"Şiir birine, bir varlığa sesleniyorsa, şair seslendiği varlığın oralarda bir yerde olduğunu ve sözlerini anlayacağını, önemseyeceğini umut ediyor demektir. Şiirin menzili bu umut kadardır.
Şiir kimseye seslenmediğinde, okur kulak kabartmak, kendini var etmek ve kocaman bir hiçlik anlamına gelen o kocaman kalabalığın içinden çıkıp şiire doğru ilerlemek zorunda kalır."
Ne çıkacağını göreceğiz ahbar. Aman aman Yahudiler duymasın. Efsunu bı bu herif okur. Defineyi Yahudiler çıkarırlar. Sonram bize karşıdan parmak yalamak kalır.
Ben de okuduğum kitabı yeniden okuma gereksinmesi duyarım," diyor üçüncü bir okur, "ama her okuma bana bu kitabı ilk kez okuyormuşum duygusu verir. Acaba ben sürekli değişiyor ve daha önce farkına varmadığım şeyler mi görüyorum? Yoksa okuma çok sayıda değişkeni bir araya koyarak şekillenen bir yapıda aynı tasarımla iki kez inşa edilemez mi?