·
Okunma
·
Beğeni
·
513
Gösterim
Adı:
Bir Dava
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161585
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Anneme ne diyebilirim? Teselli edecek hangi sözcükleri? Bak, bir aradayız ya da bunlar da geçecek, hatta babam ölmedi ya. Üzülsem, söylemek istesem bile ağzımdan böyle sözcükler çıkmıyor. Sessizce öylece duruyor, burnunu çeken, az önce ağladığı belli anneme bakıyorum. Niçin söyleyemiyorum? Çünkü haberi aldığımdan beri içimde bambaşka bir his ya da sezgi taşıyorum. Sanki asıl olay bu değil, asıl olay başımıza çok önce geldi. Annem yanlış yere ağlıyor, ben yanlış bir şeye üzülüyorum. Babamsa şimdikinin yanında çok ufak kaldığı çok daha büyük bir yanlışlıktan dolayı hapiste. Acılar zamanında asıl bu olay için çekilmeliydi, tüm teselli sözcüklerimiz zamanında onun için söylenmeliydi. Söylenmedi, acısı çekilmedi. Söylenmemişliğe, acısı çekilmemişliğe mahkûm oldu. Hangi olay bu, ne zaman oldu? Bilmiyorum, tek bildiğim şimdi bütün teselli sözcüklerini anlamsız, boş, saçma kılıyor…"

Bir Dava Ayhan Geçgin’in beşinci romanı.
208 syf.
·5 günde·Beğendi
Amerika'ya üniversite eğitimi için giden Aslı, orada kendine bir hayat kurmuştur. Antropoloji okumuş, evlenmiş, üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış ve oğlu Can'ı dünyaya getirmiştir. Yaşamı olağan seyrinde giderken Türkiye'den annesinden gelen telefonla her şey bir anda rayından çıkar. annesinin ilk sözü "Babanı götürdüler." olur.

Ayhan Geçgin'in 2020 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanan kitabı Bir Dava yakın geçmişte yaşadığımız siyasi davalardan Ergenekon, Balyoz davalarını odağına alarak, kurmaca karakterler üzerinden mağduriyet, adalet, hukuk gibi olguları tartışmaya açıyor.

Bir dönem dizi izler gibi izlediğimiz bu kumpas davalarının yarattığı mağduriyetler, sadece o davada yargılanan sanıkların değil sanık yakınlarının da yaşadıkları üzerinden farklı bir bakış açısıyla da sunuluyor okuyucuya.

Romanı okurken bir taraftan siyasi bir davaya tanıklık ederken geri planda Aslı'nın yaşadıkları ile bir kadının kendi iç hesaplaşması ,mutsuz evliliği, yıllar sonra karşısına çıkan lise arkadaşı Mehmet'le yaşadığı yasak ilişki, bir yandan çocukluğu ve babası ile olan ilişkisi ve ne yapacağını bilmez bir şekilde tekrar memleketine dönme isteği ile baş etmeye çalışan bir kadının hikayesine de tanıklık ediyoruz.

Konu ve tarih itibari ile pek çoğumuzun aşina olduğu, tanıklık ettiği ve günümüzde de hala güncelliğini koruyan kumpas davalarını odağına alan roman, hem yaşananları tekrar hatırlamak hem de olaylara farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak için güzel bir kitap.

Keyifle okuyunuz.
208 syf.
·Puan vermedi
Ayhan Geçgin - Bir Dava... Bu sene Orhan Kemal Roman Ödülü, Ayhan Geçgin'in "Bir Dava" romanına verildi. İş yoğunluğundan bölük pörçük de olsa okudum. Ergenekon Davaları'nı merkezine alarak, hapse giren bir emekli subay ve ailesini anlatıyor. Romanın baş kahramanı Aslı, Amerika'da akademisyen, babasının tutuklanma haberiyle şoke olup Türkiye'ye geliyor. Kötü bir evliliği küçük bir oğlu var. Savcıların bir fiil yokken suç icat etmeye çalışmaları, değişen Türkiye masalları ve hep mağdur AKP romanda güzel işlenmiş. Sanki kitabın devamı gelecek, eğer gelmeyecekse en az bir bu kadar daha anlatsaydı okyucunun kafasında bir şeyler bütünlenirdi diyesi geliyor insanın. Yakın tarih olaylarıyla ilgili yazmak her zaman bir nebze risklidir. "Bir Dava" derdi olan, ustaca yazılmış ama yarım kalmış bir roman hissi uyandırdı bende. Okumanızı öneririm. #ayhangeçgin #birdava #orhankemalromanödülü #roman #türkiyeedebiyatı #neokudum #neokusam #zorbakitabevikafe #book #bookstagram #instagram #kitap #kitaplık
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
49.Orhan Kemal roman ödülünü alan "Bir Dava" Ayhan Geçgin'den okuduğum ikinci eser. Her ikisini de peş peşe okumak onu değerlendirmek bakımından çok iyi oldu. Her ikisini de çok beğendim.
Bu kitapla devletin yargı sistemi üzerine derin düşüncelere kapılıyor ve devlet yapılanması üzerine insan sorgularken buluyor kendini. Ana karakterimiz babasının tutuklama haberini annesinden alınca kendini memleketine atar. Ailesinin yanında yer alır ama hep nerede olması gerektiğini sorgular roman boyunca. Tabiri caizse yere göğe sığamaz.

