“Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok. Beni anımsaman olanaksız. Resimli romanlara benzediğine emin olduğum rüyaların bile beni anımsamana yetmez. Çünkü kimsenin anımsamadığı ve dönmediği bir yerdeyim. Bu yüzden kendini yorma. Nasıl olsa bu satırları okudukça kimin yazdığını unutacaksın. Sen mi, ben mi? Ne fark eder? Hiçbir şeyin fark etmediğini öğreneceksin. Sadece daktilo harfleri. Hepsi o kadar. Ne el yazısı ne imza ne de bir kimlik. Suç işlemek için hiçbirine gerek yok. Yok olacak bir varlığın varlığı yeterli. Gerisi ağaç, apartman, sokak..”
İbn Humeyd'in ders meclisi,
Kur'an'da tasvir edilen cennet nimetlerini hatırlatıyordu. Rivayetleri okudukça âdeta süt ve bal
ırmaklarını tatmışçasına lezzet alıyordum. Şeyhim ayetlerin tefsirini yaptıkça meşakkat ve zahmet çekmeden dalları önüme uzanmış meyvelere uzanıyordum sanki. Üzerinde oturduğum keçenin sert dokusu dizlerimi acıtmaz hale gelmiş, keçe atlas yüzlü yumuşak bir mindere dönüşmüştü.
Bizler, hayatlarında düşünceye, sanata ve dolayısıyla okuyup yazmaya hatırı sayılır bir yer veren kişiler, beğenmiyoruz dünyayı. Gerek dünyanın aldığı biçimden ve gerekse insan ilişkilerinin cereyan tarzından şikâyet etmeksizin geçen günümüz yok sanki. Acaba dünyanın insan elinde kazandığı biçimi beğenmediğimiz için mi okuyup yazmaya daldık, yoksa okudukça ve yazma etkinliğine daldıkça mı dünyayı beğenmez olduk, burada işler yeterince karışık.
“Okuduğu kitaplar ona yalan söylemiyordu, onu sırtından vurmuyordu. Ona ne kadar acı olursa olsun gerçekleri, doğruları söylüyorlardı. Bundan sonra onun en iyi dostu bu kitaplardı. Okudukça iyi ki bu dünyada kitaplar var, yoksa bu hayat çok sıkıcı olurdu, diye aklından geçiriyordu.”
"İnsan okudukça yaşadığını daha iyi anlar. Varlığından habersiz olduğu şeylere hayat vermek için okur. Beynindeki her kıvrımın, her hücrenin bir ödevi, bir potansiyeli var. Uyarılmak için küçük bir çaba göstermeni bekliyorlar. Bütün bunlar kitaplarda yazılı. "
"Bazen hayattan kaçmanın en kestirme yolu oluyor kitap okumak. aynı zamanda kaçtığın hayatı sana da öğretiyor. kedere bulaşmadan kederle baş etmeyi öğreniyor insan okudukça."