Psychee

Psychee

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2026 10. kitabı
Katie Kitamura
6.9/10 · 493 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·752 syf.··
2026 9. kitabı
Bir Gün Tek Başına , Vedat Türkali ’nin hem bireysel hem toplumsal çözülmeleri iç içe geçirdiği, modern Türk edebiyatında önemli bir yere sahip romanlarından biri. Okurda bıraktığı “kararsız beğeni” hali aslında eserin bilinçli bir estetik tercihi gibi dursa da tam olarak sevdim kitabı diyemiyorum. Aslında kitabı sevdim karekterlerin yansıttığı ruha sinir oldum galiba… 1974 yılında yayımlanan ve Milliyet Roman Ödülü’ne layık görülen roman, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hemen öncesindeki gerilimli atmosferde; hayalleri ile gerçekleri, idealleri ile konforu arasında sıkışmış küçük burjuva aydınının dramını ele alır. Romanın merkezinde, evli ve düzenin içinde pasifleşmiş Kenan ile devrimci coşkusuyla ona hayat veren Günsel yer alır. Kenan’ın içsel çöküşü ve kararsızlığı, aslında dönemin entelektüel kesiminin yaşadığı felce uğramışlık halinin bir yansımasıdır. Kenan, Günsel ve Nermin gibi merkez karakterlerle duygusal bir bağ kuramadım. Bu durum, romanın bilinçli bir tercihi olan anti-empatik karakter kurgusu ile açıklanabileceğini düşünüyorum. Özellikle Kenan’ın edilgenliği ve yaşam karşısındaki pasif duruşu, Oblomov karakterini aklıma getirdi. Ancak Oblomov’daki güçlü öz-farkındalık ve içsel eleştiri, Kenan’da aynı yoğunlukta hissedilmediği için karekter tahammül edilmesi güç bir figüre dönüştü. Nermin ve Günsel ise farklı bir problem alanı açar. Nermin’in tavır ve davranışları belirgin bir duygusal direnç yaratırken, Günsel’in karakterizasyonu yer yer yapaylık hissi uyandırdı. Romanın en güçlü yönü, Vedat Türkali ’nin bilinç akışı tekniğini son derece başarılı kullanması. Bilinç akışı tekniği öylesine güzel kurgulanmış ki romanı okurken kendi düşünce akışımı fark etmeye yöneltti. Eser, 27 Mayıs öncesi Türkiye’nin siyasal ve toplumsal atmosferini güçlü bir toplumsal gerçekçilik
Edebiyat
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
Kimse kimseyi ciddiye almıyordu.Kelimelerin hiçbir değeri yoktu.
Edebiyat
6/10
·392 syf.··
2026 7. kitabı
Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov edebiyatında insanın ahlaki kırılmalarını, doğayla kurduğu eski ve unutulmuş bağı anlatan en sarsıcı metinlerden biri olduğunu düşündürtmüştü ki sonlara geldikçe bu düşüncem azalmaya hatta kaybolmaya başladı. Romanın ilk sayfalarını okurken insanın içindeki iyiliğin tamamen kaybolmadığını fark ediyoruz, bunun için çaba gösteren bir kahramanı görüyoruz daha sonra bu kahraman birden bire anlamsızca, kendi anlamını yitirmeden birden bire yok oluyor. Hayatta böyle şeyler tabii ki oluyor. Kitap gerçek hayatla öyle bir ince çizgi sunar ki o eser bittiğinde gerçekten kattığı değerler ile devam edelim. Doğa ile insan arasında kurulan o sessiz bağı bu şekilde gördükten sonra kitabın hangi anlamlarıyla devam edelim? İnsanların yozlaşması ile mi ya da gittikçe insanların bencilce davranması mı bu zaten bilinen bir durum. İnsan doğaya yaramıyor hatta onu sinsice yok ediyor, yavaş yavaş… Evet ama eser bize bir tez sunmalı ki o hikaye bittiğinde o insalık ruhunu tartışsak da içimizde yer etsin. Evet eserin başında anlatı, insan ruhunun kurtarılabileceği düşüncesini sezdiriyor. Karakterlerin yaşadığı çatışmalar yalnızca bireysel değil; sanki insanlığın ortak yarasına dokunuyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bu umut fark edilmeden aşınıyor. Hikâye genişledikçe bireysel acılar toplumsal bir yozlaşmanın parçasına dönüşüyor ve romanın atmosferi giderek etkisizleşiyor. Romanın başlarında kurulan güçlü düşünsel zemin, doğa imgeleri ve insanın içsel iyiliğine yapılan vurgu, beni başka dönüşümlere götürdü. Ancak eserin olay örgüsünün son bölümlerinde bu düşünsel derinlik kaybolmaya sanki sığı bir kitap okuyormuş hissine kaptırdı. Bu durum eserin kötü bitmesinden değil, sunduğu felsefi soruların bir çıkış yolu üretmemesinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Edebiyat
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma