Nihayet İmam-ı Rabbanî Hazretleri; Kâbe'nin hakikatini, hiçbir kavrayışın uzanamıyacağı şu muazzam tarifle çerçeveliyorlar.
«- Sanki, Kâbe'nin hakikati kevnî (Yaratılmış ve oldu-rulmuş) hakikatlerle, İlâhî hakikatler arasında berzah (ge-çit)..»
Mümine Mirâç olan namaz, onun ayakları yere basarken bu dünyadan ötelere geçişini temsil eder. Namazda, ötelerin mâna ve havasından bu dünyada alınan bir râyiha var.
İşte Imam-o Rabbanî:
«- Bu devletin ele geçmesi için, biricik ölçü, namazda,İlâhî hakikatlerin zuhuruna vatan olan Kâbe'ye yönelmektir.Kâbe o çözülmüş esrar tecellisine mihraktır ki, bu dünyada, dış suretiyle dünyadır; fakat hakikati ötelerden bir ifade...
İşte namaz, (Kâbe)nin vasıta oluşuyla bu mertebeyi temsil etmiş; ve Kâbe, hem sûreti, hem de hakikati bakımından dünya ile ahireti toplamıştır.»