Romanda irdelenen dönemin hukuk sisteminin yanlışlıkları, hiçbir suç ortada yokken ihtimale dayanan tutuklamalar yakın Türkiye sorunsalına işaret ediyor. Balyoz davası çıkış noktası. Yıllarını orduya vermiş emekli deniz kuvvetleri komutanı sabaha karşı darbe girişimine teşebbüs suçlamasıyla tutuklanır. Oysa ortada suç teşkil edecek kanıt da yoktur, suç da. Her şey böyle başlar.
"İnsanlarsa ne diyeceğini bilemiyor. Kimi öfkeli birkaç söz söylüyor, kimi teselli sözcükleri mırıldanıyor. Burası hasta evi değil, ölü evi değil, doğal felaketin başlarına geldiği insanların evi de değil. Burası olsa olsa başlarına ne geldiğini anlamayan insanların evi olabilir. "s. 28
Eserde kahramanımız davalının Amerika'dan gelen kızı. Onun gözüyle ilerliyoruz roman boyunca. Kahramanımız sürekli adaleti, hukuku sorgular ve başına gelenlere inanamaz. Bir ailenin nasıl yara aldığı da yavaş yavaş çöküşe gittiği de muazzam anlatılmış. Sürekli yitirilen umutlar...
" Ordu denince darbe ne yazık ki zaten herkesin aklına gelen bir şey. Geçmişte darbelere bulaşmış bir ordumuz var. İşte dava da bana kalırsa gücünü buradan alıyor. Bu kanıdan. Bu dava deliller üzerine değil, bu kanı üzerine inşa ediliyor. "s. 57
Toplumsal gerçeklikler de göz önüne seriliyor. Bu anlamda yazarımız yine cesur davranmış.
Eserde yer yer Franz Kafka'nın romanı da aklıma geldi. Sanırım okuyan herkes aynı şeyi düşünmüştür. Orada da" Dava’nın kahramanı K. tutuklandığını öğrenir. Başlangıçta tutuklanma nedenini merak etse de bunu da anlamsız bulur. Ancak tüm yaşamı da davasına odaklanır. Her şey alt üst olur.
"Devlet şiddetinin tüm çıplaklığıyla damgaladığı bedenler, hapiste çürüyenler, evi ocağı başına yıkılanlar, yeri yurdundan sürülenler, mezarsız ölüler, çocuklarının kemiklerini hâlâ arayan anneler, bir kara delik gibi ne konuşmaya ne susmaya izin veren tüm korkunç hikayeler. "s. 61
"İlahi adalet değil, insan adaleti. Adalet ancak insan adaleti söz konusuysa adalet olabilir. "s. 128
"Yalnız ben değil sanki herkes, hepimiz sürgün edilmişiz, bir yabana atılmışız, atıldığımız yabansa işte bu dünya, yabana dönüşmüş dünya. "s. 132
208 syf.
·2 günde·6/10 puan
Kitabı okumaya başlarken Ergenekon davasıyla ilgili gerçeklerin işlendiği bir roman olarak düşünmüştüm. Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım. Daha çok hapse atılan babası için Amerikadan Türkiyeye dönen akademisyen Aslı'nın duyguları işlenmiş. Biraz da günümüz Akp'sinin eleştirisi var. Beklentilerimden farklı olduğu için çok sevmediğim ama bitirdiğim bir kitap oldu.
208 syf.
·Puan vermedi
Bazen hayat sanki yanınızdan akıp giden üstü açık bir lağım gibidir. Kokusunu duyarsınız pisini görürsünüz de size bulaşmayacağına ne çok eminsinizdir. İçine girmediğiniz fazla yaklaşmadığınız sürece sizi kirletmeyeceğini düşünürsünüz. Hele bir de kapalı bir lağım sistemi olan yerlere giderseniz; unutursunuz eski kokuyu, pis görüntüyü. Üzerinize yapışan ne varsa yeni olan yerde söküp atarsınız ya da attığınızı sanırsınız. Oysa bir sürü anı bir sürü yaşanmışlık bırakmışsınızdır arkada. Bir sürü de bağ. İster görünür olsun ister görünmez olsun sizi oraya bağlayan hatta sizi var eden bağlar. Çünkü orada doğmuş, yürümüş, büyümüş ve basıp gitmişsinizdir. Başka bir kıtaya başka bir limana; daha güvenli olduğunu düşündüğün daha özgür daha “temiz” olduğunu düşündüğünüz bir “başka” yere. Ait olmadığınız bir yere. Bir yeni aitlik yaratmak için, belki bir kök salmak için ya da unutmak için geride kalan tüm yaşananları.
