Türk edebiyatının mihenk taşlarından Oğuz Atay'ın kaleme aldığı "Korkuyu Beklerken" eser, modern bireyin içsel trajedilerini, yabancılaşmasını ve toplumsal uyumsuzluğunu keskin bir ironiyle işlediği sekiz farklı öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren "Korkuyu Beklerken" öyküsünün ana karakteri, gizemli ve ölü bir dilde (Ubor-Metenga) yazılmış, kendisine yönelik tehditkâr bir mektup aldıktan sonra evine kapanan, adını bilmediğimiz melankolik ve aydın bir adamdır. Karakterin, mektubun deşifresiyle başlayan entelektüel merakının, zamanla amansız bir takip edilme paranoyasına ve varoluşsal bir korkuya dönüşmesini; bu süreçte kendisini tamamen dış dünyadan soyutlayarak adeta kendi yarattığı hapishanede "korkunun gelmesini beklediği" bir çöküş süreciyle ilerliyor. Öykünün yan karakterleri arasında mektubun dilini çözmesine yardım eden eski bir dil bilimci hocası ve kapıcısı gibi sınırlı figürler yer alsa da, bu karakterler aslında ana karakterin toplumla olan zayıf bağlarını ve mutlak yalnızlığını görünür kılmaya yarayan birer dekordur.
"Korkuyu Beklerken" Oğuz Atay'ın; "tutunamayan" bireylerin burjuva ahlakıyla, bürokrasiyle ve modern hayatın absürt dayatmalarıyla olan sancılı çatışmasını, trajikomik bir dille ve şuur akışı tekniğini ustaca kullanarak, derinlemesine analiz ettiği bir eseri.