Nihayet İmam-ı Rabbanî Hazretleri; Kâbe'nin hakikatini, hiçbir kavrayışın uzanamıyacağı şu muazzam tarifle çerçeveliyorlar. «- Sanki, Kâbe'nin hakikati kevnî (Yaratılmış ve oldu-rulmuş) hakikatlerle, İlâhî hakikatler arasında berzah (ge-çit)..» Mümine Mirâç olan namaz, onun ayakları yere basarken bu dünyadan ötelere geçişini temsil eder. Namazda, ötelerin mâna ve havasından bu dünyada alınan bir râyiha var. İşte Imam-o Rabbanî: «- Bu devletin ele geçmesi için, biricik ölçü, namazda,İlâhî hakikatlerin zuhuruna vatan olan Kâbe'ye yönelmektir.Kâbe o çözülmüş esrar tecellisine mihraktır ki, bu dünyada, dış suretiyle dünyadır; fakat hakikati ötelerden bir ifade... İşte namaz, (Kâbe)nin vasıta oluşuyla bu mertebeyi temsil etmiş; ve Kâbe, hem sûreti, hem de hakikati bakımından dünya ile ahireti toplamıştır.»
Sayfa 55 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Doğrunun gelmesi ve Nur'un inmesi için bu dünyanın şartlarından daha uygun ne olabilir? O gelecek, bütün eskileri yenileyecek, mutlaka yeniyi getirecek ve diyecektir: - İşte solmayan renk, geçmiyen ân, silinmeyen yazı,yanılmayan ölçü!..
Sayfa 50 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnadına hantal bir yürüyüşle iskemlesine döndü ve zoraki bir esneyişle Evliya Çelebi'yi aldı. Sayfanın üstünde artık kelimeler de yoktu, sayfanın üstünde artık öteki vardı: Öteki, her zaman olduğu gibi, sayfanın üstünde de ya kahkaha ile gülüyor, ya da kaşlarını gazapla çatıyordu; bōōōh der gibi. Ölçü ve gülümseyiş nerede? Halbuki bu ona ne kadar yakışacaktı.. yakışacak ve o zaman zafer onun kaderi, belki de mizacının bir ikinci adı olacaktı. Fakat o, işte sayfanın üstünde de ya kızıyor, ya da öfkeden de savaşçı kah-kahalar atıyordu. Yazık. Sonra, kuvvet gösterilerine ne kadar da düşkündü öyle. "Hoca" beyhude gençlik diye düşündü ve aynı anda aczin küçültücü avuntusuna kapılıvermiş gibi ürperdi.
Sayfa 231·Kitabı okudu
Dünyada yegâne gerçek insan ölçüsü, paradır. İnsanoğlunun, tuttuğu, gördüğü, işittiği, kokladığı, tattığı ve duyduğu, evet o sizin ruh dediğiniz şeyle duyduğu ne kadar değer varsa, hepsinin birbiri içinde nispetini, kıyasî vâhidini canlandıran muhteşem ölçü...
Sayfa 19·Kitabı okudu
Ölçü, bir orta yol değildi. Ölçü, bir "sınır koyma sanatı'ydı. Ama sınır koymanın da bir bedeli vardı: bazıları seni daha az sevecek. Bazıları seni daha az kullanacak. Bazıları seni daha az arayacak. Bazıları seni "bencil" diye etiketleyecek. Bazıları seni "soğuk" diye. Bazıları seni "değiştin" diye suçlayacak. "Değiştin" suçlaması, insanın eski düzeninin çığlığıdır.
Alıntı
"Alay ile mizah arasındaki fark da burada belirir. Alay, karşı tarafı küçümser; mizah ise ortak bir gülüş üretir. Alayda bir taraf gülerken diğer taraf incinir. Ölçülü mizah ise birlikte gülmeyi mümkün kılar. Eğer bir şaka yapıldığında sadece söyleyen kişi eğleniyor, muhatap rahatsız oluyorsa; orada ölçü kaçmış demektir."
Sayfa 62 - Tutku Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı