10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 09:34
Türk edebiyatının mihenk taşlarından Oğuz Atay'ın kaleme aldığı "Korkuyu Beklerken" eser, modern bireyin içsel trajedilerini, yabancılaşmasını ve toplumsal uyumsuzluğunu keskin bir ironiyle işlediği sekiz farklı öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren "Korkuyu Beklerken" öyküsünün ana karakteri, gizemli ve ölü bir dilde (Ubor-Metenga) yazılmış, kendisine yönelik tehditkâr bir mektup aldıktan sonra evine kapanan, adını bilmediğimiz melankolik ve aydın bir adamdır. Karakterin, mektubun deşifresiyle başlayan entelektüel merakının, zamanla amansız bir takip edilme paranoyasına ve varoluşsal bir korkuya dönüşmesini; bu süreçte kendisini tamamen dış dünyadan soyutlayarak adeta kendi yarattığı hapishanede "korkunun gelmesini beklediği" bir çöküş süreciyle ilerliyor. Öykünün yan karakterleri arasında mektubun dilini çözmesine yardım eden eski bir dil bilimci hocası ve kapıcısı gibi sınırlı figürler yer alsa da, bu karakterler aslında ana karakterin toplumla olan zayıf bağlarını ve mutlak yalnızlığını görünür kılmaya yarayan birer dekordur. "Korkuyu Beklerken" Oğuz Atay'ın; "tutunamayan" bireylerin burjuva ahlakıyla, bürokrasiyle ve modern hayatın absürt dayatmalarıyla olan sancılı çatışmasını, trajikomik bir dille ve şuur akışı tekniğini ustaca kullanarak, derinlemesine analiz ettiği bir eseri.
1000Kitap
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,5bin okunma
3/10
·416 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:00
Yani gerçekten ne okudum bilmiyorum, olay neydi nereye geldi onu da anlamadım. Sosyal medyada çok gördüğüm ve herkesin “muhteşem off harika”diye anlattığı bir kitap ama ben o muhteşemliği göremedim gibi. Zaten büyük bir reading slump’a girdim, bayadır kitapları elime alıp biraz okuyup of bu değil diye bırakıyorum. Bunu da başta öyle yaptım, çevirisini okuyayım dediğim pek içimi açmadı başlangıcı. Sonra videolarına baktım insanlar neler yapmış bu kitapla ilgili diye, ilginç ve eğlenceli şeyler görünce İngilizcesine şans verdim. Çoğunu atlayarak da olsa kitabı bitirdim mi? Evet Kendimi bu yüzden tebrik ediyorum. Buradan sonra spoiler içerir. Yani başlangıçta evet güzel ve gizemli bir şeyler, Josh olduğunu biz direkt öğrendik zaten ama orda baya heyecanlandım ben aa bak neler olacak faalan. Kız direkt anladı zaten Joshla görüşünce, yani işin heyecanı nerde? Durduk yere adam öldürüp niye kızın mafya amcasını bulup borçlanıp geldiler yani olay oraya nasıl bağlandı ben çözemedim? Az önce neler yapıyordunuz bir anda mafyaya nasıl bağladık?? Smut sahneleri de başta güzel gelmişti severek okudum ama sonra he tamam bildiğimiz şeyler diye geçtim hiç sarmadı. Yani bir gerilim, bir heyecan yok. Şöyle çığlık atmalı kitabı fırlatmalı patlama anları yok?? Her şey planlı ve okey yani kız heyecanlanıyo değişik fanteziler tamam en marjinal sizsiniz. Sonuç olarak reading slumptan çıkmamı sağlayacak bir kitap oldu gibi duruyor. Sonuçta aylar sonra bitirebildiğim bir kitap oldu, o yüzden teşekkür ediyorum kendisine. Ama yarısında keyif almadım, bağlanmadım kitaba. O yüzden başarısız diyorum ben. Pandemide Den of Vipers okumuştum, belki okuduğum ilk dark romance/smutty kitap olduğu için bir konusu ve amacı olmadan bile keyif aldım. Den of Vipers bundan daha iyi hissettirmişti
Lights OutNavessa Allen · Zando – Slowburn · 2024587 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·80 syf.··
2026 4. kitabı
Ceyms Coys qələmi ilə ilk dəfə tanış olurdum. Yazıçı "Ölülər"romanında Britaniya və İrlandiya arasındakı tarixi proseselərə də toxunub. Hətta , Britaniyapərəst irlandiyalılara rixşəndlə " Vest Brito" deyilməsi də əsərdə vurğulanmışdı. Əsərin baş obrazı Qabriel Konroydur. Qabriel müəyyən qədər ənənəçi biridir. Amma onun ənənəçiliyi məndə yaxşı hisslər oyatdı. Çünki o öz ənənəçiliyində qonaqpərvərliyi, dostluğu, birliyi, birlikdə yığışılan bayramları, ziyafətləri qorumaq istəyirdi. Qabriel Konroyun həyat yoldaşı isə Qreta Konroydur. Qabriel öz həyat yoldaşını çox sevir və onunla evli olduğu üçün daima xoşbəxtdir. Amma günlərin bir günü Qretanın bir mahnı eşidərək keçmişi xatırlaması nəticəsində Qabrielin bütün dünyası başına yıxılmış olur. Qreta ərinə hər şeyi danışır . O öyrənmiş olur ki, Qretanın gəncliyində sevdiyi bir oğlan varmış və Qretanın uğrunda ölmüşdür.Həyat yoldaşına görə başqasının öz canından keçməsi gerçəyi onun qəlbini ağrıdırdı və özünü Qretanın həyatında cılız bir obraz kimi hiss etməyə başlamışdı. Kitabın sonunda yazıçının ölülərlə diriləri müqayisə etməsi çox möhtəşəm idi. Yazıçı sanki bunu insanın yaşadıqlarından sonra ölü kimi yaşamasına vurğu edib.
ÖlülərJames Joyce · Qanun Nəşriyyatı · 0560 okunma
Keşke Akıcı bir dille yazılsaydın.
Puan vermedi·262 syf.··
2026 16. kitabı
O kadar sıkıcı bir dille yazılmış ki okurken çok zorlandım. Ancak konusunu beğendim hatta akıcı bir dile sahip olsaydı en sevdiğim kitaplardan olabileceğini düşünüyorum. Konusuna gelecek olursak; 4 grup İngiliz erkek çocuğunun ıssız bir adada mahsur kalmasını ve bu adada hayatta kalmaya çalışırken vahşileşmelerini konu alıyor. Başlangıçta Ralph isimli çocuk diğer çocuklar tarafından lider seçilir. Ralph adada medeniyeti devam ettirmek ve kurtarılmak için bir düzen kural koyar. En önemli şeyin ise bir sinyal ateşi yakmak olduğuna karar verir. Böylece ateşin sürekli yanmasını sağlarlar. Ralph adada düzeni sağlamaya çalışırken Piggy ona yardım eder. Piggy aralarında en akıllı ve en mantıklı davranan kişidir. Ancak Piggy’nin kilolu ve gözlüklü oluşu nedeniyle onunla sürekli alay ederler. Bir süre düzenli bir toplum oluşturmaya çalışsalar da olaylar zamanla kötüleşir. Jack denen şahıs ise zamanla Ralph’e karşı çıkmaya başlar. Bir grup çocuğu kendi safhasına çekerek bir avcı grubu oluşturur. Bu grup zamanla vahşileşir ve gruptan koparlar. Jack’in liderliğindeki çocuklar adanın güneyine yerleşir. Orada avcılık ve vahşilikle meşgul olmaya başlarlar. Sürekli yanmasına karar verilen ateşi önemsemeyi bırakırlar. Adada zaman ilerledikçe çocuklar bir canavarın adada dolaştığını düşünmeye başlarlar. Bu korku onların davranışlarını etkiler ve ilkel güdüleri yüzeye çıkar. Bu canavar dedikleri şey aslında kendi içlerindeki korku ve barbarlıktır. Bu sembolik unsur çocukların kontrollü davranışlarında daha acımasız hale gelmesine neden olur. Simon dışarıda ölü paraşütçünün gerçek bir canavar olmadığını, sadece bir insan cesedi olduğunu keşfeder ve bu gerçeği çocuklara söylemek için kampa gelir. Ancak bu sırada çocuklar vahşi bir tören içerisindedir. Simon’un birden gelmesiyle onu
