Puan vermedi·724 syf.··
2026 9. kitabı
Tutunmayangillerdenmisiniz Hep evvelden görürdüm, her kitapçınin baş köşesini süsleyen o kiremit kalınlığında, kaçıncı baskı olduğu üstünde yazmayan , bazı otoritelere göre en iyi Türk romanı yada ilk üçe girer denilen kitap. İlk yazıldığında basacak yayınevi bile bulamıyor Atay. Kapı kapı geziyor yüzüne bakan bile yok. Kimilerine göre anlaşılamadigi için, kimilerine göre ise roman çok iyi olduğu hâlde, adı sanı bilinmeyen birinin böyle bir roman yazmasını kıskandıklari için basılmadigi söylenir. İlginçtir Tutunamayanlar Atay'ın yazdığı ilk roman, sen gel böyle 720 küfür sayfalık roman yaz basacak yayınevi bulama, "galiba yapamadım olmadı" diye düşünmüş yeise kapılmış olabilir sayın Atay. Nedir bu Tutulmayan'larin olayı... Yani kitap olan Tutunamayanlar mı yoksa hayata tutunamayanlar mi diye düşündünüz demi:) valla yazarken benimde aklıma o geldi, ben burda neyi kastettim acaba dedim:) C şıkkı ikiside:) Kitap Selim Işık isimli arkadaşın intiharı ile başlıyor. Turgut Selim'in intiharıni gazeteden öğreniyor. Hikaye genelde Turgut ve Selim üzerinden ilerliyor. Turgut, Selim intihar edene kadar, normal makul vergilerini ödeyen kurallara uyan yurdum insanıyken, Selim'in intiharı ile hayatı bi anda değişiyor. Selim ile Turgut arkadaşlar bunu bilelim önce. Hem Turgut hem Selim, edebiyat dergi sanat sepet işlerine meraklıyken, çevresel sebeplerle mühendis olmak zorunda kalırlar. Ahh be Anadolu, olmak istediği ile olmak zorunda kaldığı  roller arasında kalmış, yaşayan insanlar mezarlığı. Selim mutsuz hiç bir şeyden memnun olmayan, içinde dolmayacak boşluğu olan biridir. Kurallar gelenekler ilişkiler hayatın kendisi, para kazanmak evlenmek çoluk çocuğa karışmak düğünlerde oynamak takı takmak filan bunları hiç sevmez, bu dünyaya ait değil gibidir. Biraz Niçe'ye biraz
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2023 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2023 00:00
Bir Saygı Duruşu: Kelimelerin ve Kırgınlığın Sınırında ​"Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum." ​Bazı eserler vardır ki; kapağını kapattığınızda bitmez, aksine zihninizin kuytu köşelerinde yaşamaya başlar. Oğuz Atay, Tutunamayanlar ile bize bir roman değil, bir ayna bıraktı. Ama bu ayna bizi olduğumuz gibi değil, olmaktan korktuğumuz, sakladığımız o çıplak ve savunmasız halimizle gösteriyor. ​Bu metin, kelimelerin bittiği yerde başlayan o büyük suskunluğa; Selim Işık’ın kalabalıklar içindeki mutlak yalnızlığına ve Turgut Özben’in "burjuva" güvenliğinden vazgeçip gerçeğin o tekinsiz sularına atlayışına bir selamdır. Atay, ansiklopedik maddelerin arasına sakladığı hüzünle, ironinin ardına gizlediği gözyaşıyla bize şunu öğretti: Bu dünyada "tutunamamak", aslında sahteliğe teslim olmayı reddeden onurlu bir kalbin sızısıdır. ​Olric, sadece bir hayali yoldaş değil; hepimizin içinde bir türlü dışarı çıkaramadığı o dürüst sesin adıdır. Toplumun ördüğü o kalın duvarların arkasında, nezaket oyunlarının ve ezberlenmiş başarı hikayelerinin çok uzağında, biz hala Selim’in şarkılarını mırıldanıyoruz. ​Bugün bu satırları okurken; anlaşılma sancısı çekenlere, "kelimeler bazı anlamlara gelmiyor" diye haykırmak isteyenlere ve hala bir yerlerde bir "Demiryolu Hikayecisi" bekleyenlere bir saygı duruşunda bulunmak istedim. ​Selam olsun sana Oğuz Atay. Selam olsun o görkemli kaybedişlere.
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Tutunamayanlar"'ı yazıya dökebilecek miyim?
Puan vermedi·724 syf.··
2025 111. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 16:43
Kitap bittiğinde şöyle dedim; sen bu kitabı nasıl yazdın be hocam?. Kolay kolay söylemem böyle şeyler ama bu kitap ve Oğuz Atay bunu kesinlikle hak etti. 2025 de beni alaşağı eden ilk 5 kitap arasına kesinlikle girer. En cok yarım bırakılan kitaplarda 1. en çok okuyanlarda ise 3. sırada oluş çelişkisi bile kitabın hakkını veriyor bence. İlk okumaya başladığım 100 sayfada her gün kendime acaba ben anlamıyor muyum? Bir yerde hata mı yapıyorum geri mi dönüp baştan mı okusam? sorularını sordurdu bana. Ama iyi ki okudum seni dediğim bir kitap oldu. Bir tarafta hayata tutunamayan Selim bir tarafta tutunduğunu düşünen ilk okul yıllarında zeki çalışkan ama bir okadar da itilip hor görülen kendine kitapları arkadaş seçen dostugun önemini bilen ve dostudu kaybetmenin acısı ile bitap düşen Turgut'un hayatını okuyoruz. Ancak öyle bir okuma ki bu içinde felsefe, tarih, dönem incelemesi, üst kurmaca, post modernize, bilinç akışı, anlatı, öykülerin, alıntı, ne ararsanız var.... Sen çok beni etkilen yerleri içinde bir çok kitaptan bahseden sayfalar ve üst kurmaca da Olric'in hikayeye dahil olduğu yerler oldu. Okurken en çık zorlandığım boğulduğumu hissettiğim yer ise Günseli'nin yazdıklarını okuduğumuz virgülün bile olmadığı sayfalardı. En merak duyduğum yerler ise Selim'in 2 3 gün ara ile yazdığı günlüklerin o aralarında kalan boşluklarda neler olduğu oldu. Bazen Selim yerine birseyler yazmayı düşündürdü bende. Hakan Günday Tutunamayanlar için yaptığı yorumunda demişti ki "anlamasanda geri dönme oku devam et" ne kadar doğru söylemiş sayfalar ilerledikçe oturuyor akış insanda. Ve öyle bir kitap ki şöyle oturayım bir 100 sayfa okuyayım diyemiyorsun. Dili sade ancak anlasılabilirliğı güç bir eser. Bence yazar sindire sindire okuyabilmemiz için için bunu böyle yaptı. Yazarla tanışma
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Değişik
Odaklanıp okuyamadım. Zorladım kendimi ama devam edemeyeceğim. Ne anlattığı belli değil.. Hah tamam şimdi konu şu diyorum sonra bambaşka bir yere gidiyor. Gönül meseleleri ve İslami konuların birbirine girmesi rahatsız etti beni. Olric benzetmesi çok zorlama olmuş hissi verdi. Benlik değil.
