Yazarın 18 yaşındayken kaleme aldığı ilk romanıymış. Çok melankolik ve insanlardan nefret eden bir roman olunca diğer okurlar ne demiş diye bakmak istedim. 18 yaşında yazdığını okuyunca makul geldi :) gençlikte bir dönem nefret dolu olur ya insan öyle sanki..
Kambur içsel dünyasını aktarıyor bize oldukça acımasız, her şeye karşı , herkesten nefret eden bir karakter.. Herkes sırtında bir kamburla yaşar deriz ya.. Bu biraz daha fazlası.. Bazı cümleler ise beni fena sarstı.
"Yaşama hoyratça davranmaya alışkınım; çünkü bozuk para gibidir. Edepsizce değil ama, yine de harcamak gerekir; yoksa, tedavülden kalkabilir."
“Kayıtsızlığımın bir nedeni de, yaşamda kendimi perdede seyrediyor gibi hissetmem. Müdahele edemiyorum. Hiç bir şeye. Yalnızca bakıyorum. Bu filme hiç ara verilmiyor. Oysa susadım,sıkıldım. Ama çıkan da bir daha giremiyor, ve yanımdaki yöremdeki koltuklar ölülerle dolu;dayanamıyorum. Oyunumu beğeniyorum ; ama bu oyun asla bana göre değil.”
“Bana sorulursa bir gün “Kamburumun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı?” diye, herkesi kambur görmek olurdu dileğim. Yerden yüksekliğimin bu gülünç santimleri yüzünden, yaşama da ölüme de sizlerden daha yakınım. Daha sonraları yerimi yadırgamamak için, yükselme isteğini bir türlü anlayamam.”
92 sayfa zaten hatta daha az belki 50 sayfa diyebiliriz boş kısımları birleştirsek. Ben bu denli nefret dolu kitapları çok sevemiyorum ama okuduğum için mutsuz değilim , mutlu da değilim :) bazen bir kitap bir cümle için okunur derler ya heybeme ekledim diyelim…