Birincisi okey, ama diğer ikisine alışamadı bünye
Yeme alışkanlıklarımız üç kez coğrafi imkansızlıklardan dolayı da değil, büyük değişime uğradı ve üçü de kültürel başarı kayanaklıydı. Birincisi et ve bitkileri pişirmek için kullanılan ateşti. [...] İkinci büyük değişim, on bin sene önce tarıma ve hayvancılığa geçişti. Bunun sonucunda, daha önce gıda listemizde bulunmayan tahıl ana besin kaynağı oldu. [...] Üçüncü büyük değişim de 20.yy'da gerçekleşti ve şeker halindeki konsantre karbonhidrat, beyaz un ve soyulmuş pirinç ile şekil aldı.
Sebahattin Abi’yi akademisyenlerden ayıran en belirgin vasfı sorunları binlerce sayfa ve ne ifade ettiğini sadece kendilerinin bildiği sıkıcı terimlerle anlatmak yerine kısa ve öz bir üslup kullanması. Ayrıca o kitabın ortasından konuşur. Akademisyenler gibi camiasından dışlanma korkusu taşımıyor, bu yüzden söyleyeceği şeyi elli defa filtreden geçirip sonunda aslında hiçbir şey söylemediği vaki değil. Zira Berberler Odası’nda size kimse kınayıcı bakışlar atmaz, okey oynarken uzun uzun düşünmediğiniz sürece.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Harcanmış kabiliyetler
"Bu oğlan cevher, cevher.Ama bu ülkede ne cevherler var. İşte ben. Ben neyim? Harcanmış kabiliyeť". Gerçekten bu ülkenin en önemli zenginliği insan unsurudur. Bunu iyi değerlendirmek lazım. Ne yazık ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en iyi okullarda zengin çocukları okuyor. Sonra Avrupa'ya gidiyor, tahsiline devam ediyor. Fakir çocuklarının ilk hedefi kısa yoldan bir mektep bitirip işe girmek, ailesinin geçimine yardımcı olmak. Bunlar arasında ne cevherler var. Ama gelir farkı, bunun doğurduğu adaletsizlik çocukların harcanıp gitmesine sebep oluyor. Dramatik bir durum. Bunun önüne nasıl geçilir? Gelir farkını azaltmak. Ülkenin her yanına iyi okullar açmak. Hadi canım sen de. Bu çareleri kahvede okey oynayanlar da söyler. Başka lafın var mı? Yok, benden bu kadar. Gerisini bizi idare edenler düşünsün. Düşünsün tamam, ama şunu unutma; memlekette ne fikir var ne de fikir adamı.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Akademisyenler gibi camiasından dışlanma korkusu taşımıyor bu yüzden söyleyeceği şeyi 50 defa filtreden geçirip sonunda aslında hiçbir şey söylemediği vaki değil. Zira Berberler Odası'nda size kimse kınayıcı bakışları atmaz, okey oynarken uzun uzun düşünmediğiniz sürece.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Abdulkadir Geylânî'nin ruhaniyetinden mektup;
Ey lâ ilâhe illâ Amerika, İllâ Birleşmiş Milletler demeye başlamış olan müslüman(!) lar sizlere sesleniyorum! Size söyleyeceklerime başlamadan önce diyorum ki, en yüksek bakanınızdan, en küçük öğretmenine; en büyük tüccardan, en küçük manava kadar, her kim benim adım olan Abdulkadir’i taşıyorsa, adımı geri versin; adını George, Bush, Mitterand, Hurt, Baker, Cuellar yapsın! Kara cüppeler giydirdiğiniz hocalar, hiç mi Resûlullah (s.a.s.)’in Sünnetini size anlatmadılar. Yoksa Bush’u ona da mı tercih ediyorsunuz? Kıyamette sizler, uşak olduğunuz Bush’un peşinde Mahşer’e gelince, kimden şefaat dileyeceksiniz? Senelerce CIA başkanı olarak dünyadaki bütün fitneleri tutuşturan, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, bir o kadarının sakat olmasına sebebiyat veren, müslüman çocukların öldürülmelerini kendisine eylence edinen kafir Bush’a nasıl köle olur, nasıl cürümlerini paylaşırsınız? Sizlerin satın alınması o kadar kolay mıydı? Hani sizler kendilerinizi Allah’a adamıştınız? Ne çabuk ilâh değiştirdiniz? Ey tarikat silsilelerinde hâlâ benim adımı zikredip, Amerika zulmüne göz yuman tarikat halifeleri(!), artık benim adımı silin şecerenizden. “Haksızlığa karşı susanlar, dilsiz şeytanlardır” kanununu sizler de mi unuttunuz? Sizler ki benden el alıyordunuz, Bağdad’a gelip, seyr u sulûka giriyordunuz... Bağdad’ta, Basra’da yüzbinlerce müslüman çocuğu üzerine Birleşmiş Milletler kafirlerinin tonlarca bombaları yağarken, nasıl hâlâ tevhid çekersiniz? Beni hatırlamıyorsanız, Hasan-ı Basrî’yi de mi unuttunuz? Utanmıyor musunuz ki, artık fetvalarınızı kâfirler veriyor!.. Bush denen insanlığın yüz karası herif, size neyin cihad olmadığını anlatıyor; Mitterand, fransız radyosundan İslâm dinini anlatıyor... Bütün bu hezeyanlara karşı, sizin din adamlarınız da sadece bu fetvaları tasdik
Sayfa 121 - Beyan·Kitabı okudu