5/10
·413 syf.··
2024 175. kitabı
Cengiz Aytmatov’un okuduğum ikinci kitabı. İlk okuduğum Toprak Ana kitabına göre baya uzun bir hikayeye sahip olan bu romanda Asya’da geçen bir olayı anlatıyor yazar. Olaylar bağımsız anlatılıp sonradan birbirine bağlanıyor. Bazen maziye gidilip mazi anlatılıyor. Hatta bir yerde okuduğuma göre bu kitabın devamı da varmış ama okumayı düşünmüyorum. Bana göre gereksiz ayrıntıya girilmiş bir kitaptı. Monoton geçen olaylar dışında etkilendiğim olay şu ; uzayda farklı varlıkların olduğu bir gezegen, bizden daha gelişmiş yine de sorunu olan bir gezegendi. Dünyamızla iletişime geçmek istemesine rağmen geçemedi. Ayrıca aldığım izlenime göre okuyan insanların saygısızlaştığı, gelenek göreneklerini unuttukları eleştirisi de yapılıyor. Efsanelerin unutulduğu eleştiriliyor. Hayvanların da konuştuğu ve düşündüğü bölümler vardı. Genel olarak bitirmek için okuduğum bir kitaptı ( Kitap Günlüklerim defterimden)
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Puan vermedi·181 syf.··
2026 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:20
Gökyüzünü bile esirgeyen o dertli gecekondu mahallelerinden birine, Müstesna Leyla’nın ve onunla aynı kaderi paylaşan çocukların dünyasına konuk oldum. İyi ki de olmuşum. Okurken yüreğimin en derin yerinde hissettiğim, beni derinden etkileyen ve kesinlikle çok beğendiğim, çok sevdiğim bir kitap oldu. İki isimli kahramanımız Leyla, daha çocuk yaşta kız olmanın ve yokluğun tüm ağırlığını omuzlarında taşıyan merhametli bir kız. Ailesinin köyden kente göçüyle başlayan bu hikayede, abisine her imkan sunulurken Leyla’ya bir okul önlüğünün bile çok görülmesi içimi sızlattı. Ancak onun bu baskılara ve yoksunluğa rağmen pes etmeyip okuma azmine sarılması hayran olunasıydı. Komşusu Zühre’nin uzattığı dost eli ve bir araya gelen diğer mahalle çocukları, Leyla’nın bu karanlık dünyasındaki en büyük ışığı oluyor. Kitabın bende en çok iz bırakan, adeta kalbimi dağlayan karakteri ise Yaşar oldu. Yaşar, küçük yaşta kardeşinin ölümüne tanık olmuş ve o günden sonra zihni hep beş yaşında takılı kalmış koca bir çocuk. Annesinden gördüğü kötü muameleye rağmen o pencerelerin arkasından Leyla ve arkadaşlarına tutunuyor. Mahalledeki her bir çocuğun, Apo’nun, Mahir’in, Roja’nın hayatı ayrı bir dram barındırıyor. Hepsi o zor şartlarda erken büyümek zorunda kalırken, Yaşar’ın pencereli evinin altında kurdukları o güçlü dostluk bağı insanı hem ağlatıyor hem de umutla gülümsetiyor. Yazarın o kadar derin ve insanı içine çeken bir anlatımı var ki, adeta günümüz dünyasında yanı başımızda yaşanan ama bizim görmezden geldiğimiz hayatlara, halının altına süpürülen acılara bir ayna tutuyor. Karakterlerin psikolojik derinlikleri, yaşadıkları kalp kırıklıkları ve birbirlerine olan bağlılıkları beni o kadar etkiledi ki bu eseri elimden bırakamadım. Eğer siz de yüreğinize dokunacak, geçmişin sızılarını ve her
Mavi Duvar Deli YaşarDeniz Toprakkaya · Armoni Yayıncılık · 20259 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·148 syf.··
2026 20. kitabı