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Sahnenin Dışındakiler anlatıcısı olan Cemal ile 1920 yıllarının İstanbul’u ve Anadolusu arasında bir kontrast oluşturup; sahneyi ve sahne dışını tarihi bağlam içinde belirleyip okura sunuyor. Biz çoğunlukla İstanbul’u okuruz ama sahne Anadolu’dur. Anadolu’da mücadele ve vatan müdaafası can siperane bir halde yaşanmaktadır. Anadolu’da o kutlu ve şerefli mücadele sürerken İstanbul olan sahnenin dışına geldiğimizde; tablonun o kasvetli yanına gelmiş oluyoruz. Bu dönemde üniversite tahlilini İstanbul’dan uman Cemal, dönemin kadın ve kadın dönüşümünü tiyatroyu da içine alarak temsil eden Sabiha, ben Aydın ve akademisyen kimliğini temsil eden İhsan etrafında kemikleşen kurgu okuyoruz. Cemal aslında çocukluğunun geçtiği İstanbul’u umarken işgal altında bir İstanbul görmekte. Bu işgalin kapsamını okuyoruz sayfalar boyu: Etrafta işgal kuvvetleri bayrakları, halkın ihbarlarına gelen yabancı subaylar, mahalle kültürü, ahlaki çürümüşlük, değerlerin yitirilişi.. burada ifadesine muktedir olmadığım ama tam Tanpınar ‘ın ustalıkla betimlediği bir İstanbul var. Mahur Beste’de şark mı iyidir batı mı iyidir, Şark ve batı neyden peydadır diyen sorgu hali burada yozlaşmanın fikri, ahlaki, mimari, siyasi, toplumsal pekçok boyutuyla telafisi olmayan bir cevap alıyor. İşgal yalnızca askerî bir durum olarak değil, gündelik hayatın içine sızan bir atmosferdir kaplıyor hayatı. Bu nokta aynı zamanda İstanbul’un neden “sahne” olamadığını da gösterir. İstanbul’a adeta bir ölü toprağı serpilmiş gibidir; çünkü asıl sahne Anadolu’dadır. Mukavemet, direniş ve canlı tarih oradadır. Cemal’in döndüğü İstanbul’da ise bunların karşılığı yoktur; o canlılık ve hareketlilik Anadolu’da kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet Hamdi Tanpınar
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20243,547 okunma
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:37
7 Tutsak 1 Ölü serisinin üçüncü kitabı olan Cambaz, benim için serinin şu ana kadar en çarpıcı, en gerilimli ve en duygusal kitabı oldu. Düzenbaz'ın sonunda yaşanan olaylardan sonra Afra'nın hayatta kalıp kalmadığını büyük bir merakla bekliyordum. Kitabın başında kendisini Ölüm'ün elinde, farklı bir yerde tutsak olarak bulması hikâyeye oldukça güçlü bir giriş yapılmasını sağladı. Afra'nın yaşadığı süreç beni gerçekten etkiledi. Fiziksel olarak ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda psikolojik olarak da büyük bir savaş veriyordu. Onu hayatta tutmaya çalışan doktorun bir organ mafyası olması, psikiyatristinin ise daha önce maskelilerden biri olarak tanıdığımız On Üç çıkması hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Özellikle On Üç'ün geçmişte Ölüm'e terapi vermiş olması, Ölüm karakterine dair merakımı daha da artırdı. Bu bölümler boyunca sürekli diken üstündeydim çünkü kimin ne kadar tehlikeli olduğunu kestirmek mümkün değildi. Afra'nın bulunduğu yerden kaçmaya çalıştığı sahneler kitabın en heyecanlı bölümlerindendi. Her sayfada yakalanacak mı, başarabilecek mi diye düşünerek okudum. Sonunda yeniden diğer tutsakların yanına döndüğünde yaşanan duygusal anlar da oldukça etkileyiciydi. Özellikle herkesin Afra'yı öldü sanmış olması ve yeniden karşılarında görmeleri beni duygulandırdı. Yaşanan kırgınlıkların ardından aralarındaki bağların tekrar güçlenmeye başlaması da güzeldi. Bu kitapta karakterlerle olan bağım daha da arttı. Özellikle Afra ve Mete arasındaki abi-kardeş ilişkisini çok sevdim. Birbirlerine olan destekleri ve koruma içgüdüleri karanlık atmosferin içinde sıcak bir detaydı. Çağrı'nın karakter gelişimi de dikkatimi çekti. İlk kitaplara göre çok daha farklı bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Kitabın en şaşırtıcı taraflarından biri ise ortaya çıkan ihanetlerdi. Kutay
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025310 okunma