Kirli bir geçmişin içinde olanlar olmayanlar eksik kalanlar hep batar. Aslında kirli olduğunu düşünmezsin bile. Kirli olan geçmiş değil yaşadığın yerdir. Geçmişinin yaşadığı yer kirlidir. Yaşadığımz anılar, bıraktığımız tüm bağlar, geride kalanlar hep oradadır ve orada nefes almaya yaşamaya devam ediyordur. Sen o yerin tüm kurallarını tüm şartlarını bıraksan ve terk etsende orası senin peşini bırakmaz. Çünkü doğup büyüdüğün basıp gittiğin yerde bir sürü insan vardır senin olan. Onlar o kurallara tabiidir, o kurallar ne kadar anlamsız ahlaksız ve yeni dünya düzenine uymasada vardır. Bir sürü gerçek sanılan kurgu içinde vardır hemde. Öfke ve kin bile besler bu kuralları çünkü erk sahipleri de insandır ve duyguları vardır. Kandırılırlar, sürekli hem de. Bir dava seni kendine getirir. Kandırılmış, öfke kin ve nefretle yoğrulmuş bu lağımı açık topraklardaki insanlar birbirini suçlar. Kuralları ve kanunları da bu yangını söndürmek için kullanırlar. Bu yangın suçlamalarla itham yalan ve iftira ile çıkmıştır. Ateş olmayan yerden de duman çıkmaz elbette. Bazen çıkan dumanı görüp gelirsin bazen de yangını görüp ama en çok bu duman ve ateşten etkilenen kendi bağın olunca gelirsin. Elinde hiç bir şey yoktur ne bir kova su ne de yangın söndürücü. Sadece sarılabilir ve yaralara merhem olabilirsin yakınındakilere. Susarsın ateş susatır seni susarsın kanun nizam seni de sorgulayabilir. Ana dilinde susmak ise yabancı dilde susmaktan daha beterdir. Boşluk yaratır zamanda bir bıçak gibi keser ikiye böler seni. Hiç bir yere ait değilsindir artık. Yarım yamalak yaşarsın anadilinde sustuğunu yabancı dilde de anlatamazsın ki. Sonra geri döndüğün için yine aynı kokuyu aynı pisliği aynı sinekleri bulursun karşında. Düzelmek şöyle dursun modernleşen ve yalnızlaşan dünyada daha da bir ağdalı olmuştur lağım. Daha da bir yavaş aktığı için olsa gerek daha ağırdır hava ve herkese bulaşmıştır pislik. Kirli tüm şartlar içinde artık kim doğru kim yanlış kim temiz kim kirli hiç bilemezsin. Yabancı dilde sustuğun tüm hayaller arzular ise bu kirli ortamı fırsat bilip su yüzüne çıkar. Tüm yeni bağlar sorumlulukların yanında getirdiklerin hepsi bulaşır pisliğe. Yanında getirdiğin küçük “can” bile nasibini alır. Koparmadığın bağlar seni çeker içine can’ı da. Ve sen daima bir yolunu ararsın yaşamanın ve elbette üzerine sıçramış kiri silkeleyip kokusunu duya duya yaşarsın.
Keyifli okumalar!
İlahi adalet değil, insan adaleti. Adalet ancak insan adaleti söz konusuysa adalet olabilir. Ama insan işi adalet ne? Gücü gücüne yetene mi? Dize getirenin gücüyle büyülenmek mi? Yere düşen güçsüze, üstelik diğerleri tutarken, hiç duraksamadan tekme atmak mı?
İnşaatı hiç bitmeyen bir ülke, diyorum kendi kendime, sürekli yıkılıp yeniden yapılan bir ülke. Ama bu inşaat sözcüğünü belki daha geniş anlamak gerek. Temelleri hiçbir zaman tam oturmadığı için sürekli bir çöküş, yıkım, sarsıntı ya da deprem korkusuyla yaşayan, bu yüzden sürekli yenilenmesi gereken bir ülke. Meşrutiyetini hiçbir zaman tam olarak kuramadığı için hep tedirgin bir ülke.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Dava
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161585
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Anneme ne diyebilirim? Teselli edecek hangi sözcükleri? Bak, bir aradayız ya da bunlar da geçecek, hatta babam ölmedi ya. Üzülsem, söylemek istesem bile ağzımdan böyle sözcükler çıkmıyor. Sessizce öylece duruyor, burnunu çeken, az önce ağladığı belli anneme bakıyorum. Niçin söyleyemiyorum? Çünkü haberi aldığımdan beri içimde bambaşka bir his ya da sezgi taşıyorum. Sanki asıl olay bu değil, asıl olay başımıza çok önce geldi. Annem yanlış yere ağlıyor, ben yanlış bir şeye üzülüyorum. Babamsa şimdikinin yanında çok ufak kaldığı çok daha büyük bir yanlışlıktan dolayı hapiste. Acılar zamanında asıl bu olay için çekilmeliydi, tüm teselli sözcüklerimiz zamanında onun için söylenmeliydi. Söylenmedi, acısı çekilmedi. Söylenmemişliğe, acısı çekilmemişliğe mahkûm oldu. Hangi olay bu, ne zaman oldu? Bilmiyorum, tek bildiğim şimdi bütün teselli sözcüklerini anlamsız, boş, saçma kılıyor…"

Bir Dava Ayhan Geçgin’in beşinci romanı.

Kitabı okuyanlar 69 okur

  • Z. Z.
  • Hayal meyal
  • Gulizar Şahin güneş
  • Gözde Özgen
  • Cogito
  • Melike Kolçak
  • Ali Buğra Akbulut
  • Sıla Akgül
  • Arzu Polatkan
  • Jean Louise Finch

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.7 (2)
9
%0
8
%26.7 (8)
7
%26.7 (8)
6
%26.7 (8)
5
%0
4
%10 (3)
3
%0
2
%3.3 (1)
1
%0