Bir Yobazın GünlüğüÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 2023922 okunma
8/10
·724 syf.··
2025 20. kitabı
“İnsanın bir tutamağı olmalı,” der Yusuf Atılgan Aylak Adam ‘da. En sevdiğim kitaptır; okuyalı belki on yıl olmuştur. O kitabı bitirdikten sonra Tutunamayanlar ismi dikkatimi çekmişti. Okumak istedim, kitabı aldım ve okumaya başladım. Büyük bir ihtimalle işlerim yüzünden yarım bıraktım. Sonra kitabın kendisiyle bir aşk yaşadım; bir gün tekrar okuyacaktım, o günün gelmesini iple çekiyordum. Başka kitaplar okudum, aklıma Tutunamayanlar geldiğinde heyecanlandım; bir gün okuyacaktım… Zamanını bekledim. İyi ki de öyle yapmışım. O zaman geldi ve kitabı okudum. Beklentimi tam anlamıyla karşıladı diyemem ama saygı duydum kitaba… Kitabı aldığımda bu kadar çok yarım bırakılan bir eser olduğunu bilmiyordum. Ben yarım bıraktığımda zaten beğenmediğim için değil, araya başka şeyler girdiği için bırakmıştım. Kitap öyle güzel ki, o güzelliğin içinde bazı cümlelerin uzunluğu, ayrıntıları olmasa çok daha güzel olurdu diyebilecektim. Kitap hayatla beraber akıyor gibi; belki de bu yüzden okurken yoruyor, ara ara bazı satırlarda sıkılıyorsunuz. Evet, okurken yoruldum; yine de içimde bu kitaba karşı derin bir saygı hissediyorum. Okuması ne kadar yorucuysa yazması da o kadar yorucu olmalı. Oğuz Atay , romanda bilinç akışlarını öyle ustalıkla kurgulamış ki hayran kalmamak elde değil. Mizahi hicivler eğlendirirken düşündürüyor, düşündürürken yoruyor… Konuya gelecek olursak: Tutunamayanlar, modern toplumun kalıplarıyla uyum sağlayamayan bireylerin içsel parçalanmışlığını, özellikle Selim Işık karakterinin yaşamı ve ölümü etrafında gelişen bir çözülme hikâyesini ele alıyor. Selim’in intiharının ardından arkadaşı Turgut Özben’in onun hayatına dair izleri sürmek için çıktığı yolculuğa biz de eşlik ediyoruz. Turgut’un kendi monologlarını okurken, özellikle kitabın ortalarında biraz sıkıldım; “Acaba tutunamayacak
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Tutmayanlar ve tutunamayanlar için...
Puan vermedi·724 syf.·
2025 11. kitabı
Bu roman, seni zihninde bir aynalar odasina kilitleyip her yansımada "Gerçek ben hangisi?" sorusuyla yüzleştirecek, uzun, nefessiz ve yorucu bir yolculuğa çikaracak.Yolculuk diyorum çünkü hem kendi gerçeklerimle hem de hayatıma bir şekilde değmiş benzer insanların gerçekleriyle yüzleşmeme olanak verdi. Atay belki çiçeklerle dolu bir yol vadetmiyor ama sindirerek okunduğunda hayatınızda birçok kapı aynı anda aralanıyor. Bu sarsıcı deneyimin sırrı ise, onun geleneksel roman anlayışından uzak olmasında yatıyor. Romanda, tek bir bakış açısından akan düz bir anlatım yerine; bilinç kaymaları, kesintiye uğrayan ve sık sık yön değiştiren diyaloglar, absürt bir mizah anlayışı, hikayeleştirilmiş ansiklopedik bilgiler, düşünce içine yerleştirilmiş hayali bir zihinsel kahraman (Olric) bulunuyor. Romanın omurgası iki ana karakter, Selim ve Turgut’tan oluşmasına rağmen, sürekli sahneye girip çıkan yan karakterler ve "hikaye içinde hikaye, roman içinde roman" örüntüsü okuyucuyu zihinsel olarak yoruyor, Atay 'in ironik zekasını destekliyor. Roman, dört ana bölümden oluşuyor fakat bu bölümler arasında son derece karmaşık bir karakter trafiği ve ucu açık bırakılmış olay örüntüleri ve birbirinden bağımsız alt başlıklar var. Hangi bölümde hangi sorunun cevabını bulacağınız, kitabı ne kadar odaklı okuduğunuzla doğru orantılı. Hikaye, Turgut Özben'in bir sabah Selim'in yaşamına son verdiği haberini almasıyla başlıyor. Yaşadığı derin üzüntü, Selim'i anlam arayışı ve bu gerçeğin peşine düşme merakı, kitabın temel konusunu oluşturuyor. Oğuz Atay bu bilmeceyi çözmeye çalışırken derin bir felsefi sorgulama, psikolojik çözümlemeler, toplumsal çürüme, insan ilişkileri, ikiyüzlülükler, yargılama mekanizmaları, aile ve evlilik kavramı, sahte ve çıkara dayalı ilişkiler gibi birçok tanıdık
Felsefe-Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma