Son Adım

·
Okunma
·
Beğeni
·
1324
Gösterim
Adı:
Son Adım
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753427890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Astsubay kimliğini elinde sallayarak "İstanbul'da mezar mı kalmadı?" diye soruyor.

"Doğrusu kalmadı," diye yanıtlıyorsun. Dalga geçip geçmediğini anlamak ister gibi sana bakıyor.

"Anamı mezar bulamadığımızdan," diye devam ediyorsun, "babamın mezarına gömmüştük. Mezarlar bile artık iki katlı, belki üç katlıları bile vardır."

Ne ayaksın der gibi baştan aşağı seni süzüyor. "İyi yere getirmişsin o zaman," diyor sonra hafifçe sırıtarak, "burada her yer mezarlık sayılır."

Kimliğini geri veriyor.

Sonunda Düzova!ya varmış oluyorsun.

Önce Kenarda'yı yayımlamıştık Ayhan Geçgin'den. Ardından Gençlik Düşü geldi. Kendine özgü dili ve dünyası ile dikkat çeken yazar, Son Adım ile bir kez daha okur karşısında.

Ülkenin batısından doğusuna gidildikçe, görmek duymak istemediklerimizle mesafe azaldıkça, olağan, sıradan yaşantıların birdenbire nasıl kesintiye uğrayacağı, hiçe sayılacağı, mahvolacağı hakkında sarsıcı bir tokat Son Adım. Türkiye toplumuna edebiyat içinden bir müdahale - dolaysız, sert ve tok sesli.
259 syf.
·7/10
Kitabı okumaya başlıyorsun ve kitabın anlatımını farklı buluyorsun. Bu anlatım, Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam" isimli kitabına benzer buluyorsun. "Aylak Adam" isimli kitapta, üçüncü tekil şahıs şeklinde gittiğini görüyorsun. Bu kitapta ise, ikinci tekil şahıs şeklinde gittiğini görüyorsun. İki kitabın da, bu anlatım tarzlarıyla farklı olduğunu belirtiyorsun.

Kitabın iki bölümden oluştuğunu, bu iki bölümün de farklı olduğunu görüyorsun. Birinci bölümü çok sanatsal buluyorsun; acıyı dramatize ederek anlattığını ve bunun yanında da cinsel ögelerin de devreye girdiğini görüyorsun. Baş karakterin girdiği ruh halini kendine benzetiyorsun, hatta kitapta bahsi geçen babaanne karakterini gerçek hayatta (bu kadar olmasa da) kendi babaannene benzetiyorsun. O satırları okurken zorluk çekiyorsun, son birkaç aydır babaannenin bu durumda durumda olduğunu anımsıyorsun.

İkinci bölümde ise, konunun farklılaştığını görüyorsun. Doğuya gidiş başlıyordu ve oraya gidince bir kimlik kavramı devreye giriyordu. Konu esas işte burada başlıyordu. Anlatımın yer yer yavan kaldığını, biraz daha detaylı bir anlatım söz konusu olsaydı eğer, daha iyi olacağını düşünüyorsun.

Yalnızlık, topluma yabancılaşma gibi unsurları ele almasının yanı sıra yazar, kimlik ve dil unsurlarını da sorguluyor. Bazen katılıyorsun, bazen de katılmıyorsun. Kitabı okudukça, kapana kısılmış hissine kapılmaya başlıyorsun ve bu da anlattığı konu itibariyle doğal.

Yazar felsefe mezunu, haliyle sorgulaması ve sorgulatması, insan psikolojisi üzerinden sosyolojik tespitler yapmasını da normâl karşılıyorsun. Farklı anlatım tarzıyla okunabilecek bir roman.
264 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
#okudumbitti

