9/10
·128 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 14:44
Öykü türünden eserleri çok sık okumadığımı her fırsatta söylüyorum. Bir hikâyenin beni yakalaması için süre geçmesi gerekiyor ve yakaladıktan sonra da çabucak bitsin istemiyorum ne yalan söyleyeyim. Öyküler bu yüzden beni bir tık itiyor. Buna rağmen iyi öykü bulduğumda da okumayı seviyorum. Ömür İklim Demir'in bu ilk kitabı ise muazzam bir öykü kitabıydı. Her hikâyede bir ters köşe, her hikâyede incelikli kurgu derken on öykünün neredeyse tamamına bayıldım. İlk iki üç öykü zaten meşhur 1994 30 Aralık pastane patlamasını konu alıyor. Onat Kutlar'ı kaybetmiştik patlamada. Diğerleri de muazzam. Şiddetle tavsiye ediyorum bu kısa kitabı.
Edebiyat
Muhtelif Evhamlar KitabıÖmür İklim Demir · Doğan Kitap Yayınları · 20249,2bin okunma
7/10
·168 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 00:34
"Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler", 2022 yılında vefat etmiş olan merhum yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Uzun süredir okunacak kitaplar listemdeydi. İsmi itibariyle bu kitap ile ilgili beklentilerim yüksekti diyebilirim. Kitap, her ne kadar İslam toplumunun önemli sorunlarına değiniyor ve yer yer günümüz Müslümanları adına iç muhasebesi yapıyor olsa da beklentilerimi tam olarak karşılamadı. Yazar, İslam dünyasının günümüzde yaşadığı sorunları; İslam’ın hayatı düzenleyen pratik bir yaşam biçimi olmaktan çıkarılıp sadece teorik bir bilgi konumuna indirgenmesi, Batılılaşma özentisi ile öz değerlerden kopulması ve Müslümanca düşünme yeteneğinin kaybedilmesi üzerinden okunmakta. Bu bağlamda, Özdenören'e göre Müslüman toplumundaki çözülmenin ana sebepleri şunlar: - İmanın pratiğe (amele) yansımaması - Batı Taklitçiliği - İslâm'ın Batılı düşünce ve yaşam tarzı üzerinden yorumlanması - Oryantalist bakış açısına teslim olma - Geçmişe Sığınma ve Eylemsizlik Genel olarak bu kitabın içeriği dahilinde, yazarın merkeziyetçi/ortodoks bir yaklaşım sergilediğini; dolayısıyla yazarın içtihat kapısını açık tutmakla birlikte pratikte metin merkezli geleneksel yorumu öncelediği ve sorunları doğrudan Batı/oryantalizm eleştirisi ve ahlâkî yozlaşma üzerinden tanımladığını söylemek mümkün. Yazarın İslâm dini ve fıkhı konusundaki bilgisini eleştirecek donanıma, bilgi seviyesine elbette sahip değilim ama yazarın söylemlerini tam anlamıyla ikna edici bulmadım. Örneğin Batılı/oryantalist düşünceyi eleştirirken "humanizm" kavramına karşı da negatif yaklaşım sergilemesini yadırgadım. Gazali, Mevlânâ ve Hasan Onat okumalarımda daha makul, daha kuşatıcı bulduğum değerlendirmeler olduğunu ifade edebilirim. Rasim Özdenören'in "humanizm"i Batı empozesi olarak ele almasına rağmen, Mevlânâ'nın
Kitap İncelemesi
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Salgında yaşamak!
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
70 yıl öncesine ait bu eser, veba salgını yaşayan Onat şehrinin sakinlerinin bu hadiseyle yaklaşık 1 yıllık serüvenlerini konu alıyor. Albert Camus bir veba şehrinde yaşamış mı, bu hadiseye tanık olmuş mu bilemiyorum. Ancak konuyu öyle farklı açılardan ve öyle derinden yakalamış ki, Covid 19 sürecini geçirmiş birisi olarak evet tam olarak böyle oldu dedirtti bana. Yazarın kaleminin kuvvetli olmasını sağlayan şey de tam olarak bu. Her hangi bir hadiseyi öyle ifade etmeli ki, okuyucu konuya öyle dahil olmalı ki, ortamın rutubetinden terlemeli, soğuğunda titremeli, kasvetinden ürkmelidir. Camus tam olarak tüm bunları bu hikayesinde başarıyor. Onat şehri bir sabah ölü farelerin hikayesiyle yeni bir güne başlıyor, sonrasında sayı artınca durumun ciddiyeti fark ediliyor. Kahramanımız Rieux’un penceresinden takip ettiğimiz hikayede, salgının başlangıcında önce durumun kabullenilmemesi, inkar edilmesi, sonrasında durumu kabullenme gibi süreçler yasın 5 evresini hatırlatıyor (1. İnkar 2. Öfke 3. Pazarlık 4. Depresyon 5. Kabullenme). Hükümet tarafından salgın kabul edilip, karantina ilan edilince şehre giriş çıkışlar yasaklanır ve psikolojik savaş başlamıştır. Kimi kaçmayı planlar, kimi kendisine ait dünyasına çekilir. Ancak doktorsanız sizin omuzlarınıza bambaşka yükler, size sormadan yüklenecek ve sizde ister istemez kendinizi meselenin tam da ortasında bulacaksınızdır. Bu süreç esnasında hayatı, dostlukları, anlamı ve anlamsızlıkları Dr. Rieux ile birlikte sorgulayacak, karısını ve yakın dostlarını kaybetmiş bir doktorun kendini işine vererek bu kaostan kurtulmaya çalışan psikolojik mücadelesine şahit olacaksınız. Camus, kitabında insanın anlam arayışını, öncesi ve sonrasıyla izah ve ispat etmeye çalışıyor. Öncesi her şey normalken yaşamı anlamak, dostluklar, lezzetler vs.