Doğu’nun mistik öğretileriyle Batı’nın bireycilik felsefesinin ustaca sentezlendiği , sade ama derin anlamlar taşıyan ve şiirsel bir meditasyonla okuyucuyu içsel yolculuğa çıkaran Siddhartha romanıyla vedalaşma zamanı … İnsan kendine içine dönerek evrenle bir bütün olabilir mi? Gerçek bilgelik öğretilerden değil de yaşamın deneyimlenmesinden mi doğar ? Ne kadar şanslı bir evde dahi doğsan kaderin seni zorlar mı ? Sorular sorular aslında herşeyin cevabı sorduğun sorularla başlar değil mi ? Siddhartha genç ,akıllı ,disiplinli , erdemli bir Brahman oğludur herkes tarafından sevilen yolu belli bir Brahman .. Ancak O herkesin tekrarladığı inançları arınmaları görür yaşar ama yanlış giden birşeyler vardır . Bu durum birçoklarının yaşadığı ruhsal temizliğin arınmaların doğru görünse dahi Siddhartha için kalp ikna olmaz . Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar der Tolstoy “Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.“ Kahramnımızda yolculuğu tercih ederek hikayesini böylelikle başlatır . Sevgiden çok saygıyla harmanlanmış olan Siddhartha babasının annesin ve dostu Govinda’nın sevgisine rağmen hoşnutsuzdu ve açlığını gideremiyordu . Siddhartha testisinin bir türlü dolmadığını ruhunu dinginliğe kavuşturmak istiyordu . Önce Samanalara katıldı , onun inkar ve çilekeş dönemide denilebilir aslında bedenini terbiye ettiği nefesini bile idareli kullanmayı öğrendiği bir dönem . O kadar etkilenmiştim ki bundan insan nefesini tutumlu nasıl kullanır? Aşırı çilecilikte bir benlik yanılgısı değilmiydi aslında ya da Siddhartha zaten iyi şartlarda doğduğu için bu şekildeki öğretilerle yeni tanışıyor belki böyle yaparsa daha mı huzurlu olacaktı buda elbet olabilir . Ne de olsa Siddhartha için gerçek bilgelik kelimelerle anlatılmaz o yaşanır. Ne kadar Samanaların yanında
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 242. kitabı
İşte karşınızda edebiyat dünyamızın en orjinal, en şahsına münhasır, en eğlenceli, en kafası kırık karakterlerinden bir tanesi görev aşkıyla yanıp tutuşan, görevinin arslanı Murtaza! Çok eğlenceli, çok güzel bir kitap okudum ve bunu sizlerle paylaşmazsam olmazdı. Murtaza, mübadele döneminde Yunanistan'dan ailesiyle birlikte Çukurova'ya göç eden muhacirlerden bir tanesidir. Görev ve vatan aşkıyla yanıp tutuşan Murtaza'nın tek emeli dayısı Kolağası Hasan Bey gibi şehit olmak, vatanına hizmet etmektir. Subay olmayı başaramayan Murtaza en sonunda bekçi olarak üniformasına kavuşmuştur. Kim tutar artık onu, Allah onun bekçilik yapacağı mahalle sakinlerinin yardımcısı olsun:) Mahelle de geç saatlerde bir evin ışığının yandığını görürse hemen kapıya dayanır, ışığı kapatıp uyumalarını ister yoksa sabah dinlenmeden uyanacaklarını, dolayısıyla işlerini layıkıyla yapamayacaklarını tembihler. Ona itiraz edenlere ise Yukarda Allah, Ankara'da Devlet hem da Hükümet, burda da ben! diyerek gerekli cevabı verir:) Murtaza görev aşkıyla yanıp tutuşur, bu uğurda karısını, anasını, evlatlarını bile tanımaz. Erkek evlatlarını büyüdüklerinde şehit dayısı gibi olacakları için el üstünde tutar, kız evlatlarını ise evlattan saymaz. Görevini aksatan birini gördüğü an hemen "Görse idin kurs, alsa idin sıkı terbiye hem da disiplin amirlerinden, dolaşsa idi damarlarında şehit kolağası Hasan Bey'in kanı görevini böyle yapar mıydın?" gibilerinden uyarırır, kimseye söz hakkı vermez. Murtaza'nın bu eğlenceli hikayesini her okurun keyifle okuyacağına inanıyorum. Hele o Trakya ağzıyla konuşması okura ayrı bir lezzet sunuyor. Böyle görevine tutkun, kuralları bağlı, kendine hiçbir esneklik payı tanımayan bir adamın hayattan istediğini alamaması da hikayenin ayrı hazin konusu. Ben çok severek, eğlenerek
