirgemeden, cümle cümle amansız bir edebiyat şaheseri ortaya koymuş. Okuyucunun, her kim okursa okusun, cümlelerde, en azından cümlelerin bazılarında kendi ile ilgili çıkarımlar bulacak olması, yazarın hayatla olan sağlam bağını, insanların duygularını anlatırken kalemini mikroskobun üstündeki lamel gibi kullanıp hisleri en ince, en hissedilir şekilde harf harf kaleme alması kaliteli bir okuma serüvenini de beraberinde getirmekte. Aşk, en nihayetinde yazara göre, bütün aşağılanmaları, bütün rezillikleri, bütün olur olmaz kaprisleri çekebilmek kabiliyeti olarak tanımlanmakta. Haklı olup olmadığını sadece kendi hayatlarınızdan tecrübe ederek ulaştığınız aşk tanımı ile ancak karşılaştırabilirsiniz. Birçok şeyin doğrusu ya da yanlışı mutlaka vardır. Siyahı ya da beyazı şüphesiz net bir şekilde görülebilir. Fakat duygular, hele aşk ve beraberinde getirdiği kıskanmak sevmek sevilmek özlemek istemek gibi ilave duygular asla siyah ve beyaz değildir. Tam tersine bütün gril ilikleri, bütün flulukları, bütün Gizem ve sisleri, bütün çelişkileri, netlikle değil de netsizlikle ifade edilebilecek bütün kelimeleri içinde barındırıp, aşk sözcüğünü ve aşk duygusunu en güzel biçimde ifade eder. Eğer herhangi bir şey için bilinmezlik kelimesi kullanılacaksa, bu ancak aşk için en iyi şekilde kullanılabilir. Vesselam, bilinmez...
Bir AşkDino Buzzati · Can Yayınları · 2016471 okunma
Reklam