Fildişi kule, ikinci harp sonu dünyasının davasız sanat meczuplarını barındıran bir miskinler tekkesidir.”
“Fildişi kule”:
Sanatçının ya da entelektüelin halktan, toplumdan, gerçek hayattan uzaklaşıp kendi steril dünyasında yaşamasını simgeler.
Yani hayattan kopuk, sadece estetik ve bireysel hazlara yönelmiş, toplumla ilgisi olmayan sanat anlayışı.
“İkinci harp sonu dünyası”:
II. Dünya Savaşı sonrası Batı dünyasındaki bireyci, politikadan kaçan, nihilist sanat anlayışına gönderme.
Dava gütmeyen, sorumluluk hissetmeyen sanatçılar.
“Sanat meczupları”:
Dava bilincinden yoksun, neyi niçin yaptığını bilmeyen sanatçılar. Kendi kabuğuna çekilmiş, halktan kopuk “meczup” tipler.
“Miskinler tekkesi”:
Çalışmayan, mücadele etmeyen, tembel ve kendi konforuna sığınan insanların yeri. Yani: Sanat dünyası miskinleşmiştir.
🔹
“Vatandaşları günün çetin kavgalarında yer alırken yıldızlara serenat besteleyen bedbahtın adı: savaş kaçağıdır.”
Günlük yaşamda halk mücadele içindeyken, sanatçının yalnızca soyut estetikle uğraşması bir kaçıştır.
“Yıldızlara serenat besteleyen bedbaht”, halkın acılarını duymazdan gelen, sadece hayalî güzellikler peşinde koşan sanatçıya verilen ironik bir sıfattır.
“Savaş kaçağı” benzetmesiyle, sanatçının toplumsal sorumluluktan kaçması, vatana ihanete varacak kadar ağır bir biçimde eleştirilir.
🔹
“Fikir ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır.”
Sanatçı ve düşünür, kavgadan kaçamaz; tam tersine, mücadelenin en önünde yer almak zorundadır.
“Ateş hattı”, düşmanın yoğun olduğu cephe demektir. Meriç’e göre sanatçı, hakikatin, adaletin, aydınlanmanın mücadelesinde ön safta olmalıdır.
🔹
“Her sanatkâr agora’ya inmek, hayr ile şerrin savaşında ister istemez yer almak mecburiyetindedir.”
“Agora”: Antik Yunan’da halkın toplandığı yer; fikirlerin, siyasal tartışmaların yapıldığı meydan.
Yani: Sanatçı toplumun ortasına inmek zorundadır.
“Hayır ile şer”in savaşı:
Toplumdaki iyilik ve kötülük mücadelesi, adaletle zulüm arasındaki çatışma.
“İster istemez”:
Sanatçının bu savaşa katılmama gibi bir lüksü yoktur. Tarafsızlık, zımni kötülükle işbirliği olur.
🔹
“Fildişi kuleye kapananlar şerrin zaferini (bilerek veya bilmeyerek) kolaylaştırmış olurlar.”
Tarafsız kalmak, kötülüğe zemin hazırlamaktır.
Sanatçı eğer ses çıkarmazsa, zalimlerin galip gelmesini kolaylaştırır.
Bu çok sert bir ahlaki uyarıdır:
Sanatın suskunluğu da bir suçtur.
🔹
“Kitlelerin yükselmesi, insanlaşması, ışığa kavuşması için sanat: işte çağımızın şiarı.”
Cemil Meriç’e göre sanatın gerçek görevi: kitleleri yükseltmek, yani:
Cehaletten kurtarmak,
İnsanileştirmek,
Hakikate ve ışığa götürmek.
Bu, aydınlanmacı, sorumluluk sahibi bir sanat anlayışıdır.