Oğuzhan Yılmaz

Oğuzhan Yılmaz
@ogzylmz7
Temet Nosce
Adalet Bakanlığı
İktisat - Özel Eğitim Öğretmenliği
Gaziantep
885 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
“Fildişi kule, İkinci Harp sonrası dünyasının davasız sanat meczuplarını barındıran bir miskinler tekkesidir… Vatandaşları günün çetin kavgalarında yer alırken, yıldızlara serenat besteleyen bedbahtın adı: savaş kaçağıdır… Fikir ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır… Her sanatkâr agora’ya inmek, hayırla şerrin savaşında ister istemez yer almak mecburiyetindedir. Fildişi kuleye kapananlar şerrin zaferini (bilerek veya bilmeyerek) kolaylaştırmış olurlar. Kitlelerin yükselmesi, insanlaşması, ışığa kavuşması için sanat: işte çağımızın şiarı.”
Sayfa 44 - İletişim·Kitabı okudu
Oğuzhan Yılmaz
Fildişi kule, ikinci harp sonu dünyasının davasız sanat meczuplarını barındıran bir miskinler tekkesidir.” “Fildişi kule”: Sanatçının ya da entelektüelin halktan, toplumdan, gerçek hayattan uzaklaşıp kendi steril dünyasında yaşamasını simgeler. Yani hayattan kopuk, sadece estetik ve bireysel hazlara yönelmiş, toplumla ilgisi olmayan sanat anlayışı. “İkinci harp sonu dünyası”: II. Dünya Savaşı sonrası Batı dünyasındaki bireyci, politikadan kaçan, nihilist sanat anlayışına gönderme. Dava gütmeyen, sorumluluk hissetmeyen sanatçılar. “Sanat meczupları”: Dava bilincinden yoksun, neyi niçin yaptığını bilmeyen sanatçılar. Kendi kabuğuna çekilmiş, halktan kopuk “meczup” tipler. “Miskinler tekkesi”: Çalışmayan, mücadele etmeyen, tembel ve kendi konforuna sığınan insanların yeri. Yani: Sanat dünyası miskinleşmiştir. 🔹 “Vatandaşları günün çetin kavgalarında yer alırken yıldızlara serenat besteleyen bedbahtın adı: savaş kaçağıdır.” Günlük yaşamda halk mücadele içindeyken, sanatçının yalnızca soyut estetikle uğraşması bir kaçıştır. “Yıldızlara serenat besteleyen bedbaht”, halkın acılarını duymazdan gelen, sadece hayalî güzellikler peşinde koşan sanatçıya verilen ironik bir sıfattır. “Savaş kaçağı” benzetmesiyle, sanatçının toplumsal sorumluluktan kaçması, vatana ihanete varacak kadar ağır bir biçimde eleştirilir. 🔹 “Fikir ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır.” Sanatçı ve düşünür, kavgadan kaçamaz; tam tersine, mücadelenin en önünde yer almak zorundadır. “Ateş hattı”, düşmanın yoğun olduğu cephe demektir. Meriç’e göre sanatçı, hakikatin, adaletin, aydınlanmanın mücadelesinde ön safta olmalıdır. 🔹 “Her sanatkâr agora’ya inmek, hayr ile şerrin savaşında ister istemez yer almak mecburiyetindedir.” “Agora”: Antik Yunan’da halkın toplandığı yer; fikirlerin, siyasal tartışmaların yapıldığı meydan. Yani: Sanatçı toplumun ortasına inmek zorundadır. “Hayır ile şer”in savaşı: Toplumdaki iyilik ve kötülük mücadelesi, adaletle zulüm arasındaki çatışma. “İster istemez”: Sanatçının bu savaşa katılmama gibi bir lüksü yoktur. Tarafsızlık, zımni kötülükle işbirliği olur. 🔹 “Fildişi kuleye kapananlar şerrin zaferini (bilerek veya bilmeyerek) kolaylaştırmış olurlar.” Tarafsız kalmak, kötülüğe zemin hazırlamaktır. Sanatçı eğer ses çıkarmazsa, zalimlerin galip gelmesini kolaylaştırır. Bu çok sert bir ahlaki uyarıdır: Sanatın suskunluğu da bir suçtur. 🔹 “Kitlelerin yükselmesi, insanlaşması, ışığa kavuşması için sanat: işte çağımızın şiarı.” Cemil Meriç’e göre sanatın gerçek görevi: kitleleri yükseltmek, yani: Cehaletten kurtarmak, İnsanileştirmek, Hakikate ve ışığa götürmek. Bu, aydınlanmacı, sorumluluk sahibi bir sanat anlayışıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nesneleri var eden nedenlerin niteliğine doğru git ve onu, yaratıldığı maddeden ayrıştırarak etraflıca incele. Sonra her nesnenin kendine has doğasına göre ne kadar var olabileceğini hesapla.
