Ben ayın tiksindiği bir mezarlığım işte, Orda azaplar gibi sürünür uzun kurtlar, Aziz ölülerime durmadan saldırırlar. Solmuş güllerle dolu eski bir odayım ben, İçinde abur cubur, hepsi modası geçen, Ah eden pasteller ve sararmış Boucher'ler var, Yapyalnız, boş şişeden bir kokuyu solurlar.
Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım Ruhi Bey öldü Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım Bir daha görmek için ölümü Çelenkler yığılacak avluya Ki benim sayısız ölülerime Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar Sevgiyle
Sayfa 101·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sanki bin yıl yaşadım, o kadar çok anım var. Tüm çekmecelerinin içinde bilançolar, Küçük aşk mektupları, şiir ve romans dolu, Tutam tutam saç yüklü, kocaman bir eşya bu, Ki daha az sır saklar kederli belleğimden. Bu bir ehram, sınırsız büyüklükte bir mahzen, Fukara kabri, ne çok ölüsü var içinde. - Ben ayın tiksindiği bir mezarlığım işte, Orda azaplar gibi sürünür uzun kurtlar, Aziz ölülerime durmadan saldırırlar. Solmuş güllerle dolu eski bir odayım ben, İçinde abur cubur, hepsi modası geçen, Ah eden pasteller ve sararmış Boucher’ler var, Yapyalnız, boş şişeden bir kokuyu solurlar. Denk değil eğri güne hiçbir şey uzunlukta, Yılların lapa lapa yağan karı altında, Sıkıntı, meyvesidir donuk meraksızlığın, Orantısını sağlar hep ölümsüz kalmanın. - Sen hiçbir şey değilsin artık, ey canlı madde! Bir dehşetin sardığı o taşın ötesinde, Uyuklarken dibinde sis çökmüş bir Sahrâ’nın; Bir sfenks ki, meçhulü tasasız bir dünyanın, Hartada unutulmuş, yaban mizacı ile Sadece şarkı söyler batıp giden güneşe.
Artık ölülerime dahi ağlayamayan bir ölüye, bir gül olup da gülemeyen kaderi bahtsız birine dönüşmüştüm.
Sayfa 204·Kitabı okudu
Efsanevi bir şiir’den minik bir kesit
-Ben Ruhi Bey nasılım - Mutlusunuz Ruhi Bey. Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım Ruhi Bey öldü Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım Bir daha görmek için ölümü Çelenkler yığılacak avluya Ki benim sayısız ölülerime Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar Sevgiyle Ve babam elinde gümüş kırbacıyla Bir başına bir ölü Annem bir limon görüntüsünün önünde giyinmiş ölümlüğünü Ölüler halinde duracak onlar da Dışımdaki ölüler, içimdeki ölüler Bir alaşım halinde, donuk güneşin altında Ve benim mutluluğumun altında Akıp gidecek bütün kötülükler Ölümün armaları gibi Akıp gidecekler en sonunda Niye ölmemeli öyleyse Yaşamak mutlu bir devinimse.
Şiir
Bu uğursuz kaderi biz yazmamıştık, ama bu uğursuz kaderin senaryosunu yazanlar ne yazık ki bizi başrol oyuncularından biri yapmıştı. Ömrüm boyunca da bu uğursuz kaderin yaftasını boynumda taşıyıp duracaktım. Artık ölülerime dahi ağlamayan bir ölüye, bir gül olup da gülemeyen kaderi bahtsız birine dönüşmüştüm.