Puan vermedi·180 syf.··
2026 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:46
Esselamu aleyküm kardeşlerim, abi ve ablalarım.. Kitap Wıllıam Shakespeare'in kitaplarından biri yani Romeo ve Juliet kitabının yazarı ile aynı kişi yani ikisi de tiyatro kitabı bir tiyatroyu kendi zihninizle canlandırıyorsunuz gibi ama bazen sanki tiyatro değilmiş de gerçekten o zamanda yaşıyormuş ve olanlara şahit oluyormuşsun gibi bir hisse kapılıyor insan.. Bir Saray macerası okuyup görelim bu saray içerisinde neler oluyor olanlar nasıl son buluyor.. başta biraz sıkıcı gelsede akıcı bir kitap. Vesselam
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
göçebe
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:12
Cemal SÜREYA'nın şiir kitabı 17 şiir barındırmaktadır. Eser 1966 yılında Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür. Kitapta dörtlük şeklinde şiirleri gördüğümüz gibi nesir tarzı şiirlerde yer almaktadır. Şiirleri geniş bir zaman yelpazesinden farklı farklı dilimleri yatırıyor şiir masasına. Şiir okumayı,şiir yazmayı ve şiirle hayatta yol almayı seven okurlar için farklı bir durak. Şiir; ilham yanında geniş perspektife de ihtiyaç duyar. Şiir yazma tutkusu olanlar için ne kadar farklı şairlerin kapısını çaldı, o kadar iyi. Günümüz şiirleri nesir tarzda yazıldığında şiir değilmiş gibi algılama hakim. Halbuki çeşitli şairinlerin şiirleri incelense edebiyatta çok eski bir teknik olduğu anlaşılır.
Edebiyat
GöçebeCemal Süreya · Can Yayınları · 20201,258 okunma
Reklam
Varolamamak …
Puan vermedi·112 syf.·
2026 8. kitabı
Bu kitap tam olarak bir odadan ibaret. Başka bir şey yok. Ionesco’nun Yalnız Adam’ı olay örgüsü arayanlara göre değil. Karakter işinden ayrılıyor, miras kalıyor ve kendini bir odaya kapatıyor. Dışarıda dünya dönüyor, insanlar bağırıyor. Onun umurunda değil. İlk sayfalarda kitabı anlamadım. Sonra fark ettim ki mesele anlamak değilmiş. Boşluk hissini, eylemsizliği, varoluş yorgunluğunu anlatıyor. Biz bugün “tükenmişlik” diyoruz, Ionesco bunu 1973’te yazmış. Kitapta bir kahraman yok. Mücadele yok. Sadece bekleyen, bakan, hiçbir şey yapmayan biri var. Okurken rahatsız oldum. Çünkü bazen ben de öyleyim. Haberleri görüp kanalı değiştiriyorum. Dili bilerek silik. Net bir resim çizmiyor. Tıpkı karakterin hayatı gibi flu ve dağınık. Absürd ama güldürmüyor. Sadece huzursuz ediyor. Kim okumalı? Kafası karışık olanlar. Anlam arayıp duvara çarpanlar. Sürükleyici bir hikaye isteyenler uzak dursun. Burada sadece durgunluk ve hiçlik var. Bitirince iyi hissetmedim. Ama kötü de hissetmedim. Sadece yalnız olmadığımı anladım. Bu hissi 50 yıl önce biri yazmış. Demek ki yeni bir şey değil. Kitaplıkta duracak. Bazı günler insanın yüzleşmesi gerekiyor. Bu kitap onun için.
Yalnız AdamEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 1973691 okunma
1930'larda İstanbul.
Puan vermedi·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 14:19
İstanbul okumalarıma devam ediyorum. Galata, Pera, Beyoğlu kitabından sonra tercihim Osman Cemal Kaygılı'dan "Köşe Bucak İstanbul", oldu. Kitap Osman Cemal' in 1931 yılındaki gazete yazılarından oluşuyor. Her yazısında İstanbul'un ayrı bir semtini, mahallesini, köyünü gezdiriyor Osman Cemal. Ama okuru Süleymaniye'nin avlusuna değil, o avlunun arkasındaki kahvehaneye götürüyor. Beyoğlu'nda pasajın girişindeki ışıltıya değil, arka kapısındaki çöp toplayan kişiye odaklanıyor. Osman Cemal çok iyi bir gözlemci, kitabındaki tiplemelerin hepsi şahsına münhasır. Ayrıca çok iyi ağız yapıp karakterlerinin konuşmalarını yazıya geçirmiş. Osman Cemal bir yaz insanı, sayfiye yerlerini çok seviyor. Çoğu yeri kışın kasvetli bulup yazının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Manzaraya, doğaya, gezinti yerlerine hayran. Ayrıca kendisi iyi suyu çok seviyor, ama sadece Osman Cemal değil; muhtemel ki o dönemde iyi suya hayranlık durumu varmış. Bir sayfiye yerinin ya da bir semtin güzel olması için iyi bir suyunun da olması lazım geliyormuş. Kitapta bununla ilgili o kadar çok nüans var ki... Okuma notlarıma bunların çoğunu geçirdim. Keçe suyu, Valide suyu, Taşdelen suyu, Hamidiye suyu, Kanlıkavak suyu... Bunlardan en iyileri Kağıthane sırtlarından çıkarılan keçe suyu ve Belgrad Ormanlarından toplanılan valide suyuymuş. Eğer bir kahvehane keçe suyu veriyorsa kalite olarak bir tık daha yukarıda görülüyormuş. "Florya bence, bir de iyi su olsa, İstanbul'un en güzel yeridir." (syf 187). 1930ların İstanbul'unda deniz İstanbul'un sadece kıyısında duran bir süs değil, hayatın tam kalbinde bir eğlence alanıymış. Denize girmek toplu bir eğlence kültürüymüş. 1920lere kadar deniz hamamları varmış. Kadınlar ve erkeklerin ayrı şekilde denize girmesini sağlayan ahşap yapılar olan deniz hamamları
Tarih-Araştırma
Köşe Bucak İstanbulOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 201971 okunma
8/10
·344 syf.··
2026 5. kitabı
Ba-yıl-dım. Kitap çok akıcı, sürükleyici, heyecan verici ve kafa karıştırıcı. Polisiye okumayı severim haliyle okuduğum her kitapta tahminler de bulunurum ama bu kitap son beş altı sayfada katil olduğunu zannettiğimiz kişi katil değilmiş son iki sayfada herşey ortaya çıktı ve itiraf etmeliyim ki asla beklemediğim bir kişiydi. Kesinlikle tavsiyedir. Uyarı: Kitapta olay örgüsüyle bağıntılı az miktarda (eski anılarda) cinsellik var. Ben aldığımda bilmiyordum haberiniz ola. ALINTILAR "Yalnız olmakla yalnız hissetmek arasında fark vardır ve biriyle beraberken bile o kişiyi özlemek mümkündür." "Sık sık söylenen yalanlar bir süre sonra doğru gelmeye başlar." "Bazı şeyler vardır, onlardan sırf onları bize veren kişilerden dolayı kopamayız." "Deneyimlerime göre iki çeşit kadın var: bütün hayatını annesine benzememeye çalışarak geçirenler ile tek arzusu annesi gibi olmak olanlar. Fakat genellikle iki taraf da umduğunu bulamaz- bir taraf dönüşmek istemediği kadının birebir kopyası olurken diğer taraf ne kadar uğraşırsa uğraşsın olmak istediği kadın gibi olamaz." "Kaybolduğunu kabul etmeyen birinin yolunu bulmasına yardım edemezsin" "Bir insanın gülümsemesi onun mutlu olduğu anlamına gelmez, tıpkı ağlamasının üzgün olduğu anlamına gelmeyeceği gibi." "Sadece doğruyla yanlışın anlamını ihtiyaçları doğrultusunda yeniden tanımlardı." "...birinin çöpü başkasının hazinesidir." "Ne bir şey hissedebiliyorum ne de birinin sevgisine karşılık verebiliyorum. Sevgiyi ödünç almak geri vermesinden daha kolaydır." "...onu sevmem kendimden daha az nefret etmemi sağlıyordu." "Yakın gelecekte insanların on beş dakikalık üne değil on veş dakikalık mahremiyete özlem duyacaklarını düşünüyorum." "İşin tuhafı, sadece bir akşamı ekrana bakmak yerine başka bir insan evladıyla konuşarak
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20227bin okunma
Bir kere daha okumuş olduk
7/10
·332 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitabı, aynen bu kitabı üçüncü okuyuşum. Farklı yazarlar, aynı kurgu. İlki Yetenek adında (seri ismi de "Yedi Krallık üçlemesi" eğer merak eden varsa) bir genç kurguydu, ortaokulda okumuştum. Diğeri Bir İz Bırak adında bir genç kurguydu. Şimdi de bu. Üçünü kıyaslayacağım ve bana bir fark bulursanız iletin, olur mu? İncelememde spoiler vardır. Başlamadan önce bu kurgunun çok iyi yaptığı bir şeye değinmek istiyorum (bu üç kitabın da ortak özelliğiydi bu): yazdığı dünya gerçekten çok iyiydi. Uzak gelecekte, artık her umudun tükendiği ve pekala gerçek olabilecek bir evren yaratmış yazar. Dünyayla alakalı detayları okurken gözümün önünde her şeyi canlandırabildim. Bunun için yazarı tebrik etmek isterim. Ama maalesef bütün orijinallik buraya kadardı. Geri kalan her şey o kadar önceden tahmin edilebilirdi ki... Bu arada eğer bu yorumu okuyan ama bu kitabın kurgusunu ilk defa duyan birisiyseniz kurguya lafım yok. Üçüncü okuyuşum ama sonuna kadar okuttu, yalan yok. Öldürebilen bir kız. Bu kitapta Juliette'di, Bir İz Bırak'ta Cyra'ydı, Yetenek'de de Katsa'ydı. Üçünün ortak özelliği dokundukları kişiyi saniyesinde öldürmek. Üçü de inanılmaz zayıf (Katsa o kadar değildi ama neyse) ve sevgiden yoksun çünkü kimse onlara dokunamıyor. Onlara dokunabilen bir erkek. Hep bir erkek, hep "yeteneği" bu kızların gücüne karşı dayanıklı olmak. Bu kitapta Adam'dı, Bir İz Bırak'ta Akos'tu ve Yetenek'de ise Prens Po'ydu. Üçü de önceden bu yeteneğinin farkında değil. Üçü de yanlışlıkla bu öldürebilen kızlara dokununca anlıyorlar güçlerini (Prens Po ve Katsa birazcık farklı ama spoiler vermeyeceğim- ne de olsa bu kitap için spoiler var dedim, diğer kitap için demedim-, yine de temelde aynı yere varıyorlar). Unutmadan bir de "bana dokunabiliyorsun diye seni sevecek değilim"den evrilen
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,292 okunma
Reklam
Reklam