Dünya artık bir daha hiç Bir okul çıkışı gibi kokmayacak mı?
Dünya artık bir daha hiç Bir okul çıkışı gibi kokmayacak mı ?
Sayfa 24 - Metis yayınlar·Kitabı okuyor
Şiir
Reklam
"Onların asıl sevdiği, gençliğe özgü neşeydi, okul günleriydi, önlerinde uzanan o heyecan dolu yaşama atılmak için duydukları sabırsızlıktı. Gerçekte, belli bir kişiye âşık değillerdi. Söylemek istediğim, Sergey de sizin gençliğinizin rüya gibi bir döneminin parçasıymış. Sırf bundan dolayı, ona sevgi aşılıyorsunuz. Yani ona aşkı yakıştıran sizsiniz."
Güncel / Bilinçsizlik Hakkı
Ne zamandır bir "bilgi toplumu" yinelemesi içinde yuvarlanıp gidiyoruz: büyüklerimiz artık "çağı yakalamış" sayılabileceğimizi, çünkü bir bilgi toplumu olduğumuzu ya da olmamıza ramak kaldığını kesinliyorlar durmadan. İyi de nedir bilgi toplumu olmak dedikleri, bankamatikten para çekmek ve internette en ateşli cinsel kapışmalara ulaşmak mı, yoksa bireyleri çağdaş bilgilerle donatılmış bir toplum durumuna gelmek mi, açıklamıyorlar bize, yabancı sözcüklere bayılmalarına karşın, İngilizce karşılığını bile söylemiyorlar; ben, kendi payıma, hala anlamış değilim. Bildiğim bir şey varsa, o da, özellikle deyimin yaygınlaşmasından bu yana, koyu bir bilgisizlik ve bilinçsizlik bulutunun tüm toplumu yukarıdan aşağıya doğru sarmakta olduğu. Öğretim birliği bozuldukça bozuldu: bir yanda dine dayalı bir öğretim yapılırken, öbür yanda, herhalde "dine saygılı laiklik" ilkesinin gereği olarak, ussal ve bilimsel verilerin dinsel ilkelerle bağdaştırılmasına çalışılıyor; "küreselleşme"nin gereği olarak da İngilizce başdöndürücü bir hızla ulusal öğretim dili olma yolunda. Kenan Evren "İngilizce bilmeyen bir mühendis on yıl sonra bu ülkede iş bulamaz", diyordu. Bugün de İngilizce öğretim yapan bir okul gazetelerde "Siz hala annenizin dilini mi konuşuyorsunuz?" sözleriyle tanıtım yapıyor. Böylece, bir yandan bizim gibileri suçlarken, bir yandan da bilgi toplumu dedikleri şeyin gerçekte .ne olduğunu sezdiriyor: anadilinden bile kopmuş, Arapçayla İngilizce ya da, isterseniz, Suudi Arabistan'la Birleşik Amerika arasında bir arafta şaşkın şaşkın bir o yana, bir bu yana seğirtip dururken, bir ölçüde bizleri de arkasından sürükleyen bir seçkin kitle.
Sayfa 30 - YKY·Kitabı okuyor
Ne okul, ne sen biliyordun vermesini. Okulun modeli İsviçre'den alınmıştı, seninki de Avrupa'dan. Okulun bize daha yakın, daha bizden olması gerekmez miydi? Okul, bizi köye bağlayan düğüm, köyümüzü benzeteceğimiz bir fikir olmalı değil miydi? Ya sen Müdür Bey, sen erişilebilir olamaz mıydın?
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Hem Amerika'da, hem de Türkiye'de uzun zamandır iktidarda olan muhafazakârların “aile elden gidiyor” yakarışlarının altında büyük bir ikiyüzlülük yatıyor. Genç nüfustaki boşanma oranlarının ve tek ebeveynli ailelerin artması, evlilik oranlarının azalması karşısında muhafazakâr kesim “toplumun temel direği” addedilen ailenin çözüldüğünü iddia ediyor; ama bunun nedenini doğru tahlil edemiyor. Genellikle "çocuklarına ve kocalarına sahip çıkamayan" anneler bir çırpıda günah keçisi ilan ediliyor. Oysa işsizliğin yaygın olduğu ülkelerde, kadınların düşük maaşlı işlerde uzun saatler boyunca çalışmaya mahkûm edilmesi ve bu sırada başıboş ortada kalan çocukların özensiz bir şekilde (çetelere üye olarak, uyuşturucuya alışarak, ya da en azından sık sık okul kırıp, sokaklarda "sürterek") yetişmesinin sorumlusu herhalde çocuklarına ayıracak yeterli vakit bulamayan anneler olmasa gerek.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam