Bugüne son alıntı olsun kanka iyi geceler
Çılgın ve tutarsız bir aşkı, güçlü ve tutarlı olan için bırakın.
144
evet, sevmenin başlangıcıdır bu belirsiz olsa da yolun sonu sevmektir güzel olan
Sayfa 85 - yky·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ahmet Mithat, Şair Mehmet Emin, Ahmet Hikmet Akçora, Akil Muhtar ve diğer bazı zatlardan mürekkep bir heyetle Türk Derneğini kurdu. Aynı adda 1911'de neşredilen mecmua ancak yedi sayı çikabildi ve biraz sonra Türk Yurdu mecmuası şeklini aldı. 1914'te daha geniş bir tesebbüs zümresiyle Türk Ocağı kuruldu. Bu sene sonunda Selanik'ten gelen Genç Kalemler'dekile, Gökalp ve arkadaşları Türk Ocağı'na katıldılar. Bu suretle Türk Ocaklarının faaliyetinde İttihat ve Terakki rol oynamaya başladı. Türkçülüğün gittikçe büyüyen bir kuvvet olması onların gözünden kaçmadı ve Ocağın fikrî havası sayesinde gençlik üzerine müessir oldular. Íttihat ve Terakki'nin Türkçülüğe ve Türk Ocağına nüfuzu Hüseyinzade ve Gökalp vasıtasıyla olmuștur. Gökalp'in "Üçlü Nazariye"si o zamanki Osmanlı Devleti idaresinde birbiriyle çatışan üç cereyanı, yani çekte Osmanlıcılık, Íslamcılk ve Türkçülüğü uzlaştırıyor bu sayede temeli Türkçülük ve Turancılık olan bir terkip ile zamanın istediği birliği temin ediyordu.
Sayfa 156 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Ya kalbi -ya da bir insanın içinde var olan ve onu sevgiye ayık kılan șey her neyse- geri dönülmez biçimde yara aldıysa."
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Önce bir bak hele Âdem'in başına neler geldi. Nice zamanlarca yasa matemlere düştü, neler çekti neler. Sonra âlemi tufana veren Nuh'a bak. Binlerce yıl kâfirlerden neler çekti neler. Sonra aşka düşen, mancınığa binen, ateşi yurt edinen İbrahim'e. Nefsi sevgilisinin yolunda kurban olan İsmail'e. Belâlara uğrayan, oğlunun derdiyle gözleri ağaran, başı dönmüş Yakub'a. Kulluk eden, kuyuya atılan, zindanlara hapsedilen Yusuf'a ve padişahlığına bak. Sonra sitemler çeken, kurtların derdiyle kapı önünde kalan Eyyub'u. Yolunu yitirip ayrı düşerek balığın karnını yurt edinen Yunus'u. Dünyaya gelir gelmez beşiği tabut, dadısı Firavun olan Musa'yı. Ciğerinin hararetiyle demiri mum gibi eriten Davud'u gör. Derken tahtını yel götüren, herkesi hükmü altına alan, fakat sonunda saltanatında yeller esen, yerini develer tutan Süleyman'a bak. Gönlü coşup köpüren, başını testere kestiği hâlde ses çıkarmayan Zekeriyya'yı. Bir topluluk önünde mum gibi zârî zârî başı kesilen Yahya'yı. Darağacından kurtulup Yahudilerden kaçan İsa'yı gör. Sonra Peygamberlerin ulusuna bak. Kâfirlerden ne cefalar gördü, ne cevirlere uğradı. Sen bu işi kolay mı sanıyorsun?
Alıntı
Tolstoy modern dönemde iyinin araçsallaştırılmasına olan isyanını, Anna Karenina romanında Levin karakteri üzerinden ifade eder "Eğer lyinin bir sebebi varsa, o artık iyi değildir; bir sonucu ödülü varsa, o da artık iyi değildir. Bu yüzden iyi, sebep-sonuç ilişkisinin dışındadır. Ve bunu ben ve hepimiz kesin olarak biliyoruz.
Sayfa 95·Kitabı okuyor