İnceleme
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,590 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 4. kitabı
SON NEFES ​" Son Nefes" Havaya Karışmadan'ı bitireli birkaç dakika oldu ve masada öylece durmakta... Hala o bana ben ona bakışıyoruz. Hadi gelin biraz detaya inelim... ​Paul Kalanithi gencecik bir beyin cerrahı; kariyeri, idealleri, geleceğe dair tüm planları tıkırındayken hayatın bir anda nasıl değişebileceğini kendi bedeninde tecrübe etmekte. Dördüncü evre kanser teşhisi konduğu an, 'doktor' kimliğinden çıkıp 'hasta' rolüne bürünmenin o sarsıcı ağırlığını o kadar dürüst anlatmış ki... Okurken insanı sürekli 'benim yerimde o olsa ne yapardım?' sorusuyla yüzleştirmekte. Ölüm kapıya dayandığında aslında hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bizim de boş yere neleri dert edindiğimizi o kadar net vurmakta ki yüze... ​Kitapta öyle süslü, ağdalı cümleler aramayın; sadece bir insanın son nefesine kadar kendi gerçeğini arayışının, yaşama tutunma çabasının çıplak hali var. İnsanın içine oturan, sarsan ama aynı zamanda çok şey öğreten bir veda mektubu gibi adeta. Okuma bitimi içimde garip bir his uyandı. öylece kalakaldım. Okuyan varsa dertleşelim, çünkü bu hissi tek başına taşımak zor gelmekte en azından bana ağır geldi. En sevdiklerim hayattan yok olunca bu duygu BOŞLUK.... hep içimde öylece kalıp hiçbir şey yazmadan geçmek isterdim... bu hissi yok saymak gibi... Okuyun derim... YARINLAR ÇOK ACIMASIZ ÇÜNKÜ... HOŞ BU GÜNLER DE BİR YARINDI VE SEVDİĞİM İNSANLARIN HİÇ BİRİ YOK ZAMANI VE ANI MUCİZE BİLİN SEVDİKLERİNİZE SAHİP ÇIKIN KİTAPLA VE SANATLA KALIN ​
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,647 okunma
10/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:43
Jean-Paul Didierlaurent’in "6.27 Treni" romanı, bir tren yolculuğunun hikâyesi gibi başlasa da, kitapların, kelimelerin ve insan ruhunun iyileştirici gücüne dair son derece sıcak ve dokunaklı bir anlatı. Romanın ana karakteri, her sabah 6.27 treniyle işe giden ve çalıştığı kitap öğütme tesisinde yok olmaktan kurtardığı sayfaları yolculara okuyan Guylain Vignolles. Hayatını rutinler içinde sürdüren, sessiz ve içine kapanık bir karakter olan Guylain, bir gün trende bulduğu USB belleğin sahibi Julie’yi aramaya başlayınca, kendi kabuğunu kırmaya ve yaşamına yeni bir anlam katmaya başlıyor. Olay örgüsü büyük sürprizlerden ziyade, küçük tesadüfler ve insan ilişkileri üzerinden ilerliyor; bu da romana samimi ve gerçekçi bir hava katıyor. Guylain’in kitaplara duyduğu sevgi, Julie’nin hayata karşı direnci ve yan karakterlerin kendilerine özgü hikâyeleri, romanın duygusal derinliğini artırıyor. Modern hayatın insanı nasıl yalnızlaştırdığını ama aynı zamanda küçücük bir umudun bile hayatın yönünü değiştirebileceğinin altı çizilmiş. Özellikle Guylain karakterine, görünmez olmayı seçmiş pek çok insanın sessiz çığlığını yüklenmiş. Yazarın sade ama etkileyici dili sayesinde kitap, insanın ruhuna dokunan bir masal gibi ilerliyor. "6.27 Treni", kaybolmuş görünen hayatların doğru zamanda karşılaşan insanlar ve doğru kelimeler sayesinde yeniden rayına oturabileceğini anlatan, umut, sevgi ve edebiyat üzerine zarif bir roman.
1000Kitap
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,340 okunma