1000Kitap
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,6bin okunma
9/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 00:00
İlahi Rezonans, adından da anlaşılacağı üzere; Pierre Franckh'in kalbin yaydığı elektromanyetik alan üzerinden "isteklerin gerçekleşmesi" üzerine odaklandığı "Rezonans Kanunu", Lynn Grabhorn'un ise konuyu duygusal frekans alanı üzerinden işlediği "Çekim Yasası" adlı kitaplarında yer alan bireyin isteklerinin gerçekleşmesi adına olumlu enerjinin meydana getirilmesi çabasını manevi bir zemine oturtmakta. Yazar Cuma Bozkurt rezonansı bir fizik kuralı olmasının ötesinde, yaratıcıyla ve evrendeki ilahi düzenle "uyumlanma" süreci olarak İslâmî referanslarla da detaylandırarak ele almakta. Rezonans Kanunu kalp enerjisi ve niyetin gücü faktörlerini öne çıkarıp "neyi istersen onu çekersin, yeter ki kalbinle iste" mesajını modern bilimsel teoriler ve olumlamalar eşliğinde verirken; Çekim Yasası, kişisel deneyim ve pratik teknikler yardımıyla duygusal titreşimlere yoğunlaşır ve mottosu "Duygunu değiştir, dünyan değişsin" şeklindedir. İlahi Rezonans'ta ise ana odak noktası dua ve tevekkül olup; ayetler, hadisler ve manevi öğretiler ışığında "Yaratıcının İlahi Rezonans Alanı içerisinde iyiye, güzele, doğruya ulaşma" yolları gösterilmekte. Franckh ve Grabhorn daha çok dünya hayatındaki başarıları, sağlığı ve parayı çekmek gibi sonuç odaklı (pragmatik) bir yaklaşım sergilerken, Cuma Bozkurt rezonansı "insanın özüne dönme yolculuğu" olarak görmekte. Lynn Grabhorn'un "Çekim Yasası"ndaki söylemleri duygu kontrolüne, Pierre Franckh'in "Rezonans Kanunu" niyetin gücüne dayalıyken; Cuma Bozkurt'un "İlahi Rezonans"ı bir teslimiyet ve farkındalık sürecini ön plana çıkarmakta. Bu yönüyle, "İlahi Rezonans", her türlü beğeniyi ve takdiri fazlasıyla hak eden özgün bir çalışma. Ancak bir eleştirim bir de önerim olacak. Eleştirim biçimsel (editöriyel) bir husus. Kitabın
İlahi RezonansCuma Bozkurt · Diyez Yayınları · 202524 okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2026 8. kitabı
Konudan bağımsız, Onat Kutlar’ın Gaziantepli olduğuna asla inanamıyorum. Bu Ülkü Tamer için de geçerli. Her neyse. Adam şahane öyküler yazmış ama öykü de olsa hayvanların zarar gördüğü şeyleri sevmiyorum. Ayrıca Onat Kutlar’ın öykücülük konusunda Sait Faik’ten etkilendiği çok belli oluyor. Güzel kitap, sevdim.
KaramekeOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 200964 okunma
4/10
·68 syf.··
2026 669. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 22:42
Kitapta uygarlık, kültür ve düşünce tarihine dair göndermeler yapılmasına rağmen, somut örneklerin sınırlı kalması metni yer yer soyut ve kapalı hâle getiriyor. Bu da özellikle konuya uzak olan okurlar için meseleyi kavramayı zorlaştırıyor. Kitaptan ziyade bir basit makale havası veriyor. Köşe yazısı bile olamaz aslında. Bir web sitesindeki basit bir metne benziyor. Sonuç olarak eser, entelektüel birikimi yansıtsa da anlatımındaki basitlik, tekrar ve keskin bir düzensizlik nedeniyle daha dengeli ve yapılandırılmış bir kurguya ihtiyaç duyuyor. En güzel tarafıysa kitabın, sonraki röportaj bölümü.
Uygarlığın Kaynaklarına DoğruOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20247 okunma