Sayfa 94 - İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Oğuzhan Yılmaz
Marcus Aurelius, bir Stoa filozofu ve Roma İmparatoru olarak hem pratik hem de felsefi bir dünya görüşüne sahipti. Onun düşünce yapısında şu temel ilkeler var: • Her şeyin doğasına uygun yaşamak • Doğanın akışını kabul etmek • Olayları ve nesneleri akılla, tarafsızca incelemek • Geçicilik bilinci ve kozmik bütünlük fikri ⸻ Şimdi senin sorduğun cümleyi bu bakış açısıyla parça parça yorumlayalım: ⸻ 1️⃣ “Nesneleri var eden nedenlerin niteliğine doğru git” Stoa felsefesi açısından: • Hiçbir şey kendiliğinden ortaya çıkmaz. • Her şey, doğanın genel düzeni (logos) içinde, neden-sonuç zincirleriyle oluşur. • Buradaki çağrı şu: Nesneleri yüzeyde görüp geçme; onları hangi doğal, evrensel, mantıklı nedenler doğurdu, bunu anlamaya çalış. Marcus Aurelius için: Bir nesnenin doğasını anlamak, evrendeki yerini ve işlevini anlamaktır. → Bu seni hem daha bilge hem daha dingin yapar, çünkü olayların ve nesnelerin gelişine öfke veya boş hayranlık beslemekten kaçınırsın. ⸻ 2️⃣ “Onu, yaratıldığı maddeden ayrıştırarak etraflıca incele” Stoacı bakış açısıyla: • Madde geçicidir, sürekli değişir. • Ama her nesnenin bir özü, işlevi vardır. • Marcus Aurelius, doğaya uygun yaşamanın yolunun şeylerin özünü kavramaktan geçtiğini söyler. Örnek: Bir güzel elbise → kumaş + dikiş + tasarım → bunları bir kenara koyduğunda elbisenin özü nedir? → vücudu örtmek. → Bu bakış açısı, seni nesnelere gereksiz değer yüklemekten kurtarır. Bu cümle seni şuna davet eder: → Nesneyi görünüşünden ve ham maddesinden ayır, gerçek işlevini ve anlamını gör. ⸻ 3️⃣ “Her nesnenin kendine has doğasına göre ne kadar var olabileceğini hesapla” Bu tam bir Stoacı geçicilik öğretisi! Marcus Aurelius sık sık şunu söyler: • Hiçbir şey sonsuz değildir. • Her şey, doğasına uygun bir süre boyunca var olur, sonra dağılır. Bu çağrı şu demektir: → Nesnelere sonsuzluk beklentisi yükleme. → Onların doğasına bak: • Bazısı çabuk yok olur (çiçek). • Bazısı uzun sürer (taş). • İnsan ömrü de belirli ve sınırlıdır. → Bunu kavrarsan: • Daha az üzülürsün. • Daha az bağımlı olursun. • Akışa daha kolay uyum sağlarsın. ⸻ 🌟 BÜTÜNSEL YORUM Marcus Aurelius bu cümleyle seni derin bir ontolojik sadelik ve içsel dinginlik yoluna çağırıyor: • Nesneleri ve olayları yüzeyden değil, derin nedenlerinden ve özlerinden anla. • Onların maddeye dayalı geçici yapısını fark et ama gerçek işlev ve doğalarını da gör. • Onların ne kadar süreyle var olabileceklerini idrak et — ve bu farkındalıkla bağlanmadan, huzurla, doğaya uygun yaşa. ⸻ Pratik Etkisi: • Sahip olduğun şeylere aşırı bağlanmazsın → çünkü geçici olduğunu bilirsin. • Olaylara daha serinkanlı bakarsın → çünkü onların nedenlerini ve doğalarını çözmüşsündür. • Hayatın doğasına uygun, dengeli bir tavır geliştirirsin → Stoacı erdemli yaşam dediğimiz şey budur. ⸻ Sonuç olarak bu cümle, Stoacı bilgelik açısından bakıldığında: “Nesnelerin doğasını anla, geçiciliğini kavra, doğanın düzenine uygun yaşa.” demektir.

Oğuzhan Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
13 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 09:23
·
2025 19. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
7.4/10 · 95,3bin okunma
Nur isimli okura yanıt verildi
Oğuzhan Yılmaz
Ben görmedim (:
"Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mu hastalanır, yalnızlıktan hastalanır."
Sayfa 80 - İletişim·Kitabı okudu
Berivann isimli okura yanıt verildi
Oğuzhan Yılmaz
Dikkat et, o hastalık bağımlılık yapmasın da ☺️