#sonadım #ayhangeçgin

**Önce babasının vefatı, ardından annesinin vefatıyla birlikte Küçükçekmece 'de babaannesi Süslü ile yaşamaya başlayan Ali İhsan'ın İstanbul'da başlayarak Bingöl' de son bulan hikayesi. Depocu olarak çalışan Ali İhsan içine kapanık ve konuşkan olmayan biridir. 90 yaşındaki babaannesi ile sıradan bir yaşam sürerken babaannesinin hastalığı ile yaşantısı tamamen değişecek ve hiç ummayacağı şekilde son bulacaktır. Kitabın başlarında normal bir yaşantı olarak devam eden bir kitap, altın vuruşu son 30 sayfada yapıyor. Siyasi bir konu ile bitiyor. Çok detaylı bir anlatım ve iç dünyasındaki düşüncelerden oluşan bir kitap. Ölüm çok hızlı gibi görünüyordu bana ama bu kitabı okuyunca çok yavaş ve meşakkatli bir yol olduğunu fark ettim. Hızlı okunabilen bir kitap.
Her satırında Ali İhsan ile yaşananları hissedebileceksiniz.
Kitaptan bazı alıntılar:
## Yoksa ölüm sonsuz uyku değil de, bir daha hiç uyuyamamak olmasın?
## Bazen parasızlık falan değil diye düşünüyorsun, asıl yoksulluk bu - ruhsal yoksulluk, zihinsel yoksulluk.
##Yaşamın:eksik, yarım, tamamlanmamış, böyle hissediyorsun ama hep eksilecek, hep daha fazla yarım kalacak, her zaman daha da artıyormuşçasına daha da eksilecek, hiç tamamlanmayacak.
## Yaşamakta bu ısrar, bu inatçılık niye, diye düşünüyorsun, bir yaşam varsa zorunlu olarak bir yaşam inadı da mı var?
## İnsan bir hiç değildir.
## İnsanı içler acısı bir şeye, bir paçavraya, acı çeken, acıdan başka bir şey bilmeyen bir şeye, küçültülmüş bir şeye, bir zavallıya, bir hiçe çevirmek istiyorsunuz. Ama ne yaparsanız yapın insanı bir hiçe indirgeyemezsiniz. Gerçeği mi istiyorsunuz, işte gerçek :insanın içinde ölümsüz bir şey vardır. İnsanın içinde yok edilemez bir şey vardır.
## Belki yarım bir şey yoktur, diye düşünüyorsun, belki yarım hiçbir şey yoktur, her an aynı zamanda tam, bütün, eksizdir. Belki her yaşam, bir aylıkken ölen bebekten doksan yaşında ölen ihtiyara kadar tamdır, eksiksizdir.
️Okunası kitaplardan tavsiye edilir.
264 syf.
·Beğendi·10/10
İstanbul’dan doğuya gidişin hikayesi Son Adım.Alisan (Ali İhsan) çocukluk Çağlar’ından itibaren kaçan ailesinden,akrabalarından,kalabalıklardan ve hepsinden önemlisi kendinden kaçan,kaçarken hayatı ıskalayan,farkında olup olmamak arası yaşayan bir insan.️Kendine kendin dediğin şeye yerleştirmekte zorluk çekiyorsun,oldukça incelmiş hissediyorsun,sanki bütün varlığın dağılacak inçe bir dış deride toplanmış;ya da saydam aşınmış bir kabuk,içi boş bir kavkısın.Ama bunlar bile fazla katı.
Aslında yaşlı babaannenin gölgesinde,kendine biçtiği yaşlılık elbisesi içine girmiş genç bir adam.Hiçlik duygusunu çok derinlerde yaşayıp,bir el uzansa çıkarsa onu ordan dedirtiyor.️Bu köhne yerde bir eskimiş olan benim,bir şey önüne katıp sürükleyen bir rüzgar,bir kum fırtınası beni süpürdü,toz toprak içinde kenara attı öyle hissediyorsun,ama ne zaman geldi,nasıl yaptı,hiç farketmedin bile.

Alisan bir taraftan sevgiyi elinin tersiyle itmiş gibi görünse de,içinde farklı yaşıyor gibi.Birinin onu sarıp sarmalaması o kabuğunu kırması lazım.Canı çok yanmasın diye son nefesinde babaannesine sarıldığında ilk ve son sarılışımız demişti.
Alisan’a o el Kader’den gelir.İsim ne kadar manidar.Kader hiç bilmediği duygular ve şefkatle sarar.

️Kadının ölüsü bir işe yarasın bu gerçekten bir son olsun.Yaşamın şimdiye kadar olan bölümünden bana kalan boş,kuru bir kabuktu.Bu kabuk dağılsın,bir yaranın kabuğu gibi dökülüp gitsin,içinde olan ne varsa ortaya çıksın.
Romanın bundan sonra ikinci bölümüne geçiliyor.Yıllarca kaçılan akrabalar ve dünyanın ucu Olan çorak topraklara varan bir yolculuk.Bindag birçok dağın ortasında çorak topraklardan oluşan bir Doğu köyü.Alisan’ın içindeki çoraklıkla,bu topraktaki çoraklığı birbirine çok benzettim.Kitapta iki bölüm birbirinden çok farklı duygu yaşatıyor.İlk bölümdeki güncel yaşamın yanısıra ikinci bölümde kimlik,siyasi ve toplumsal meseleler iç içe geçiyor.Bu da romanın kurgusuyla beraber okuyucunun duygusunuda değiştiriyor,bir nevi ters köşe.Felsefeyle,edebiyatın iç içe geçtiği,ziyadesiyle dil işçiliğinin olduğu,son zamanlar edebiyat dünyasında okuduğum güçlü kalemlerden bir tanesi diyebilirim.Ayhan Geçgin ıskalanacak,gözardı edilecek bir yazar değil.
️Sizin diyorsun “bilmediğiniz bir gerçek var”,sözcükler ağzından zayıf,kuru,sayıklar gibi,fısıltıyla dökülüyor yine de fısıltı odayı dolduruyor,”insan bir hiç değildir”
Siz.”diye sürdürüyorsun,”içler acısı bir şeye,bir paçavraya,acı çeken,acıdan başka bir şey bilmeyen bir şeye,küçültülmüş bir şeye,bir zavallıya,bir hiçe çevirmek istiyorsunuz.Ama ne yaparsanız yapın insanı bir hiçe indirgeyemezsiniz.Gerçeği mi istiyorsunuz,işte gerçek;insanın içinde ölümsüz bir şey şey vardır.İnsanın içinde yok edilemez bir şey vardır.”
264 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Kitabın baş karakteri babaannesinin deyimiyle Alisan (Ali İhsan) bir kaybeden ya da tutunamayan diyebileceğimiz biri. Onu ve eşlik eden iç konuşmasını okurken yalnızlığa özgü ve hemen hemen hepimizin bir başına kaldığı zamanlarda yaptığı konuşmaları okuyoruz.

"Sizin, diyorsun, bilmediğiniz bir gerçek var. sözcükler ağzından zayıf, kuru, sayıklar gibi, fısıltıyla dökülüyor yine de fısıltı odayı dolduruyor, insan bir hiç değildir." Diye hiçliğinin ortasında ve farkında olarak haykıran Alisan'ın hikayesi sizi de saracak.


Ayhan Geçgin keskin kalemi ve akıcı anlatımıyla sizi zaten sarıyor. Kitap 2011'de yapılan en iyi yüz roman sıralamasında 4. olmuş.

Farklı tatlar ve notalar bırakan Son Adım mutlaka okunmalı.
264 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Uzun Yürüyüş

<<<Gecenin bir yarısı babanın ev halkını uyandırmak istemeyen sessiz, dikkatli adımlarını işitiyorsun. Giysilerinin hışırtısını, gıcırdayan kapıyı, karanlıkta nereden geldiğini çıkaramadığın çıtırdama seslerini işitiyorsun.
Gözlerini açıyorsun. Bir an gerçekten babanın canlanıp odada yürüdüğünü sanıyorsun. İki zaman üst üste biniyor; geçmişin bir anı şimdiki zamana mı geldi, yoksa sen çocukluğunun o anına geri mi döndün, karar veremiyorsun. Her ikisi de olabilir. (Sayfa 9)>>>

Kitabın daha ilk satırlarından anlaşılacağı üzere alışık olmadığımız bir anlatım tarzıyla başbaşayız. Herhalde buna ikinci tekil şahıs 'sen' anlatımı demek lazım. Bu anlatımın garip bir etkisi var. Öncelikle sen şunu yapıyorsun, bunu hissediyorsun şeklindeki anlatım karakterle özdeşleşmemizi sağlarken aynı zamanda ondan uzak onu kurgulayan 'biz miyiz?' hissini de veriyor.

Okurken hipnozdaydım sanki. Bana emirler veriliyor ve ben bunları yapıyorum.
Bir kayıp hikayesi, bir yokoluş hikayesi bu kitap. Alisan, günlük rutinleri olan bu rutinlerin dışına çıkacak bir şey yapmak istemeyen bir karakter. Ya da yapacak gücü kendinde bulamıyor. Bütün kitap bu karakter üzerine inşa ediliyor. Ama tam da ne istediğini anlayamadım. Çünkü süreli 'belki' şeklinde kurulan cümlelerle belirsizliğe doğru sürüklenip durdum.

Kılı kırk yararcasına oluşan cümleler yok ama cümleler insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor. Karakterin ruh haline sadık kalarak kurulmuş cümleler var. Alisan'nın derdi ne? Nasıl bir varoluş sancısı çekiyor? Bu hayatta neyi amaçlıyor? gibi sorular kitap boyunca sürekli aklıma gelse de aslında net bir cevabı asla bulamadım. Belki de en önemli soru: Alisan kitap boyunca nasıl bir değişim geçirdi? Soru önemli de cevabı öyle kolay verilebilir mi bilemiyorum. Anladığım kadarıyla bence hiçbir değişim geçirmedi. Ama bu soru her okura göre değişebilir?

Bence kitabı en iyi anlatan sözler herhalde Irmak Zilleli'ye ait.
"Doğulu bireyin kimlik meselesini öyle bir ele almıştır ki, dünyadaki bütün bireylerin kimlik meselesine ilişkin bir roman olmuştur Son Adım"
264 syf.
·36 günde·Beğendi·10/10
Felsefik Bir Roman

”sizin, diyorsun, bilmediğiniz bir gerçek var. sözcükler ağzından zayıf, kuru, sayıklar gibi, fısıltıyla dökülüyor yine de fısıltı odayı dolduruyor, insan bir hiç değildir.”

İstanbul'da babaannesiyle yasayan Ali İhsan'in hikayesi bu. Hikaye batida baslayip doguda bitiyor. Bir Turkiye panaromasi izliyoruz biz de. Doguda olanlari sertce elestiriyor yazar.

Roman ender gorulur sekilde ikinci tekil sahisla yazilmis yani 'sen' takısı ile
Bu ilk basta insani sasirtsa da roman ilerleyince bu usluba alisiyor insan.
264 syf.
·Beğendi
Kesintisiz okuyabildiğim kitaplardan birisi Son Adım.

Kitabın ana karakteri oldukça sessiz, kendi halinde, biraz yalnız, biraz aykırı bir tip.

Bu anlamda Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli'nde kişileştirdiği karakterlere benziyor Ali İhsan. Tarihsel olarak bu kişileştirmenin devamı diyebiliriz.

Ancak farklar var elbette. Çünkü Aylak Adam'ımız Yusuf Atılgan'da olduğu gibi bir şehirde kalmıyor. Kitabın ikinci bölümü doksanlı yılların doğusunda geçiyor ve anlatı burada değişip politikleşliyor.

Karakter aracılığıyla doğuda yaşamanın getirdiği birçok zorluklara can alıcı bir şekilde değiniliyor. Bu yapılırken işkenceler, beyaz toroslara kadar giden göndermeler söz konusu.

Son Adım varoluşsal sorgulamaları, modern kültüre dair eleştirileri, politik göndermeleri ile çağdaş türk edebiyatının klasiği olmaya aday bir kitap.

Ayhan Geçgin ortaya güzel bir anlatı çıkarmış. Hiç unutamayacağım roman karakterlerinden birine Ali İhsan'ı da kattım.
"Böyle dolanıp durmak istemiyorsun, istediğin gitmek, çekip gitmek, başka bir yere gitmek..."
Ayhan Geçgin
Sayfa 60 - Metis Yayınları
"Cumartesi, bir tatil gününde yapacak ne var? Hiçbir şey. Yapacak hiçbir şey bulamıyorsun. İnsanlar ne yapıyor. nasıl vakit geçiriyor? Ne yapıyorlarsa. bunları nasıl yaptıklarını anlayamıyorsun. Dünyam küçüldü. diyorsun kendi kendine. dünyam o kadar küçüldü ki belki ben bile onun dışında kaldım."
Ayhan Geçgin
Sayfa 36 - Metis Yayınları
"Binlerce başlangıç, binlerce son belki her an başlayıp bitiyor, iç içe giriyordur."
Ayhan Geçgin
Sayfa 142 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Adım
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753427890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Astsubay kimliğini elinde sallayarak "İstanbul'da mezar mı kalmadı?" diye soruyor.

"Doğrusu kalmadı," diye yanıtlıyorsun. Dalga geçip geçmediğini anlamak ister gibi sana bakıyor.

"Anamı mezar bulamadığımızdan," diye devam ediyorsun, "babamın mezarına gömmüştük. Mezarlar bile artık iki katlı, belki üç katlıları bile vardır."

Ne ayaksın der gibi baştan aşağı seni süzüyor. "İyi yere getirmişsin o zaman," diyor sonra hafifçe sırıtarak, "burada her yer mezarlık sayılır."

Kimliğini geri veriyor.

Sonunda Düzova!ya varmış oluyorsun.

Önce Kenarda'yı yayımlamıştık Ayhan Geçgin'den. Ardından Gençlik Düşü geldi. Kendine özgü dili ve dünyası ile dikkat çeken yazar, Son Adım ile bir kez daha okur karşısında.

Ülkenin batısından doğusuna gidildikçe, görmek duymak istemediklerimizle mesafe azaldıkça, olağan, sıradan yaşantıların birdenbire nasıl kesintiye uğrayacağı, hiçe sayılacağı, mahvolacağı hakkında sarsıcı bir tokat Son Adım. Türkiye toplumuna edebiyat içinden bir müdahale - dolaysız, sert ve tok sesli.

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Özlem Sarısaltık Yılmaz
  • Ercan K.
  • suzan akbaş
  • kitapuzmanı
  • Mehmet Meşe
  • cahide Yalçın
  • EDA
  • Evren Çıldır
  • Abdullah Aktan
  • Bilâl Akyüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (5)
9
%20 (5)
8
%16 (4)
7
%20 (5)
6
%12 (3)
5
%8 (2)
4
%4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0