İsmail Hakkı Eröz

“İnsan Nasıl Kaybeder?” Gazali’nin metinlerini bugünün insanıyla yeniden düşünmeyi deniyor. Kaygı, erteleme, kendini aldatma, alışkanlıkların dinleşmesi, duanın ve ibadetin içinin boşalması, “iyi niyet”in bir kalkan haline gelmesi gibi modern meseleler, Gazali’nin işaret ettiği bu bozulma noktaları üzerinden ele alınıyor. Gazali’yi sloganlara sıkıştırmadan, romantize etmeden, ama onu bugüne yabancılaştırmadan okumak isteyenler için eşsiz bir kaynak.
İsmail Hakkı Eröz
Yukarıdaki alıntı eksik bence. İki kişi biraraya geldiğinde; biri salih biri gafilse kim kimden, neye göre ve nasıl etkilenir? Salih insanın güzel sıfatları gafili etkilemez mi?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Yürekten itaat edeceğim tek bir iktidar var; kendi aklımın kararı, kendi vicdanımın emrettiği." 🍃 William Godwin
İsmail Hakkı Eröz
👏👏👏
Şu cümle darmadağın ediyor. “Birinin seni sevmeye gönlü yoksa, her halin kusur olur ona.”
Duygu ve Düşünce
İsmail Hakkı Eröz
"Gönül kimi severse güzel odur"
"Haksız olan hiçbir şeye boyun eğmemelidir. Erdem ve insanlığın gereği budur. Bir zalimin zorbalığına yol açanlar, zulmüne tahammül edenlerdir."
Sayfa 119 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
İsmail Hakkı Eröz
👏👏👏
8/10
·712 syf.··
Beğendi
·
2024 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2024 17:58
İnsandaki yıkıcılığa antropolojik bir gözlükle bakmak da diyebiliriz bu eser için. Memeli kuyruksuz maymunlarda yapılan gözlemlerden, avcı toplayıcı atalarımızın beslenme ve aile düzeni içerisinde olan zorunlu olmadıkça şiddete meyil etmeyişin antropolojik veriler yardımıyla gözler önüne serilmesini karşılaştırmalı olarak görüyoruz. Bu düzenin en büyük yansıması ise ilk avcı toplayıcıların hatta ilk dönem tarım toplumlarına kadar sirayet eden anaerkil düzendeki animistik tabiat ana kültünün getirileri etrafında sürdüğünü görüyoruz. Milyonlarca yılın anaerkil ağırlıklı bir güven ortamında kadının doğadaki en kutsal canlı olduğuna da dayanarak bölgesel savaşlar hariç kolay kolay kimsenin kendi cinsine kolay kolay savaş açmadığını da sağlanan verilerden anlıyoruz. Bu barış ortamında yine kadınların bitkileri evcilleştirmeleri sonucunda artı değerin çoğalması ve güvenliğin kadının rahmi olan doğadan çıkarak kontrollü, suni bir yaratma halini aldığı ataerkil bir toplum ve aile yapısına dramatik bir şekilde evrim geçirdiğine de şahit olmuş bulunuyoruz. Tarım devriminden çıkan artı değeri köleleştirme yoluyla, doğuramasa da yaratan bir erkil yaratıcı krala dönüşmesiyle, usdışı yetkenin gücünü alarak doğayı talan edip kendisine köle yapma vasıtası ile onu değiştirip bunun üstüne Freud'un terimiyle "medeniyet" denilen şey olmuştu. İşte şiddet ise bu "medeniyet" yoluyla ortaya çıkan usdışı yetkeye dayanan korkudan kaynaklanan bastırılmaların ve tapınışların yoluyla kitlesel olarak "savaş" denilen kavramı yaratmış oldu. Genetik olarak nörolojik hastalık sonucu şiddet bireylerde nadiren görülür. Lakin insan toplumsal uyaranlar yoluyla , kendisine yabancılaşıp bayrak, vatan, din, mülkiyet gibi putlara taparak "küme özseverliği" yoluyla kendisinde hali hazırda bulunan şiddet
Psikoloji
İnsandaki Yıkıcılığın KökenleriErich Fromm · Say Yayınları · 2018338 okunma
İsmail Hakkı Eröz
Bu yararlı ve açıklayıcı inceleme için teşekkürler. Benzer konuya ilişkin müsaadenizle bir öneride bulunmak isterim. "DİNDARCA ÖLDÜRMEK" KİTABI. Endonezyada 1965-1966 yıllarında yapılan kıyımı(bir milyon insanın öldürülmesi) farklı bir şekilde anlatıyor.