Gençlik Düşü

·
Okunma
·
Beğeni
·
467
Gösterim
Adı:
Gençlik Düşü
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425740
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Evet, korkuyordum. Nereye baksam az sonra gerçekleşecek korkunç bir şeyi görüyordum, telafi edilmez bir yıkım, geri dönülmez bir felaket? Ama zaten gördüğüm bir felaket sonrasının kalıntıları değil miydi? Yoksa kendi yıkımının önsezisi miydi, gerçekten geçilmemesi gereken bir sınırı geçmek üzere miydim? Zorunlu muydu bu, kaçınmak olanaklı değil miydi? Yoksa şimdi yaşadığım, bu sürüp giden, boyuna yinelenen... felaketin ta kendisi bu muydu? Olmuş, olup duran, ama olup durmasına rağmen başa hiç gelmeyen: yavan felaket, yavanlaşmış felaket.
(Arka Kapak)

İlk kitabı Kenarda ile tanışmıştık Ayhan Geçgin'in hiç de "tipik olmayan" evreni ile. Yerini bilen, kendini açmayan, kararlı ve şaşırtıcı bir ilk kitaptı. Gençlik Düşü ile devam ediyoruz:
"Hem bu yanımda taşıyıp durduğum felaket duygusu da nereden çıkıyordu? Evet, korkuyordum. Nereye baksam az sonra gerçekleşecek korkunç bir şeyi görüyordum, telafi edilmez bir yıkım, geri dönülmez bir felaket? Ama zaten gördüğüm bir felaket sonrasının kalıntıları değil miydi? Yoksa kendi yıkımımın önsezisi miydi bu, gerçekten geçilmemesi gereken bir sınırı geçmek üzere miydim? Zorunlu muydu bu, kaçınmak olanaklı değil miydi? Yoksa şimdi yaşadığım, bu sürüp giden, boyuna yinelenen... felaketin ta kendisi bu muydu? Olmuş, olup duran, ama olup durmasına rağmen başa hiç gelmeyen: yavan felaket, yavanlaşmış felaket."
(Tanıtım Bülteninden)
248 syf.
·Beğendi·10/10
Ayhan GeçginGençlik Düşü

“Şimdiye kadar ilk gençliğimden bir gelecek beklentisi gelecek düşüyle yaşamıştım.Beklediğim gelecekteydi.Geleceğin çağrısı,bana vaat ettikleriyle doluydum.Belki buydu yıkım,bir geleceğin olmadığını,şimdiye kadar yaşadığımdan farklı bir şeyin beni beklediğini ta içimde duymamdı.Nasıl yaşanırsa yaşansın yaşananların yönü hiçbir geleceği göstermiyordu.”s/191

Ayhan Geçgin’in okuduğum üçüncü kitabı Gençlik Düşü.Bu kitabında yazarın yaz(a)mama durumunu sen diliyle vermiş.Bilinç akışı tekniğiyle şimdiki zamanda kitap yazma çabalarının içinde Ankara’da öğrencilik yaşantısını ve düşlerini okuyoruz.İlk kitaplarındaki o muhteşem betimlemelerini bu sefer Ankara sokaklarında yaşatıyor yazar.Üniversite öğrencilerinin yaşam şekilleriyle beraber Ankara’da yaşayan Doğu kökenli insanlarında bir portresini çiziyor satır aralarına yerleştiriyor Ayhan Geçgin.
İçinde Ankara geçen,Ankara’nın içinden geçen kitaplar beni ayrı cezbediyor.Çaresizliğimin şehri Ankara,okurken o günlere götürdü beni.
Orta yaşın üstünde,yaş almış insanlara sahi siz gençken neler düşlüyordunuz?Ya şimdi şu yaşınızda düşleriniz gerçekleşti mi?Ya da tamamen farklı bir yaşantının içinden misiniz?Diyor ya da düşündürüyor.Bir geriye dönüşte okuyucuya yaşatıyor.

Bu kitapta da çok derine inmiş ikinci kitabı olmasına rağmen dildeki ustalığı,insan çözümlemeleri çok iyiydi.Bazı yazarlar vardır ne yazsa okurum dersiniz Ayhan Geçgin’de benim için öyle oldu.

“Belki de her insan kendine göre,kendi yaşamını düşünerek nasıl yalın bir yaşama ulaşacağını düşünmeliydi.Belki de fazlasıyla karmaşıklaşmış,insanın hem üstüne abanan,hem de içinden onu delik deşik ederek geçen bu dünyada basit,yalın bir yaşamı üretmek gerekiyordu;atmak,azaltmak,eksiltmek,ta ki yalınlığa ulaşıncaya kadar,düşünmede,hissetmede,sevmede,ki böylece ölüm de yalınlıkla gelebilsin,bu yaşama son yalın çizgisini vurarak onu tamamlasın.”s/222
248 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Gençlik Düşü yazarın ilk romanı Kenarda’da da başlayan “yürüyüş”ün devam ettiğini, muhtemelen yeni okumaya başladığım üçüncü romanı Son Adım’da da bunun süreceğini düşündürüyor... Çok memnunum Ayhan Geçgin’in beni çıkardığı bu “yürüyüş”ten, “varoluş”un içindeki “boşluk”ta düşe kalka…

“Bana şunu mu demek istiyordu, sen de bunu öğreneceksin, şimdi gençsin ama yaşaya yaşaya aslında sana hiçbir şey öğretmeyen bu bilgiyi sonunda kavrayacaksın. Neyi? Her şeyin boşuna olduğunu mu? Ne insanın içinde, ne de dışında hiçbir şeyin olmadığını, sonunda insanın yaşama ilişkin varıp varabileceği yerin kabul edilemez, katlanılamaz boşluğunu mu?(s.164)”
“bir gölgeydim ben, ne yaparsam yapayım, insanların, sokakların, yaşamların içinden alevin titreyişi, bir buhar, belirsiz bir esinti gibi geçen kişiydim. onların dışındaydım, hiçbir çaba bunu değiştirmiyordu. ya da doğrusu her acıklı çaba yalnızca bunu, bu gölge varlığı yeniden göstermek dışında bir işe yaramıyordu. bir esinti gibi geçiyor, belirsiz olan, daha doğrusu olmayan, biçimsiz boşluğa doğru azar azar yok olarak ilerliyordum.”
Buradaydım, tüm varlığımla, ağır değil bir gülüş gibi hafif buradaydım.
Ayhan Geçgin
Sayfa 62 - II BOZKIR KENTİNDE
Kasımın sonları. Soğuklar bastırıyor. Bir süredir kaloriferi sabaha doğru yatarken söndürüyor, karın gelmeden önce akşam açıyorsun. Bu küçük oda diğerlerine göre soğuk, ısınmıyor. Hem çok üşüyen biri olduğun, hem de saatlerce masa başında kımıltısız kaldığın için bir süre sonra kendini buz tutmuş gibi duyumsuyorsun. En çok da ellerinle ayakların. Kazağının üstüne fermuarlı, yer tezgâhından alınma kalın bir hırka giymişsin, bacaklarının üstüne de bir örtü örtmüşsün. Kimi zaman sabırsızca kımıldandığında örtü kayıp düşüyor, bacakların iyice üşüyünceye kadar örtüyü yerden almıyorsun. Bu halinle bir yazardan çok -tabii sana yazar diyebilirsek, çünkü ortada kitap yok, yalnızca işte bu darmadağınık tomarlar var- yıl sonu hesaplarını denkleştirmeye çalışıp da işin içinden bir türlü çıkamayan bir muhasebeciye benziyorsun. İyice seyrelmiş saçların, tependeki çıplak yuvarlak, hafifçe çıkmş kamburun, cılız gövdenle, evet, daha çok bir muhasebeci gibisin. Bakalım hesapların içinden çıkabilecek misin?
Ayhan Geçgin
Sayfa 9 - Metis Yayınları
Yeryüzünün kımıltıları, ondan yükselen, yine ona dönen sonsuz kımıldanışlar, saçılmalar… Yazarlar onun şu ya da bu devinimini, onun bir parçasını verebiliyordu yalnızca, bu sonsuzluğun. Ama sonsuzluğun bir parçası da sonsuzdur, ne kadar küçük de olsa bir sonsuzluk parçasıdır. Bir yazarın bizde aslında hep benzer bir kitabı yazıp duruyormuş izlenimi doğurması da bundan geliyordu, onun bu sonsuzluğu, her seferinde sezdiği, onda canlanan, kendini gösteren bu ele avuca gelmez, kendini hep bir kayıp gidişle duyuran yeryüzünün bir parçasını alma ya da artık aynı anlamda geldiği için verme biçiminden. Yazar onu hep yeniden yazar, çünkü varlığı öyle akıcı, öyle uçucu, öyle gelip geçicidir ki yakalayamadığı tam yakaladığını düşünürken çoktan kayıp gitmiş bir şey gibi gelir ona. Her kitap onu yeniden yakalama, duyurma girişimidir.
Ayhan Geçgin
Sayfa 167 - II BOZKIR KENTİNDE, Yüzüncüyıl
...bile bile, ya da belki henüz bilmediğim bir zorunluluktan dolayı insanlardan uzaklaşmış, giderek yabaniye, dilsize, cisimden yoksun bir varlığa, bir hayalete dönüşerek geziniyordum.
Ayhan Geçgin
Sayfa 12 - Metis Yayınları
Rahatsızsın diyorum kendime, fazlasıyla rahatsız, fazlasıyla zayıf. İnsan içine çıkmaman gerek senin. Bir kaya oyuğunun, bir ağaç kovuğunun içinde olman gerek. İçeriye girip kıvrılman, orada öylece beklemen gerek. İçeriye uzan, kıvrıl, bekle, zamanı gelinceye kadar, taşların arasında taşlaş, ağacın kökleri seni sarsın, derin kabuk bağlasın, zamanı gelinceye kadar. Ama hangi zaman bu?
Ayhan Geçgin
Sayfa 129 - II BOZKIR KENTİNDE, Köprüde akşam
Okumak beni yalnızlaştırdı, beni benden sürdü diyemem, belki tersi doğrudur, daha önce sürülmüş olduğum, bana aynı zamanda sonsuzluğu doyuran kesin yalnızlığı hissettiğim için okumak beni bu kadar sarsmıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gençlik Düşü
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425740
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Evet, korkuyordum. Nereye baksam az sonra gerçekleşecek korkunç bir şeyi görüyordum, telafi edilmez bir yıkım, geri dönülmez bir felaket? Ama zaten gördüğüm bir felaket sonrasının kalıntıları değil miydi? Yoksa kendi yıkımının önsezisi miydi, gerçekten geçilmemesi gereken bir sınırı geçmek üzere miydim? Zorunlu muydu bu, kaçınmak olanaklı değil miydi? Yoksa şimdi yaşadığım, bu sürüp giden, boyuna yinelenen... felaketin ta kendisi bu muydu? Olmuş, olup duran, ama olup durmasına rağmen başa hiç gelmeyen: yavan felaket, yavanlaşmış felaket.
(Arka Kapak)

İlk kitabı Kenarda ile tanışmıştık Ayhan Geçgin'in hiç de "tipik olmayan" evreni ile. Yerini bilen, kendini açmayan, kararlı ve şaşırtıcı bir ilk kitaptı. Gençlik Düşü ile devam ediyoruz:
"Hem bu yanımda taşıyıp durduğum felaket duygusu da nereden çıkıyordu? Evet, korkuyordum. Nereye baksam az sonra gerçekleşecek korkunç bir şeyi görüyordum, telafi edilmez bir yıkım, geri dönülmez bir felaket? Ama zaten gördüğüm bir felaket sonrasının kalıntıları değil miydi? Yoksa kendi yıkımımın önsezisi miydi bu, gerçekten geçilmemesi gereken bir sınırı geçmek üzere miydim? Zorunlu muydu bu, kaçınmak olanaklı değil miydi? Yoksa şimdi yaşadığım, bu sürüp giden, boyuna yinelenen... felaketin ta kendisi bu muydu? Olmuş, olup duran, ama olup durmasına rağmen başa hiç gelmeyen: yavan felaket, yavanlaşmış felaket."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Bilâl Akyüz
  • Serkan Mutlu
  • Yusuf Berkman
  • Abdullah E.
  • Hakan Özer
  • Ferya Fertelli

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0