İsildur
Diğer yandan, İsildur'un alnında kıvılcımlar saçarak yıldız misali parlayan o mücevherle karanlığın içinde aniden beliren silueti, yakınlarda pusuya yatmış etraf gözlemekte olan bir Ork devriyesinin gecenin karanlığı içinde bile hareket eden her şeyi seçebilen keskin gözlerine, tek gözlü ve dehşetengiz bir canavar gibi görünmüştü. Bunun üzerine, bu iblisin üzerine oklarını savurup arkalarına bakmadan kaçtılar. Kaçmaları boşunaydı aslında, çünkü nehre girmeden önce üzerindeki tüm zırhları çıkarmıs olan İsildur boynuna ve de kalbinin tam ortasına birer ok yemiş ve çığlık bile atamadan gerisingeri devrilip nehrin sularına gömülmüștü. Onun cansız bedenini ne Elfler bulabilecekti ne de insanlar. Efendisiz kalan ve çevresine kötülük yayan Yüzük ilk kurbanını almış oluyordu böylece: İsildur, tüm Dúnedain halkının ikinci kralı, Arnor ve Gondor ülkelerinin o çağdaki son kralı.
Sayfa 459·Kitabı okuyor
"Ölmüş," dedi huzursuzca. "Belki de ölü olmaktan korkuyordur. " Durumu komiklik yapıp geçiştirmeyi düşünüyordu, ardından oradan uzaklaşır, bir daha asla olay yerine geri dönmezdi. Peter böyle yapsaydı diğerleri de memnuniyetle peşinden giderdi. Ama ortada bir ok vardı . Kızın kalbinden söküp aldı ve çetesine doğru uzattı . "Kimin oku bu? " diye sordu sertçe . "Benim," dedi Gezenti, hala dizlerinin üzerindeydi. "Alçak herif," dedi Peter ve oku bir hançer gibi kullanacakmışçasına havaya kaldırdı. Gezenti kendini korumaya yeltenmedi, bilakis göğsünü açtı . "Sapla Peter," dedi sakince, "doğru dürüst sapla. "
Alıntı
Reklam
Kant Platonik bir yaklaşımla ama kanımca yanlış olarak, Spinozayı katil bir baba figürünün oğlu olarak tanımlar. Çünkü daha antikçağlarda Platon, arkaik olanı bir tür baba katli aracılığıyla silip, Birlik kavramından kaynaklanan hiçbir kavramın sonlu olamayacağını görmüştür. Dolayısıyla yay dönmüş, nişan alanın burnunun ucu nişangâha dönüşmüş, sivri uçlu ok filozofun alnının çatına saplanmş, bir an için Birlik kavramından yoksun bir Cogito'ya inanan filozofu vurmuştur.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Aslında, tam da ahşap hızla bozulduğu için, mesafeli savaş tekniklerinin ne zaman geliştirildiğini bile bilmiyoruz. Ancak Homo sapiens tarafından işgal edilen yerlerde, belirli bir dönemden itibaren, yani aşağı yukarı 80 bin yıl öncesine ait, muhtemelen mızrakların veya okların tepesine takılan taş uçlar buluyoruz. Bu durumda sapiens Afrika'dan çıktığı sırada, uzaktan savaşmak için silahları vardı. Neandertal insanının yerleşimlerinde bu tür sivri uçlara hiç rastlanmadı; bu da kol kemiğinin yapısıyla birlikte göz önüne alındığında, Neandertal insanının farklı ve daha az etkili stratejilere başvurduğunu düşündürür... Shanidar(dokuz Neandertal insanının aşağı yukarı eksiksiz iskeletlerinin bulunduğu yer) 3'ün sol dokuzuncu kaburgasında, keskin bir şeyin neden olduğu ve kazara düşmeyle uyumlu olmayan bir yara bulunur. Tek muhtemel açıklama, Shanidar 3'ün "düşük kinetik enerjili" küçük bir uçla, yani bir ok ucuyla vurulmuş olduğudur.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Ohaa ters köşe:D bu da az değildi ama buna karşı masum mu:D
Sorgu yargıcı, Santiago Nasar'ın aleyhine kanıt bulunmaması karşısında öyle şaşkına dönmüştü ki, özenle hazırladığı rapor hayal kırıklığı nedeniyle yer yer aksıyordu. 4I6'ncı sayfanın kenarına eczacıdan aldığı kırmızı mürekkeple, kendi elyazısıyla §U notu düşmüştü: Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden aynatayım. Bu karamsar yorumun altına da, kan rengindeki aynı mürekkeple yapılmış keyifli birkaç kalem darbesiyle, içinden ok geçen bir kalp resmi çizmişti. Santiago Nasar'ın en yakın arkadaşlan için olduğu gibi, sorgu yargıcı için de, son saatlerindeki davranış biçimi onun suçsuzluğunun' kesin kanıtıydı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
"Seni seviyorum, küçük kâbus..." bana beni sevdiğini söylemişti. İlk kez... Kalbime bir ok gibi saplanan kelimelerin heyecanından mı canım bu kadar acımıştı yoksa elementlerin gücüyle bedenim yorgun mu düşmüştü? Hayır, hayır... başka bir şey. Aryen'in gözlerinde gördüğüm şey aşk değildi. Sevgi ve mutlulukla bakmıyordu bana o gözler.
Sayfa 686·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam