·
Okunma
·
Beğeni
·
560
Gösterim
Adı:
Kenarda
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
13 978-975-342-420-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
METİS
Anımsamıyordu. Eskiden neydi? Anımsamaya da çalışmıyordu. Zaman Zaman pencerede görünen manzaranın eski biçimi diye düşündüğü bir görüntü belleğinde canlanır gibi oluyordu, sokak belirip siliniyordu, sanki bunlar eskiden ne olduğunu, şimdi dönüştüğü şeyi açıklayabilirmiş gibi. Eskiden ne olduğu öteki kıyıda, çatlağın öte tarafında kalmıştı, bu doğru- şimdi olduğu şey ise tuhaf bir boşlukta. Anımsayamazdı, anımsayanın kim olduğunu bile söyleyemezdi...
199 syf.
·34 günde·Beğendi·10/10
Romanı bitirdiğimde kahramanımızın ben kitabı kapattıktan sonra da yürümeyi sürdüreceğinden hiç kuşkum yoktu, ezelden ebede bu “sonsuz” dolaşma hâli devam ediyor: “Yürüyordu. Her zaman yaptığı bir şeydi bu, şimdiye kadar dünyanın çevresini birkaç kez kat edecek kadar yürümüştü. Sanki tüm yaşamı boyunca yürümüştü. Yürümek için değil ama başka bir şey yapamadığından, yapabileceği tek şey bu olduğundan yürüyordu(s.45).” Bu bağlamda kitabın kapağındaki André Kertész’in 1954 tarihli New York’ta yer alan Washington Meydanı’ndaki bir ânı ölümsüzleştiren karlı fotoğrafı romana çok yakışmış.

Geçgin’in Kenarda’ya yayınevi aradığı günlerde zamanın İletişim Yayınları metni aşağı yukarı şu gerekçelerle geri çevirmişti: “Hoşnutsuz, yaşam bezgini bir adamın… halet-i ruhiyesi. Tamamı betimleme olan bir anlatım sözkonusu olduğunda betimlemelerde bir canlılık aranır. Okuyucu da bezdirilmek zorunda değildir…” (Bülent Eken, “Modernizm, Postmodernleşme ve Ayhan Geçgin’de Kayıp Poetikası”, Monograf, sayı: 9, 2018)

Yukarıdaki alıntı kitabı okumayı düşünenler için bir fikir verebilir: Kaptırıp, keyifle okuyabilir ya da katlanılmaz bulup, bir “kenara” bırakabilirsiniz, “okur”una kalmış. Ayrıca yazarın okurların bir kısmını “bezdirme” hakkının mahfuz olduğunu düşünüyorum, bezenleri ayıklamak bâbında. Bezginlik yaratmadı, ben çok beğendim.

Asuman Kafaoğlu-Büke’nin sözleri de romanın genel okuyucu için ne ifade edebileceğinin tespiti gibi: “Ayhan Geçgin’in ilk romanı Kenarda için bir roman denemesi demek daha doğru olur, çünkü klasik romandan uzak bir roman anlayışıyla yazılmış. İlk sayfalar boyunca kitaba konsantre olup anlamakta epey güçlük çektim. Sanki açık bırakılmış bir kamera her şeyin görüntüsünü kaydetmiş ve bir şekilde sözcüklere dökmüş okura aktarıyor hissine kapıldım. Hiçbir kahramanın olmadığı, sadece sokak görüntülerinin aktarıldığı uzun bölümler boyunca sürüyor roman. Romanın kahramanı sandığımız kişinin gittiği, bulunduğu mekânları en ince ayrıntılarına kadar öğreniyoruz oysa kahramanın kim olduğunu, neden buralarda gezdiğini roman bittiğinde bile hâlâ bilmediğimizi anlıyoruz. Neden Kenarda?” (Cumhuriyet Kitap, 2 Ekim 2003)

Buradaki değerlendirmede yer alan: “Sanki açık bırakılmış bir kamera her şeyin görüntüsünü kaydetmiş ve bir şekilde sözcüklere dökmüş okura aktarıyor” cümlesinin aklıma getirdiği ise: Macar yönetmen Béla Tarr o kamerayı kullanıp sözcüklere dökülmüş bu görüntüleri kaydetse ne güzel bir film olurdu.

“Bir son gerçekleşmişti ama gerçekleşmesi bitmiş değildi, öyle ki yaklaştığı ölçüde uzaklaşsa da, olmuştu, dahası oluyordu, üstelik olmayı da sürdürüyordu. Sanki zaman çizgisi bir sona gelmiş, toprakla birlikte yitip burada bitmişti. Ama son bitmemişti, kendini bitimsiz bir an, bir şimdi olarak sonsuza kadar yaymıştı. [...] Yıkım yıllar önce olmamıştı, yıkım çok önceden vardı, belki dünyanın kuruluşundan önce, daha dünya kurulurken yıkım önce kurulmuştu. Zamanın belirişiyle o da belirmişti, zaman yıkımın içinden onun öz çocuğu olarak doğmuştu. [...] Akıntıda sürüklenen kendi boğulmuş varlığını da görüyordu. Çok önce varlığı boğulup gitmişti, şimdi kara kütük olan o da sürüklenip duruyordu. Dahası sürüklenecekti (s.128, 130, 131).”

“Sıkıntılı bir ruhun başdönmeli dolaşması” şeklinde bir “muğlaklık”la da tanımlanıyor roman ki doğaldır; yeryüzü, âlem, hele de insan muğlak değil mi ki… Sarih olan ne?

Ayhan Geçgin’in bir söyleşisinde söyledikleri de burada, sıradan bir okurun yorumunda kısa bir yanıt olabilir : “Edebiyat herkesin, istediğini, istediği gibi söyleyebileceği, yazabileceği bir alandır. Bir kuralı, yasası yoktur. Ama bir tarihi vardır.” (Monograf, sayı: 9, 2018, Ayhan Geçgin Söyleşi: Melek Aydoğan – Hakan Kaynar)

Okur kitlesi için romanın, adı gibi “Kenarda” bir yerde kalma ihtimâli çok yüksek, Hâyalî ne demiş: “O mâhîler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler”
199 syf.
·Beğendi·9/10
Ayhan GeçginKENARDA

Yazar 1970 yılında İstanbul’da doğmuş.ODTÜ felsefe bölümünü bitirmiş.Kenarda ilk kitabı.
Kitap,İki bölümden oluşuyor.Birinci bölüm(Yer tedirginliği),ikinci bölüm(Ay Tedirginliği).
Hayatın çatlaklarından içeriye sızmaya çalışan,göçün getirmiş olduğu silikleşmeyi kapatmaya çalışan isimsiz karakterlerin hikayesi.Aslında tam hikayede belli bir yol alırken sonuna yetişilemeyen,sonu olmayan bir kitap.Şehrin ve zihnin kenarında yaşayan bir hikaye.Kenarda hep kıyıda,köşede hapsolmuş bir türlü içlere gidememiş,sonunu getirememiş bir hikaye...
Kitap bittiğinde hiçbir konu ve elle tutulur ismi olan karakter bulamadım.Bu kitabın anlamsız olduğu anlamına gelmiyor tam tersi müthiş cümleleri birbirini takip ederek,eşsiz bir lezzet bıraktı bende.Diğer kitaplarını okumaya devam.
"Delilik aklın anlamı, yaratıcısı, kaynağı, varlık nedeni olarak beliriyordu. Akıl kendini var eden deliliğe sesleniyordu."
Ayhan Geçgin
Sayfa 174 - Metis Yayınları
"Gerçek, kesin bir son vardı. Dünyanın bitimsiz sonunu değil ama somut, canlı, bitimiyle tamamlanacak olan, ne olduğunu söylemese de zamanı bir başı gövdeden ayırır gibi kesip ayıracak bir satır gibi inen sonu duyuyordu..."
Ayhan Geçgin
Sayfa 129 - Metis Yayınları
"Belli belirsiz, kararsızca varolan, içeriye dokunan, oraya yerleşen, karanlık, kapalı, gölge varlıklara, vardansa yoka yakın başka varlıklara eklenip çoğalarak içinde bir eksiklik olarak büyüyordu."
Ayhan Geçgin
Sayfa 59 - Metis Yayınları
"Aniden çocukluğuna ilişkin bir görüntü canlandı, söndü. Üzüntüsü yükseldi, içini kapladı. Durumu apaçıktı, gözler önündeydi. Ne bir kardeş olabilmişti, ne bir oğul, ne bir sevgili, ne de başka bir şey; hiçbir şey olamamış, hiçbir şey yaşamamıştı..."
Ayhan Geçgin
Sayfa 192 - Metis Yayınları
"Bir aralığa sıkışmıştı. Düştüğü bu dar, zamanın ilerledikçe durup derinleştirdiği boğucu aralıkta, parçalanmanın eşiğinde, ne kımıldamak olanaklıydı, ne de kımıldamamak. Ne eyleyebilir ne de bütün bütüne kımıltısız kalabilirdi. Bu aralıktan geleceği açıklıkla görebiliyordu: Gelecek ıssız, kara, soğuk bir çöl gibi uzanıyordu, geçip giden tüm parçalar da, zamanın kırık bir saat gibi dağıldığı bu çölde öteye beriye savruluyor, kum taneleri gibi sürüklenip, dönüp, yeniden dağılıyordu."
Ayhan Geçgin
Sayfa 124 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kenarda
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
13 978-975-342-420-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
METİS
Anımsamıyordu. Eskiden neydi? Anımsamaya da çalışmıyordu. Zaman Zaman pencerede görünen manzaranın eski biçimi diye düşündüğü bir görüntü belleğinde canlanır gibi oluyordu, sokak belirip siliniyordu, sanki bunlar eskiden ne olduğunu, şimdi dönüştüğü şeyi açıklayabilirmiş gibi. Eskiden ne olduğu öteki kıyıda, çatlağın öte tarafında kalmıştı, bu doğru- şimdi olduğu şey ise tuhaf bir boşlukta. Anımsayamazdı, anımsayanın kim olduğunu bile söyleyemezdi...

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Kirpi.
  • Mustafa ÖNLÜ
  • Bülent
  • Hakan Özer
  • Ferya Fertelli
  • Yusuf Berkman
  • Nazé Nejla Yerlikaya
  • Bahar Erdal
  • Mrtl Akğln
  • Banu erdogan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%40 (2)
7
%0
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0